Gönderen: islamidavet | Şubat 20, 2012

GİZLİ ESİRLİK :

Muzaffer Alev     GENÇLERLE SOHBET:    Gizli Sömürgecilik  

Muzaffer Alev  Ishoej- Kopenhag   14.11.2011

www.esir.webbyen.dk      muzafferalev@hotmail.com

Picture of muzafferalev     GİZLİ ESİRLİK : MÜSLÜMANLARI SÖMÜRME TİYATROSUDUR!

Haçlılar ve Siyonistler Birliği müslümanlara şeytani hileler yaparlar, müslümanların gazetecileri bile bu oyunların iç yüzünü 50-70 sene sonra anlıyabilirler!

1920 YILLARINDA; 30 MÜSLÜMAN ÜLKESİNİ İNGİLİZLER KURDU!

Bu oyunlardan bir tanesi; İngiliz Devletinin 1920 yılların da kolonisi olan bütün dünyada ki müslümanlara 30 civarında ülke hediye etmesidir.

İNGİLİZLERİN DEHŞETLİ GİZLİ TİYATRO SÖMÜRGECİLİĞİ

1920 yıllarında; İngilizler esirleri olan müslümanlara niçin islam ülkeleri hediye etmiştir?  Müslümanların Sovyetler Birliği ile birleşmemesi için. Müslümanların idarelerine, kendi Saddam ve sömürge valisi, ismi müslüman ismi olan ama aslında gizlice satın alınan veya büyük planlarla gizlice yetiştirilmiş olan, diktatör müslüman isimli generallerini yerleştirip, müslüman halkları kandırarak, uzun seneler sömürmek için.

Milli şahsiyetimize karşı oluşturulan fitneler !!!    

ÇANAKKALE VE KURTULUŞ SAVAŞLARINDA Kİ GAVUR ZULMÜNÜ

HİÇ BİLMİYORUZ! ÖĞRENME İMKANIMIZDA YOK!

İslam Alemi ve müslümanlar tarihin hiçbir devrinde böyle dehşetli bir gavurlukla karşılaşmamışlardır. Son 90 senenin rezilliği gibi bir rezillik görmemişlerdir.

Mehmet Akif ;  ’10 ciltlik acıklamalı mehmet Akif Külliyatı’ isimli kitabında bu günleri anlatıyor. Resimde sağ tarafdaki Osmanlı kadınları cepheye top mermisi taşıyorlar. Sol taraftaki Osmanlı Kadınları ise omuzlarında taşıdıkları nacakları (küçük baltaları) ile arkadaşlarını yollarda ki gavurlardan koruyorlar. Cepheye varınca da o nacaklarla gavur siperlerine saldıracaklar!  GENÇLER; BÜYÜK OSMANLI ECDADINIZ GİBİ SAMİMİ MÜSLÜMAN OLMAK İÇİN EHLİ SÜNNET İSLAMİYETİ VE TARİHİ DERSLER ALINIZ.

Aslında İslam düşmanı gavurlar; son 90 sene içinde gizli tiyatro saldırılarıyla bütün müslümanları palyaço, kedi, köpek ve fare yapmışlardır ama müslümanlar kandırıldıkları için halen gerçekleri görememektedirler! Çok az müslüman gerçekleri görebilmektedir, bu kardeşlerimi tenzih ederim. Bu kardeşlerimiz dünyada ki bütün müslümanları gavur esirliğinden kurtarmak için gerçekleri söylemenin tehlikeli ve zararlı olduğuna inanmaktadırlar. Amerika, Avrupa ve İsrail birliği müslümanların düştüğü bu aciziyetten yani zayıflıktan faydalanarak bütün dünyada ki müslümanları hızla ahlaksız, namussuz, hırsız, sahtekar, cahil ve birbirlerine düşman yapmaktadırlar.

 Picture of muzafferalev    90 SENEDİR; MÜSLÜMANLAR KENDİ ÜLKELERİNDE  GiZLi ESİRDİR, ZENCİDİR!

Komünizme karşı, bütün müslümanları 1920-1950 arası İngilizler daha ziyade Saddamları ve dinsiz gavur uşağı şeytan müslüman genaralleriyle; döverek idare ettiler.  İslamiyeti şeytanca yasak ettiler.  1100 senedir dünya hakimi olan müslümanları zır cahil yaptılar!

1950 den bu güne kadar, 30 civarında ki gizli esir müslüman ülkesini; Amerika, Avrupa ve İsrail Birliği uyduruk müslüman yaparak, yüzlerce binlerce mukaddes islami değerlerini yok ettiler.

    Picture of muzafferalev   KAFİRLER; MÜSLÜMANLARI,  MÜSLÜMANLARDAN KAÇAR DURUMA GETİRDİLER!

İslam düşmanı Gavurlar Birliğinin artık müslümanlardan hiçbir korkusu kalmadı. Çünki artık müslümanlar müslümanlara düşmanlar! İslamın düşmanlarını seviyorlar! Müslümanlar müslümanlardan nefret ediyorlar!

90 senedir kapitalist gavurlar istedikleri zaman müslümanları dinsiz, imansız veya zır cahil yapıyorlar. İstedikleri zaman  düşmanları koministlere karşı müslümanları uyduruk müslüman yapıyorlar!

“MÜSLÜMANLAR SUYUN ÜZERİNDE Kİ SAMAN ÇÖPÜ GİBİ OLACAKLAR”, HADİSİ!

Yakında; Orta doğuda ki sömürge valileri olan bütün dinsiz Saddam ve Generallerini, idarecilerini değiştirip yerlerine daha dinsiz ve zalimleri getirecekler!  Bir taraftan milyonlarca müslümanı iç savaşlarla birbirlerine öldürtürlerken, aynı zamanda, İngiliz Kolonializminin 1920 yıllarında Sovyetler Birliğine Karşı kurduğu 30 kadar müslüman ülkesini birbirleriyle dehşetli savaşlara sokacaklar. Silah, ilaç ve herşey satacaklar. Müslümanlar; Sevgili Peygamberimizin bir hadisinde belirttiği gibi, çok olacaklar ama su üzerinde duran saman çöpü gibi değersiz olacaklar!

ÇİN’İN YÜKSELİŞİNİ MÜSLÜMANLARA ZULÜM YAPARAK ÖNLEMEK İSTİYORLAR!

Savaşlarda müslümanlar aç kalacaklar.  Gavurlar müslümanları 400 seneAmerikada ki zencileri döverek çalıştırdıkları gibi, kendi dinsiz müslüman generallerine dövdürerek çalıştıracaklar! Böylece bütün müslüman ülkelerinde Çinden daha ucuza mal imal ederek çine rekabet yapmayı planlıyorlar!

 Picture of muzafferalev     MÜSLÜMANLAR NİÇİN AHLAKSIZ TELEVİZYONLARA MANİ OLAMAZLAR?

MÜSLÜMANLAR KENDİ ÜLKELERİNDE ZENCİ OLMAKTAN KURTULMALILAR!

Maalesef müslümanlarda birlik ve beraberlik anlayışı yok edilmiş. Kafaları karıştırılmış. İslam düşmanı kafirlerin ülkelerinin, her müslüman ülkesine hediye ettikleri yüzlerce tv ve radyo kanalları müslümanları tamamen manyaklaştırıyor, kafalarını daha da karıştırıyor. Samimi olarak araştıranlar durumun vehametini, çaresizliğimizi kolayca görebilirler. Müslüman ülkelerinin müslümanların olmadığını, sömürge valileri ve generallerinin olduğunu görürler.

Buyrun cenaze namazına, hatun kişi niyetine!  Erkekler kadın kıyafeti giymediler henüz ama kafirle müslüman dıştan bakınca belli olmuyor artık.  Ben Danimarka da, saçlarını sarıya boyatıp, açık saçık giyinen müslüman kızlarıyla Danimarkalı acayip kıyafetli kızları ayıramaz oldum.

YÜKSEK İMANLI NESİL YETİŞTİRMEK OLMALI HEDEFİMİZ

Tayyib Erdoğan’a çatanlar yanılıyorlar. Davul müslümanların elinde ama tokmak kimlerin elinde? Osman Gazi gibi imanlı olmak kafi değil gayri, Osman Gazinin askerleri gibi askeriniz olmalı, atınız ve kılıcınız olmalı. Türkiye halkı Osman Gazi zamanında ki gibi imanlı ve ihlasli olmalı. Bu rezil televizyonlarla, rezil radyolarla, rezil gazetelerle ve rezil dergilerle ancak rezil insanlar yetişir. Türkiyenin her tarafında gazete bayiilerinin önünden geçerken durun ve uzun uzun gazeteleri, dergileri tek tek inceleyin. Tefekkür edin, deri derin düşünün, içler acısı halimizi gerçekten iman nuruyla düzeltmek için İslami hizmetlere başlayın. Neme lazımcı olmak bizi mahveder. Hadiselerin perde arkasını görebilmemiz şarttır. Aksi takdirde müslümanlara düşman, İslam düşmanı gavurlara veya gavur müslümanlara dost olabiliriz. Gavur müslüman olurmu demeyiniz! Hemde o kadar çok ki. Kıyamet alemeti olsa gerek!

UTANMAYINIZ “İSLAMİ SOKAK HİZMETİ” YAPINIZ

Amerika, Avrupa ve İsrail Devletleri; müslümanları yüce İslamiyetten çıkarmak için devamlı çalışıyor. Müslümanların devleti ve askeri yok ki; İslamiyeti korusunlar Büyük Osmanlı Ecdadımız gibi. Devlet olmadan olmuyor!   

  Picture of muzafferalev    “İSLAMİ SOKAK HİZMETİ” :  (TIKLAYINIZ)  http://www.google.dk/#q=%E2%80%9C%C4%B0SLAM%C4%B0+SOKAK+H%C4%B0ZMET%C4%B0%E2%80%9D&hl=da&prmd=imvns&ei=8JBoT623NMrYsgaZ0OTbBw&start=0&sa=N&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.r_qf.,cf.osb&fp=4ea3dd90f262adb0&biw=1680&bih=955

 Picture of muzafferalev      ZENCİLİKTEN YANİ ESİRLİKTEN KURTULMAK İÇİN ÇARELER ARAMALIYIZ

Çılgınca İslami sokak hizmeti yapmamız gerekiyor.  “İslami davet” yapmamız gerekiyor. 1400 senedir Müslümanlar şehid olmuşlar, yaralanmışlar, zindanlarda ve hapishanelerde çileler çekmişler. Halen İslamiyet için hapiste yatan müslümanlar vardır. Hepimiz uyanmazsak, birleşmezsek vay bizim halimize.  Azgın İslam düşmanı gavurlar, ülkemizdeki şeytan ajanları ve son 90 senedir yetişen salak gavur dostları, ahlaksızlar ve namussuzlar; Türkiyemizi Afganistandan daha kötü yapıp, Büyük Selçuklu ve Osmanlı Ecdadımızın İslamiyeti 1000 sene kafirlerden korumasının hıncını, intikamını almak istiyorlar!

www.google.com   dan  “Mehmet Şevket Eygi”nin yazılarını tıklayıp okuyunuz ve “Kadir Mısıroğlu”nun videolarını seyrediniz lütfen.

Muzaffer Alev  Ishoej- Kopenhag   www.esir.webbyen.dk   14.11.2011       muzafferalev@hotmail.com

     Gençler Kadir Mısıroğlu Ağabeyimizle ilgili bütün videoları seyrediniz.  Türkiye ye  izine gidince bütün kitablarını İslami Kitabcılardan satın alarak çocuklarınıza miras bırakınız.:   http://www.youtube.com/watch?v=ieMFXIa6Vcc               http://www.youtube.com/results?search_query=kadir+misiroglu&oq=kadir+misiroglu&gs_l=youtube.3..0l10.8066.13138.0.13795.15.14.0.1.1.0.56.741.14.14.0…0.0…1ac.1.LMva6Ys91U8

  KADİR MISIROĞLU : http://www.youtube.com/watch?v=BbWIyjowZnQ&list=PL2A6B98ECEEE2F551          Cinler Hk. Bilgi : http://www.youtube.com/watch?v=Hr4FmTRfEN0

Picture of muzafferalev    Gençlerle Sohbet :  “Selin önünde saman çöpü gibi olacaksınız!”  (Hadis-i Şerifi) : (TIKLAYINIZ) : http://islamvesulh.wordpress.com/       http://www.eyupgazetesi.com/selin-onundeki-saman-ve-cercop-gibi-halimiz-makale,2212.html

 

 

  Necmi Agabey Kader Mevzuunu anlatiyor : https://www.google.dk/#q=cantaci+necmi    http://www.youtube.com/watch?v=-6MHAfxupFg

 

 

 NİÇİN MUSLUMAN OLDU - HIDAYET YOLU - LEYLA YILDIRIM   Rus radyo spikeri Sofia, nasıl Müslüman oldu:     https://www.youtube.com/watch?v=7oJG18dcaJE        

 NİÇİN MUSLUMAN OLDU - HIDAYET YOLU - LEYLA YILDIRIM   Rus radyo spikeri Sofia, nasıl Müslüman oldu:   https://www.google.dk/search?q=rus+radyo+spikeri+Sofia+nasil+m%C3%BCsl%C3%BCman+oldu&source=lnms&sa=X&ei=Kt7SU4-EJqOC4gSSqYGACA&ved=0CAcQ_AUoAA&biw=1920&bih=985&dpr=1                                            

 

 

  islami Siteler :   http://www.ilahi.wordpress.com       Ana Babaya itaat :     http://ilahi.wordpress.com/category/dini-filmler/

 

Australien University Student  Convert to islam 1 ;  (English-Turkish) ; http://www.youtube.com/watch?v=dC4Lsfutx38

   Story of young Muslim Australians 2 :  Avustralyalı gencin Müslüman olma hikayesi 2 : (English-Turkish) : http://www.youtube.com/watch?v=0qSuJyhiboI

   Müslüman olan büyük bir papazin yazdigi kitabi okuyunuz :  http://www.habervaktim.com/haber/349181/hiristiyanliga-reddiye.html         https://docs.google.com/file/d/0B_TWCeDpz9J7aU90UGc0Vml2VjQ/view?usp=sharing&pli=1&sle=true   (Kitabi okuyabilir veya indirebilirsiniz.)

  Atatürk’ün sansürlenen mektubu, Kuran safsata! Kadir Mısıroğlu :  http://www.dailymotion.com/video/xw4rw1_5-ataturk-un-sansurlenen-mektubu-kuran-safsata-kadir-misiroglu_news#.UdnD277U-Uk

  Recep Tayyip Erdoğan – Kadir Mısıroğlu :  https://www.youtube.com/watch?v=1val_Mkf11k

    TARiHTEN BUGÜNE KURTARICI MEHDi ARAYIŞLARI ( I ) – (29. :  http://www.youtube.com/watch?v=-1RKC3Wsck8

  Bu Sohbeti İzleyen Namaz’a Başlıyor! : http://www.youtube.com/watch?v=M1hI3gDq05s&feature=share            http://www.youtube.com/user/soundsinteresting33?feature=Watch

     Fatih Yagcı Risale i nur dersleri :  http://www.sozlerkosku.com/fatih-yagci/

     Bütün Dertlerinizin İlacı Bu Sohbette :  http://www.youtube.com/watch?v=OLi_To0hhbc

   Mehmet Yıldız : Rabbinizi hiç böyle tanımış mıydınız? : http://www.ortakpaylas.com/dini-sohbetler/rabbinizi-hic-boyle-tanimis-miydiniz-mehmet-yildiz-sozler-kosku-bornovaizmir/

     Kabe’de Osmanlı revakları yıkılmaya başlandı

Büyük Osmanlinin Allah Rizasi icin yaptigi Revaklar yikilmamali, Kabenin etrafindaki; Amerika, Avrupa ve israil birliginin yaptirdigi, inek cobani binalari yikilmali. Bu cowboy binalari Kabenin 10 – 20 km uzagina tekrar yapilabilir. Kabenin etrafi yemyesil ve agacli olmali. 50 (elli) milyon müslümanin tavaf yapacagi bir duruma getirilmeli. Londra gibi yer alti trenleri olmali. Bisikletle dahi gencler Hacca gidebilmeli.  Bütün yollarin mekke ye ciktigi tren yollari yapilmali. Kabe; Haclilarin ve Siyonistlerin oyuncagi, esiri olmaktan kurtarilmali.
Muzaffer Alev  Kopenhag          http://www.risalehaber.com/kabede-osmanli-revaklari-yikilmaya-baslandi-163699h.htm

 Mustafa Kemal’ ın Lisan İnkılabı Bir Cinayettir! – Kadir Mısıroğlu : http://www.youtube.com/watch?v=4H6rmnKumNo

 YUNANI DENiZE DÖKME PALAVRASI VE TiRYAKi HASAN PAŞA -     KADiR MISIROĞLU :   http://www.youtube.com/watch?v=UKxRX-PCQnU

   Türkce bilen kardeslerimiz,  Hukukcu ve tarihci Kadir Misiroglu`nun bütün videolarini sabirla seyretmeli : http://www.youtube.com/watch?v=jMnBF6L30e0

     Risale-i Nur’da Muhteşem Yüzyıl’a reddiye :  http://www.risalehaber.com/risale-i-nurda-muhtesem-yuzyila-reddiye-163871h.htm

     *Gerçek Tarih*imizi öğrenmeliyiz!
Muzaffer Alev
Allah; ihlasli, mücahid ağabeylerimizden razı olsun. 1963 senesinden itibaren vukubulan zulümlere bende şahid oldum. Danimarka televizyonu sık sık Hristiyan ülkelerinin yaptığı; İslam ve Müslümanların düşmanı sinsi aşağılayıcı filmleri ve programları gösteriyor. Bu filmleri seyreden gayri müslimler ve zavallı müslüman çocukları İslamiyete ve Müslümanlara düşman olurlar. Hızla düşman olup İslamiyetten uzaklaşıyorlar şimdiden. Bütün Müslümanların uyanıp gerçek düşmanlarını bilmeleri, öğrenmeleri gerekiyor. Korkarım çok yakında Türkiye Afganistandan kötü olacak. Osmanlı torunlarından intikam alacak İslam düşmanı batılılar. Bütün Müslümanların tarihlerini; Müslümanlar yazmamış 90 senedir. Kimin yazdığını araştırıp bulunuz lütfen! Yakında savaşlarla orta doğuyu aç bırakacaklar. Açlıktan kendisi ve ailesinin ölmesini istemiyenlerin ellerine silah verip iç savaşları artıracaklar ve aynı zamanda Müslümanları Çin ve Rusya üzerine savaşa gönderecekler. Uyanmalıyız Muzaffer Alev Kopenhag
08 Aralık 2012 Cumartesi 21:27

     İşte Said Nursi’nin malvarlığı: http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=75156

 Ehl-i Beyt’e Saygı Üzerine Röportaj; Mustafa Kaplan : http://www.ehlibeytkimdir.com/2011/07/ehl-i-beyte-saygi-uzerine-roportaj-mustafa-kaplan/

   KADiR MISIROGLU ;  OSMANLI, SiA VE DiGER MÜHiM SORULAR : 25-05-2013 Konferansı :  http://www.kadirmisiroglu.com/vdeolar/cumartesi-sohbetleri/257-25-05-2013.html

     Mustafa İslamoğlu ve Cemaleddin Afgani :  http://www.dailymotion.com/video/xmxfx0_mustafa-yslamoylunun-cemaleddyn-afgany-ve-fes-yle-ylgyly-yazdiklari-doyrumu_tech

   Hak bir mezhep olmayan ve ehl-i sünnet içinde kabul edilmeyen Şianın doğuşu: http://www.forumankebut.net/forum/sevgi-ve-hosgoru-ekseninde-islam/60504-hak-bir-mezhep-olmayan-ve-ehl-i-sunnet-icinde-kabul-edilmeyen-sianin-dogusu.html        (Mehmed Kırkıncı Hoca Efendinin ‘Alevilik nedir’ isimli kitabından)

   Sorularla Alevilik :  http://www.sorularlaalevilik.com/   

   Şule Yüksel Şenler İkiz Aynasına Konuk Oldu : http://huzursokagidizi.com/sule-yuksel-senler-ikiz-aynasina-konuk-oldu/

Keşke ropörtaj daha uzun olsaydı. Şule Ablamız, Hanımım Gonca Gülsel Alev’in Ablasıdır. Gonca Hanımda da çok yüksek samimiyet, İman, İslami hizmet, hitabet kabiliyeti vardır elhamdülillah. Bu yüksek hasletler Allahın bu iki kardeşe bir hediyesidir. Gonca Hanımın 5 sene her hafta yaptığı çok heyecanlı Kopenhag da Radyo sohbetleri vardır. 1984-1989 senelerinde Kopenhag da Gurbet Radyosu ve Fatiha Radyosun da yaptığı bu sohbetlerin sadece 10 saat kadarını teybe alabilmiştim. Radyo sohbetlerinin tamamı yazılı olarak kendisinde mevcuttur. Yeni neslimize çok faydalı olacağını düşündüğüm bu sohbetlerin Cd li kitab olarak neşredilmesini çok arzu ediyorum ama Gonca Hanımı ikna edebilmek imkansız gibi. Daha önce ‘Gurbet Radyosu’ kitabında; neşreden yayınevi tarafından hile yapılması çok üzücü bir hadiseydi maalesef. Şayet birgün bu eserin neşredilmesi fikrim kabul edilirse yeni nesle heyecanlı güzel bir İslami hizmet dersi vereceğine inanıyorum. Şule Ablamızın ve Çevresindeki dindarların kendisini ikna etmesi gerekiyor. Bu vesile ile bu mektubu yazdım.          Muzaffer Alev  Kopenhag        http://www.esir.webbyen.dk  muzafferalev@hotmail.com

  Emine Erdoğan gözyaşlarını tutamadı: http://www.haber123.com/siyaset/emine-erdogan-gozyaslarini-tutamadi-h5435.html

       Mustafa Kemal’in cenaze namazı ve ölüm saati, Üstad Kadir Mısıroğlu: http://www.youtube.com/watch?v=-YOLSJeHhUI

      Üstad Kadir Mısıroğlu – Atatürk olmasaydı diyen Kemalistlere ithaf olunur – 2 :  http://www.youtube.com/watch?v=OUbVCU53Fr8&feature=related

Picture of muzafferalev  Danimarkalılar alışkındır bu duruma…    İngilterede bu durum gayet normal. Danimarkada, Danimarkalıların nesrettiği bir İslami kitabın kapağına böyle bir resim koymuşlardı. Daha ziyade Pakistanlı ve Arab Kardeşlerimiz yaz günlerinde otobüslerinin yanına seccadelerini serip namaz kılıyorlar. Otobüse binmek için sıra bekliyen Danimarkalılar da bu durumu seyrediyorlar. Otobüsün kapısı kapalı oluyor.  Herşey dakikayla oluyor. Şöförün namazı bitince otobüse giriyor. Yolcuları içeri alma dakikası gelince Şöför ön kapıyı açıyor. Kartı olanlar kartını makinaya basarak, olmıyanlar biraz daha yüksek ücret ödeyip bilet alıyorlar şöförden.Ve otobüs hareket ediyor. Bizdeki demokrasi hakiki demokrasi değildir. 1925 senesinde *İnkilaplar uğruna 500 000 şehid verdik* ve *Kel Ali* yi İnternette arayınız ve görünüz bizdeki demokrasiyi. Asılan hocalar Çanakkale ve İstiklal Harbi gazileriydiler. Mehmet akif Mısır’a kaçmasaydı onuda asacaklardı! *Kelebekler Sonsuza uçar* filmini internette seyrediniz.
Muzaffer Alev     Kopenhag     www.esir.webbyen.dk

Otobüste Namaz, Cumhuriyet’i Gerdi :  http://www.tevhidhaber.com/news_detail.php?id=86119&uniq_id=1358543783

   A HABER / DEŞİFRE: “TSK’DA İSRAİL’E ÇALIŞAN GENERALLER VAR” :  http://www.youtube.com/watch?v=4aL5dyZrph8

    3. Dünya Savaşı & Armageddon Gerçekleri ! Uyanın! Wake Up! :  http://www.youtube.com/watch?v=XCi1iBX-jWc

       Camiyi Yıkıp Yerine Gazino Yapmışlar : http://www.netpano.com/haber/5316/Camiyi/Yıkıp/Yerine/Gazino/Yapmışlar     Osmanli Pasalari Cami, medrese, hastahane, cesme v.s yaparmis. Simdiki pasalar Balyoz yapiyorlar!  Evren pasa ise CIPLAK KADIN resmi yapiyor!

Picture of muzafferalev  A HABER / DEŞİFRE: KÜRESEL GÜÇLERİN SURİYE VE TÜRKİYE OYUNU: EVANGELİZM:  http://www.youtube.com/watch?v=r0zZmkjZsSE

   Dr. Ramazan Kurtoğlu, İran İslam’ın iç yırtığı olarak görülüyor:  http://www.youtube.com/watch?v=t4-x7Q3XJng

Picture of muzafferalev   SEN NE İSTİYORSUN?  :   Bana yaptığım bu İslami Sitelerden dolayı sen ne istiyorsun, gayen nedir diye soranlara derim ki; Ben ihtiyar, aciz ve garib bir Müslümanım.  Müslüman evlatlarının dindar, imanlı, terbiyeli, ahlaklı ve batılılara örnek bir Müslüman olmalarını isterim, arzu ederim.  Dindar bir Müslüman melek gibi olur.  Kimseyi üzmez ve incitmez. Müslüman çevresindekilere zarar vermez, yardımcı olur, şefkatli, müşfik ve samimidir.

EL Baki Hüvel Baki  (Sonsuz olan sadece Allahtır)

Muzaffer Alev    Kopenhag   muzafferalev@hotmail.com      www.esir.webbyen.dk   27.10.2013

 KADiR MISIROGLU : http://www.kadirmisiroglu.com/vdeolar/cumartesi-sohbetleri/277-26-10-2013.html     http://www.kadirmisiroglu.com/

      (C040)   Cumartesi Sohbetleri, Üstad Kadir Mısıroğlu, 13.10.2012 : http://www.youtube.com/watch?v=Hr4FmTRfEN0

    DANİMARKA DA TÜRK İMAMLAR İSLÂMLA SAVAŞIYORLAR MI? 

Avrupadan 25 senedir kac tane Diyanet imami kovulmustur? Suclari nedir? Kim kovmustur? Müslüman cocuklari  25 senedir nicin ve nasil manyak yapilmaktadir?  Nicin mani olamiyoruz?  Perde arkasinda ki gizli İÇ VE DIŞ  güçler kimlerdir?   Chp nin İslamiyete sinsi zulmü müdür?

(veya Türk imamlar İslâma karşı mı!)      Yukarida ki resim: Konsoloslukta oturan yeni müşavir baş imam (27.02.2012)

Muzaffer AlevMuzaffer Alev  

DÜNYA MÜSLÜMANLARI 90-100 SENEDİR, GÂVURLARA ;  YANİ İSLÂM DÜŞMANLARINA ESİRDİR!

GİZLİ HAÇLI VE SİYONİZM ESİRİ OLDUKLARI İÇİN KENDİLERİNİ  HÜR  ZANNEDERLER!

Sevgili Gençler, Amerika, Avrupa ve İsrail Birleşik Devletleri (A.A.İ)  ve bu devletlere hakim olan Siyonist Yahudiler Müslümanların gizli kölelik halleriyle ilgili bir haber verirlerse, bazı gerçeklerden haberimiz oluyor. Aksi takdirde koyun gibi uysal ve habersiz yaşıyoruz. Mehmet Akif gibi bir çağlayan, eşşiz imân kahramanı, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı Gazisi sarıklı kahraman arkadaşlarıyla beraber 1. Mecliste 4 sene millet vekilliği yapmış da hep susmuş. Konuşturmamışlar. Mısır’a kaçmasaymış kimbilir başına neler gelecekti!

  Picture of muzafferalev       ERGENEKON’UN AVRUPADA Kİ  DİYANET CAMİLERİYLE BİR BAĞI VAR MI?  AVRUPADA DİYANET CAMİLERİNİN,  ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİYLE BİR BAĞI VAR MI?  YÜKSEK İMÂNLI, MÜBAREK TÜRKİYELİ YEŞİL PASAPORTLU İMAMLAR NİÇİN VE KİMLERDEN ÇOK KORKARLAR?

2009 senesi Ağustos ayında Türkiye de tatilimi geçirirken hergün bir Vakit Gazetesi alıyor  ve okuyordum. Abdurrahman Dilipak bir makalesinde enterasan bir cümle yazdı.

–  Ergenokonun Avrupa ayağı ne zaman gündeme gelecek?

Evet değerli genç kardeşlerim, akla pek çok soru geliyor. 40 senedir Danimarkadayım. Türkiyeli yeni neslimizi tamamen kaybediyoruz! Eski nesli zaten kaybettik! Niçin? Nasıl? Sebepleri nedir?  Hileler, oyunlar, şeytanlıkları 11 eylül 2001 tarihinde Amerika, Avrupa ve İsrail’in  Nevyork’da ikiz kuleleri bombalamasından ve vurmasından sonra yavaş yavaş anlamaya başladım. Ancak Türkiyede ki kanunlar gerçekleri yazmama ve konuşmama mani oluyor.

“GEMİSİNİ KURTARAN KAPTAN” ANLAYIŞINI TERKETMELİYİZ.  HEP BERABER ÇOCUKLARIMIZI DİNSİZLİK VE AHLÂKSIZLIK ATEŞİNDEN KURTARMAK İÇİN BİRLİKTE ÇABA SARFETMELİYİZ!

Halkımız nemelâzımcı yapılmış. Bazı gerçekleri duyanlar olsada çevresindekilere söylemiyorlar. Böylece yeni nesiller Yüzlerce Türkiye ve Avrupa Televizyonlarıyla, gazeteleriyle, okullarıyla, kütüphaneleriyle kandırılıyorlar. Türkiyeli gençler ve çocuklar bütün dünya da, hep aynı yalanı duyunca, görünce, okuyunca inanıyorlar. Avrupa  kütüphaneleri ve Türkiye kütüphaneleri hep yalan ve düzmece kitaplarla dolu. Maalesef yeni neslimiz boş kafalı yetişiyor!  Salak, manyak, ruh hastası, Ahlâksız, mankafa,  geri zekalı, uyuşturucu, alkol ve sigara bağımlısı oluyorlar.  Amerika, Avrupa ve İsrail’in İslâm dinine karşı olan gizli Haçlı ve Siyonist savaşı münafıkça bütün dehşetiyle gençlerimizin ve çocuklarımızın imânını çalıyorlar, başarısız ve ruh hastası yapıyorlar.

Picture of muzafferalev       AVRUPADAKİ TÜRKİYELİLER HİÇ ÖLMİYECEKMİŞ GİBİ ÇALIŞIYORLAR AMA YARIN ÖLECEKMİŞ GİBİ AHİRETİ HATIRLAYIP HİÇ OLMAZSA BİRAZCIK SEVGİLİ EVLÂTLARININ İSLÂMî TAHSİLİNİ DÜŞÜNMÜYORLAR! EN YÜKSEK İMÂNLI EVLÂTLARI YETİŞTİRMEK İÇİN YARIŞMALIYIZ!  YAVRUNUZU  İSLÂMİ BİR OKULA GÖNDERMENİZ KÂFİ DEGİLDİR.  HİKMETLİ,  İRFANLI, MÜNEVVER MÜSLÜMANLARLA TANIŞMALILAR, DEVAMLI DERSLERİNi DiNLEMELiLER, CEMAATLERİNDE BULUNMALILAR.

Avrupalılar, bu işlerde Müslümanlardan satın aldığı gizli casuslarını, Müslüman yeni neslimize ve cahil ebeveynlere karşı kullanıyorlar! Gazeteye ilan verdikleri zaman binlerce Üniversite mezunu ve akademisyen Müslüman,  Dindar Müslümanlara ve İslâmî grublara karşı, gizli casusluk yapmak için müracaat ediyor!

Türkiye de ve Avrupa da Diyanet Camilerimiz ve muhterem değerli imamlarımız ekmek parasını kaybetme korkusu içinde yaşayıp, verilen gizli emirlere itaat ediyorlar.

Netice de yeni neslimiz Amerikalı Harlem Zencisi, gizli esir, ahlâksız, ruh hastaları oluyorlar!  Ebeveynler ise daha zengin olmak, çevrelerindekilere arabalarıyla, satın aldıkları evleriyle, ev eşyalarıyla, paralarıyla, gösteriş yapmak  için koşturup duruyorlar.

Picture of muzafferalev       KOPENHAG DA  GERÇEĞİ SÖYLİYEN BİR DİYANET İMAMI! 

Kopenhag da bir Diyanet İmamının bir düğünde masada yanında oturanlara söylediği sözler çok manidardır.

– Arkadaşlar benim sizin çocuklarınıza İslâm dinini öğretme yetkim yoktur. Gidin istediğiniz yere şikayet edin. Benim vazifem sizlere namaz kıldırmaktır!

(Not: Maaşı konsolosluk verdiğine göre bu imam efendi herhalde konsolosluğa şikayet edebilirsiniz, demek istemiştir. Avrupada ki Türk halkının çoğu o kadar kötüdür ki, hemen arkadaşlarını konsolosluğa veya Danimarka vergi dairesine, polise v.s  şikayet ederler. Bu duruma Danimarkalı idarecilerde şok olmaktadır. Yani birileri bizi bize şeytanca düşman etmiş. Bizleri kalleş, birbirini çekemeyen, hasta ruhlu, komik kuklalar yapmışlar!)

 Picture of muzafferalev     DİYANET İMAMLARI, DİNDAR SUBAYLAR,  DİNDAR ÖĞRETMENLERİN, BAŞÖRTÜLÜ ÖĞRENCİ KIZLARIMIZIN ÇİLELERİ!

Avrupada ki muhterem diyanet imamlarının durumu, aynı Türk Ordusundaki hanımı örtülü olan veya içki içmeyen subayların ve assubayların durumu gibidir.

Muhterem İmam Efendilerimiz, susmalısınız, yoksa sizi bir cümlenizden dolayı Türkiye ye atarlar! Çok atılan imamlar gördük! Şikayet edenler ise cami idare heyetinde ki casus, münafık, kukla Müslüman bozuntularıdır!

Halkımız zır cahil yapıldığı için maalesef meseleleri anlıyamıyorlar. Hatta halkımız, çevrelerin de, dindar, İslamî bilgili ve değerli bir iki kişi olursa, onlara düşman ediliyor!

Yine bu sene Türkiye de  izinde dişcide sıramı beklerken, bir lise öğretmeni ile yine aynı lisede edebiyat öğretmeni olan modern avrupa kıyafetli hanımı ile tanıştım.  Danimarka da ki diyanet imamlarının zavallılığını ve atılmamak için ne kadar çaba sarfettiklerini anlattım. Lise öğretmeni aile ;

- Bizde aynı Danimarka da ki diyanet imamları gibiyiz. Bizimde Müslüman olmamız yasaktır. Biz de her hareketimize ve sözümüze çok dikkat ediyoruz, dediler!

 Picture of muzafferalev    AFGANLI MÜCAHİDLER, TERÖRİST 48 İŞGALCİ DEVLETE  KARŞI VATAN KAHRAMANI MELEKLERDİR

Gâvurlar, yani İslâm düşmanları; 1920 yıllarından beri gizli  esir ettikleri Müslümanları, istedikleri zaman dinsiz, ahlâksız, istedikleri zamanda Komünizme karşı iyi Müslüman yapıyorlar. Afganlı, Pakistanlı ve Arab Müslümanlar sayesinde Komünizme son verilince, New York da, World Trade Center de, ikiz kuleleri  kendileri yıkarak, “2. Pearl Harbour, 11 Eylül” olayında yaptıkları gibi, kendi 3000 Amerikalı vatandaşlarını tekrar merhametsizce öldürüyorlar. Bu şeytani olayla,  Mübarek garib Afgan halkını terörizm yalanıyla suçlayarak Afganistanı işgal ediyorlar.  Zavallı Müslümanları İstedikleri zaman yine dinsiz imânsız yapıyorlar.  Çünki, Terörist İngilizlerin 1920 yıllarında Komünizme ve Sovyet Rusya ya karşı, kolonileri olan bütün dünya Müslümanlarına masa başında sınırlarını çizip, İslam Ülkeleri hediye etmesi, 1920 lerde,  İngiliz ve 1946 sonrası Amerikanın gizli tiyatro, yalan, hile, soygunculuk, teröristlik sömürgeciliğini mümkün kılmıştır.

 Picture of muzafferalev   MÜSLÜMANLARA İNGİLİZLER ŞEYTANî BİR TİYATRO HİLESİYLE 40 İSLAM ÜLKESİ HEDİYE EDİYOR!

Yani 1920 li yıllarda İngilizler, Müslümanların generallerini satın almışlar.  Onlara, Sovyet Rusya ya karşı, gizli İngiliz kolonisi,  yeni İslâm Ülkeleri hediye edince, Müslüman ülkelerinin generalleri ve orduları, İngilizlerin emir kulu, gizli şeytanî esiri, kuklası olmuş, 1946 larda ise 2. Dünya savaşı sonrası güçlenen Amerika’nın Emir Kulu yani gizli esiri olmuş Müslümanların generalleri ve ülkeleri.  Vahşi Haçlılar ve Siyonist Yahudiler böylece, bu günlere kadar, Müslümanlarla, Komünizmin atom gücüne karşı, kedinin fare ile oynadığı gibi oynamışlar, halen şeytanî  Siyonist Yahudi ve Terörist Haçlı yalanları, hileleri, teröristlikleri ve gizli şeytanî  saldırı tiyatrolarıyla, Müslümanlarla kukla gibi oynamaya, alay etmeye devam ediyorlar.

Picture of muzafferalev    YEMEĞE ÜŞÜŞEN SİNEKLER GİBİ, BÜTÜN KAFİRLERİN MÜSLÜMANLARA SALDIRACAĞINI SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ BİR HADİSİNDE BİLDİRMİŞTİR!

Afganistanda ki  48 Gâvur Ülkesinin bu günki kalleş ve kancıkça iğrenç savaşı bunun bir örneğidir.  Kalleş Siyonist ve Haçlı Gâvurlar, kendi evlatlarının (askerlerinin) öldürülmesini arzu etmedikleri için,  Komünizmi yok etmek için, şeytanî dehşetli bir hile ve oyun yapmışlardır  zavallı Mübarek Müslüman Afgan halkına.  Afganistanda, 20000 Taliban (Talebeler) okulu açmışlar. Her birinde bin – iki bin kız ve erkek öğrencinin melek gibi güzel Müslüman yetiştirildiği bu okullarda, 10 milyonlarca melek gibi, sahabî ahlâklı yani Sevgili Peygamberimizin arkadaşları gibi melek ruhlu, Yıldız Müslümanlar yetiştirilmiştir. Bu gerçek yüksek imanlı Afganlı, Arab  ve Pakistanlı Mücahid Kardeşlerimiz, Rus işgalcileri, Afganistandan söküp atmışlar, ancak kalleş Amerika Neo Con’ lar ve Yahudi Bush’un avaneleri, yardakçıları, işbirlikçileri, Nevyork da ikiz kuleleri, kendileri, binalara yerleştirdikleri bombalarla yıkıp,  kalleşce ve şerefsizce zavallı Afganlıları şeytanca suçlayarak, Afganistanı işgal etmişlerdir.

 Picture of muzafferalev    AFGANLI ÇOCUKLARA KÖTÜ ÖRNEK, GÂVUR KIYAFETLİ, TÜRKİYELİ BARBi ÖĞRETMEN KARILARI!

Çinle savaşmak isteyen Amerika, Çin’in hemen yanına Atom Üs’lerini kurmak istemektedir.

Peki bunların bizle ne ilgisi var derseniz, şu anda Afganistanda 1775 askerimiz var. Her halde bu askerler Taliban Mücahidlerine karşı, Afgan Okullarını koruyorlar! Trt de seyrettim, Barbi Bebeklerine benziyen, Amerika kızları gibi genç Türk öğretmen karılar, zavallı Afganlı çocuklara öğretmenlik yapıyorlar! Bu komik, uyduruk Müslüman karılar, Amerikanın Üniformasız, komik, sözde Müslüman, aslında Haçlı ve Siyonist gizli kukla askerleridir! Uzun Zamanda, yavaş yavaş Afgan Çocuklarını kalleş ve ahlâksız, namussuz, dinsiz, alkolik, sigara tiryakisi, şımarık Amerikalı yapacaklardır. Bu karılar,  Afganlı Evliyaların zavallı çocuklarına çok kötü örnek oluyorlar. Amerikalı Siyonist ve Haçlı Şeytanlar, Müslümanları, sözde, uyduruk Müslümanlarla kandırıyorlar!  Yazıklar olsun, sesini çıkarmayan kah kah kah, kih kih kih gülüp eğlenen dünya Müslüman gâvurlarına.

 KOPENHAG HERLEV  BELEDİYE MECLİSİ ÜYESİ, 26 YAŞINDA TIB DOKTORU, AFGANİSTANLI “FATIMA SHAH” BİR GAZETEYE KUR’AN ALEYHİNDE  BEYANAT VERMEDİĞİ İÇİN ÜYELİĞİ İPTAL EDİLDİ!     (internette Fatima Shah- Omar Shah diye arayiniz. Omar Shah Agabeyidir.)

Danimarka da, Belediye ve Hükümet seçimleri  olacağı zamanlarda, bir tane bile iyi Müslüman aday bulamıyor Müslümanlar rey yani oy vermek için. Zira bütün adaylar, ya İslâm düşmanlarından veya kukla cahillerden  oluyor.  İslâm düşmanı veya İslâm Ülkelerinin düşmanı olmıyan Danimarka da veya Avrupa da  meclise veya belediye meclisine aday olamaz. Avrupanın  Demokrasi Şeytanlığını yaşıyarak görüyoruz. 60 rey alan bir Yahudi, millet vekili olabilirken, Mübarek Danimarkalı İmam Abdul Wahid Pedersen, 2000 rey aldığı halde, Kopenhag Belediye Meclisine seçilemiyor!  6000 rey alması gerekiyormuş!  Abdul Wahid Pedersen isimli kardeşimizi Kur’anı Kerim aleyhinde beyanat vermediği için bir partiye almıyorlar. O da partisizlerle seçime giriyor.  Bu şeytanî haçlı ve Siyonist demokrasisini Afganistana getirmek için zavallı şerefli ve kahraman, yüksek imânlı Afganlı kardeşlerimizi şeytanca öldürüyorlar. Dünyada Müslüman kalmamış ki sesleri çıksın.

DANiMARKALI iSLAM DÜSMANLARININ GÖRÜSLERi : http://www.mosaisk.com/muslim/Muslimer-Islam-Fundamentalister-Danmark.php

 Picture of muzafferalev     GÂVURLAR YANİ İSLÂM DÜŞMANLARI, DEMOKRASî TİYATROSU İLE MÜSLÜMANLARI 90-100 SENEDİR ZALİMCE SÖMÜRÜYORLAR, MÜSLÜMAN ÜLKELERİN DE İÇ SAVAŞLAR ÇIKARIP MÜSLÜMANLARI SOYKIRIM YAPIYORLAR!

Danimarka da, Avrupa da,  siyasî Partiler, partilerine aldıkları İslâmdan uzak veya İslâm düşmanı  millet vekili adaylarıyla,  cahil bırakılmış Müslümanları kandırıp 150 – 200 veya 300 adet reylerini alınca belediye meclisine seçiliyorlar, Abdül Wahid Kardeşimiz maalesef 6 000 rey’i alamıyor. Siyonist ve Haçlı Demokrasi Şeytanlığı işte böyle sömürüyor  ve kandırıyor islâm dünyasını ve Avrupadaki Müslümanları!

90 – 100 SENEDİR DÜNYA MÜSLÜMANLARI MODERN, GİZLİ  KÖLEDİR, AMA ANLIYAMIYORLAR!

Müslümanları ayı gibi oynatıyorlar yüzlerce bedava satelit kanallarıyla. Çinliler çalışıyor. Müslümanlar kah kah kah, kih kih kih oynayıp, oynatılıp duruyorlar, islamiyete uymayan iğrenç ve komik düğünler yapıyorlar. Fakir fukaranın ahını, iniltilerini işiten yok. Demek ki modern kölelik böyle oluyor!

MÜSLÜMANLAR;  İSLAM DÜŞMANLARINDAN BİRLİK VE BERABERLİK DERSİ ALMALILAR!

Gençler, Değerli Kardeşlerim;  Danimarkalı politikacılar birbirlerini sevmedikleri halde, seçim zamanların da hepsi birden Müslümanlara karşı oluyorlar, yani bir nevi birleşiyorlar ve Televizyonlarla, radyolarla, gazetelerle, dergilerle Müslümanlara saldırıyorlar, sandalye sayılarını çok yükseltiyorlar! Bazı Sosyal Demokratlar Müslümanlara  dost görünüyorlar ama aslında hile ile kandırıyorlar. Onlardan da çok kötü Müslümanlara saldıranlar oluyor.

TÜRKİYE DE MUHALEFET YANLIŞ YAPIYOR, KENDİLERİ İKTİDARDA OLSALAR HİÇBİR ŞEY YAPAMIYACAKLARINI PEKALA BİLİYORLAR, HALKIMIZI KANDIRIYORLAR!

Bu, Danimarka siyasî partilerinin İslâma karşı birleşme durumu, Müslüman ülkelerinde tersine oluyor, muhalefet dış güçlere karşı iktidarla birleşmiyor, aksine iktidara saldırıyorlar! Yani perde arkasındaki gâvurlar ve Müslüman ülkelerinde ki vahşi gâvur kuklası, satılmış kuklaları;  Müslüman ülkelerinde  iktidar da bulunan,   iyi Müslümanlara saldırıyorlar.  Bunlar, yani İslam Ülkelerinde ki muhalefet partileri, İslâm ülkelerinin 100 senedir, gâvurlara yani dünya İslam düşmanlarına esir olduğunu çok iyi biliyorlar. Ama gâvurun parasını gizli olarak aldıkları  için, gâvurun davulunu güm güm güm devamlı çalıp duruyorlar. Sanki kendileri iktidar olsa, İslâm ülkelerin de herşey düzelecekmiş gibi şeytanî davranıyorlar!  Böylece Müslüman iktidarların, gâvur ülkelerine taviz vermelerini sağliyorlar. Gâvurların 100 senedir cahil bıraktığı Müslüman halklar, maalesef bu oyunu, gâvur hilesini anlıyamıyorlar.

 Picture of muzafferalev  GÂVURLAR  İSLAMİYETİ YERYÜZÜNDEN KALDIRMAK İÇİN ÇALIŞIYORLAR!

Gavurların yani İslam Düşmanı Devletlerin Vatikanı (Halifelik Makamı), Papaları (Halifeleri) var.  Biz Halifemizi akrabalarıyla beraber yurd dışına atmışız! Açlığa ve ölüme terk etmişiz. İslam Aleminin başı kesilmiş. Müslümanlar başsız gezen cenazeler olmuş. Yakında İslamiyeti ve Müslümanları tamamen dünya’dan kaldırma çalışmaları yapılıyor!  1490-1502 yılları arasında, 300 milyon Amerikalı Yerliyi acımasızca yok edebilen Vahşiler, bunuda acımadan yaparlar. Amerikaya yerleştikleri gibi İslam Alemine yerleşirler! Hatta yerleştiler bile.

Eğer biran önce İslamiyeti ve dindar Müslümanları öldürerek yeryüzünden kaldırmazlarsa, Amerika, Avrupa İsrail ve bütün dünyanın Müslüman olacağından korkuyorlar!

Picture of muzafferalev      1930 YILLARINDA BİNLERCE CAMİ VE MESCİD NİÇİN YUNANLILARA VE ERMENİLERE SATILDI?

1920 lerde, Türkiye de, 2. Meclis te, az kalsın Padişahlarımızın Türbelerini açıp iskeletlerini yurt dışına atacaktık! Her halde halkımızın tepkisinden korktular ve başaramadılar! Ecdadına okullarında tarih kitaplarında, derslerinde ve medya da devamlı küfreden herhalde tek komik ülke biz olmalıyız dünyada!

Türkiyemiz de, 1930 lu yıllar da Binlerce Cami ve Mesciti neredeyse bedavaya Yunanlılara, Yahudilere  ve Ermenilere satıp, hayvan ahırı, Şaraphane, Meyhane, depo, hatta yıktırıp ev yapmalarına müsaade veren kimlerdi acaba?   Lütfen, internette google de “ satılan binlerce cami ve mescitler” i  arayınız ve hepsini okuyunuz!

Ecdadımız Büyük Selçuklu ve Osmanlının 1000 senedir göz nuruyla Kur’an Harfleriyle yazdığı kitapları Bulgarlara kilosu 5 kuruştan sattık! 1980 yılına kadar Ecdadımızın güzel yazısını okumayı yasak ettik. Melek gibi kerametli, imanlı, güzel Müslüman bir islam milletiyken, şimdi Zır cahil, bütün yüksek değerleri yok edilmiş, diplomalı sahtekar, hırsız, üç kağıtçı bir millet olduk. Okullar faziletli, tahsilliler değil, diplomalı hırsız, sahtekâr doktor, rüşvetçi avukat, hikmetsiz öğretmenler yetiştirdi! Ecdadımızın mezar taşını okuyamaz olduk! Okuyabilsek âlim olacağız!

 Picture of muzafferalev     BİN SENEDİR ŞEREFLE YAŞIYAN, iSLAMIN BAYRAKTARLIGINI YAPARAK iSLAMI KORUYAN,  KAHRAMAN BÜYÜK SELÇUKLU VE BÜYÜK OSMANLI CENNETMEKAN ECDADIMIZIN TORUNLARI, KANDIRILIP ZIR CAHİL YAPILMIŞTIR!

Değerli Genç Kardeşlerim, 64 yaşında ki bu aciz ağabeyiniz 40 senedir Kopenhag da yaşıyor. Danimarka da evlerin kapılarında bir delik vardır ve pazar günleri “Söndags Avisen” isimli ücretsiz gazete evlere atılır. Villaların ise posta kutularına atılır. Türkiye de  1000 senedir kullandığımız İslâm harfleriyle güzel Türkçemiz ve Osmanlıcamız 1926 lar da yasak edildiği için, uydurukça Türkçe oyunuyla, hilesiyle, halkımız cahil bırakılıp, Mehmet Akifi bile anlamadığı için maalesef  Avrupada yaşıyan 5 milyon Türkiye halkı okumaz, yazamaz zır cahiller yapılmıştır. Danimarka da, çevremize şöyle bir baktığımızda, Türkiye halkının Afrikalılardan ve güney Amerikalılardan geri olduğunu görüyoruz. Arap, Pakistanlı ve Afrikalı Kardeşlerimiz bize nazaran islamiyeti daha iyi biliyorlar, daha imânlılar, daha kültürlüler, üniversiteler de daha iyi okuyorlar. En azından her biri bir sömürgeci ülkenin dilini biliyor, yani konuşuyor, okuyor, yazıyor. Türkiye halkı hiçbirşey bilemiyor. Dedikodu, gösteriş, sahtekârlık , kavga ve gürültü de oldukça başarılı yetiştirilmişler.  Bu halkımızın çocukları ve torunları ahlâksız, dinsiz, imânsız, sigara, içki ve eroin bağımlısı olmaktadır. Hristiyan ve Yahovacı olmalarda hızla artmaktadır.

 Picture of muzafferalev     TÜRK İMAMLAR İSLÂMİYETE KARŞI!     (DANİMARKADA TÜRKİYELİ DİYANET İMAMLARI)

Bundan 7 sene kadar önce Söndags Avisen Gazetesi birinci sahifenin üst yarısına en büyük puntoyla iki satırla şöyle başlık attı:

-  (Tyrkiske İmamer Mod İslam) :  (Danimarka da)  Türk İmamlar islama karşı .

Danimarkalı Gazeteci, Konsolosluğumuza bazı sorular sormuş. Cevaplar almış. Neşretmiş. Şaşırmışlar. Ben pek şaşırmadım doğrusu. Birşeyler dönüyor ama bir türlü anlıyamıyoruz. Türkiyeli çocuklar perişan durumdalar.  Babalar ve anneler kandırılmış, İslam düşmanlarını seviyorlar, dindar iyi Müslümanlara düşman edilmişler, perişan durumdalar. Gazetede ki haberi kesip cebime koydum. Semtimizde ki, şu anda 73 yaşında olduğunu tahmin ettiğim,  büyük ve derin Kemalist, Osmanlıca bilen arkadaşımı Kütüphane de görünce bu haberi ona göstermiştim.  Haberi daha önce Danimarka Gazetesinde okumuş.

-   Konsoloslukta ki filanca saçmalamış, dedi. Meseleyi kapattı.

Benim evimde ki arşivim fihristli olmadığı için maalesef bu haberi şimdilik sizlere gösteremiyeceğim. Ama ilerde belki nasib olabilir. Halkımız neme lâzımcıdır.  Danimarka gazetelerinde ki, İslami bilgilerle ve haberlerle hiç ilgilenmez, hiçbirşey okumaz ve dinlemez. Çocuklarımızın ve torunlarımızın sonu yani dîni, imânı, ahlâkı, sıhhati, ebeveyn sevgisi, başarısı tehlikededir.

Picture of muzafferalev     AVRUPA DA CAMİLER, CAMİ KAHVEHANELERİ, İÇKİLİ VE KUMARLI KAHVEHANELERLE; TÜRKİYEDE CAHİL BIRAKILMIŞ OLAN HALKIMIZIN  ÇOCUKLARI, DİNSİZ VE AHLÂKSIZ OLMAKTADIR!

Ülkemiz de yani Türkiyemiz de, perde arkasında birileri, dış güçlerle beraber çocuklarımızı, Avrupa Ülkelerinde salak, manyak, aptal, başarısız, imânsız yapmak için gizlice savaşmaktadırlar! Hatta Diyanet Camilerini bile kullanmaktadırlar. İmam efendiler 25 senedir korku içinde 4 senelerini doldurmaktadırlar. Maalesef  bu gizli hileler ve yasaklar yüzünden halkımız ve çocukları perişandır. Bu durumun düzelmesi hiç mümkün değildir.  Zira zehiri altın kadeh içinde vermektedirler halkımıza. Halkımız gerçek ve samimi dindarlara düşman edilmiştir.

Türkiyeli anne ve babalar ve hatta çocuklar öyle hilelerle kandırılmaktadır ki, doğruyu söylerseniz başınıza bela alırsınız!  İyilik yapıyım, Müslüman yavrularını dinsiz olmaktan kurtarıyım derken, birde Müslüman Kardeşlerinizden dayak yersiniz.  Çünki zavallı cahil bırakılmış halkımız, Diyanet’in veya birilerinin, Avrupada ki cami idarelerine, cami cemiyetlerine, kasıtlı olarak, seçimle getiriliyormuş numarası yapılarak getirilen şahıslarla, cahil cami idarecileri tarafından, dindar insanlara karşı, gizli ve açık kışkırtılır! Böylece halkımızın ve çocuklarının cahil ve bozuk Müslümanlar olmaları kolayca temin edilir! Avrupalıların Müslüman olmaması için gerekli kötü örnek neslin yetiştirilmesi kolayca başarılmış olur!

 Picture of muzafferalev    ALİM DİYANET İMAM EFENDİLERİ TÜRKİYE YE  ATILMAMAK İÇİN SUSMAYI TERCİH EDERLER. CAMİLERİN KAHVEHANELERİNDE BİLE SUSARLAR. ÇOK ZOR DURUMDADIRLAR!  CAMİLERİN KAHVEHANELERİNDE ZIR CAHİL TÜRKİYE HALKI KONUŞUR, İMAM EFENDİLER DİNLERLER!

Kopenhag’ın güneyindeki Semtimiz de 1984 yılında Mescitimiz yoktu. Mescit açtım. Evlere ücretsiz İslâmî kitaplar  ve kasetler ödünç vermeye başladım. Münafık gizli güçlerin cahil kuklaları, benim açtığım mescidin içinde beni kaldırıp yere vurdular, Mescidden beni attılar, mescidi kapattılar. O zaman anladım ki, Allah Rızası için, kimseden 5 kuruş toplamadan, Türkiye halkı için kütüphane açmak, evlere ücretsiz İslâmî kitap, İslâmî çocuk kitapları ve İslâmî kasetler  (Cd. ler) ödünç vermek dünyanın en tehlikeli çalışmasıymış!

İslâm Ülkelerindeki perde arkasında bekleyen gâvur güçleri, hemen harekete geçiyorlar, Müslüman çocuklarının yüce dinleri güzel İslâmı Avrupa ülkelerinde öğrenmelerine mani oluyorlar! Cahil bırakılmış ebeveynler, salak ve manyak olan evlatlarına, tokatın yani belanın ne taraftan, kimlerden geldiğini bir türlü anlıyamıyorlar! Dostlarına yani kendilerine iyilik yapanlara düşman oluyorlar;  düşmanlarına, kendilerine kötülük yapanlara dost oluyorlar!

Picture of muzafferalev     KURTULUŞ ÇAREMİZ VAR MIDIR?  BİR MUMDA SEN YAK DİYEN KARDEŞLERİMİZ DE ZOR DURUMDALAR.;  YIKMAK KOLAY, YAPMAK, TAMİR VE İNŞA ETMEK ZORDUR!

Sevgili genç Kardeşlerimiz, peki çaremiz nedir diye sorarsanız, maalesef kurtuluş çaremiz yoktur. Danimarka Devletinin 160 İslâmî gruba, 70 milyon Kron verdiğini geçen sene Metro Avisen gazetesinde okumuştum.

Bütün Avrupa ve Amerika ülkelerinde durum aynıdır. Para ile bozuk, cahil Müslümanları satın alıp tıkır tıkır kukla gibi idare ederler. Gazeteleri yazarsa haberimiz oluyor. Yazmazsa hiç haberimiz olmuyor.

Birtek,  Şerefli ve aynı zamanda garib, zavallı Taliban’ı kandıramıyorlar para teklif ederek.  Bir ay önce, Danimarka Gazeteleri yazdı:  Taliban’a,  48 işgalci devletler birliği , Suudi Arabistan gibi , 350 000 Afgan Askerli ordusu ve silahı olan zengin bir Şeriat ülkesi verelim size, bizimle savaşmayın, diye cazip teklifler yapmışlar!  Terörist 48 gâvur ülkesinin harabeye çevirdiği Afganlı Taliban Mücahidleri, sulha yani barışa çok ihtiyaçları olmasına rağmen, Amerika ve Avrupanın casus doktor ve hemşirelerini kovmuş ve bu kahraman  Taliban:

-   Ülkemizden  çekin gidin, hiçbirşey istemiyoruz sizden, diye cevap vermiş!

Halen taliban’a bu günlerde milyarlarca dolar teklif ediyormuş Nato’nun Danimarkalı Başkanı, Danimarka Gazetelerinin yazdığına göre.  Her halde savaşa karşı olan Danimarkalı bir kısım halkın tepkisinden çekindiklerinden olmalı, Taliban’a rüşvet olarak teklif edilen büyük  paraların ilerde geri geleceği de belirtiliyor haberlerde!

Picture of muzafferalev      BİR KÖTÜLÜK GÖRDÜĞÜNÜZ DE ELİNİZLE DÜZELTİNİZ, YAPAMAZSANIZ DİLİNİZLE GERÇEKLERİ SÖYLEYİNİZ, BUNUDA YAPAMAZSANIZ KALBİNİZLE BUĞZ EDİNİZ, BU İMANIN EN ZAYIF DERECESİDİR! ;        SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED (S.A.V)

Son olarak bir haberi daha yazayım.  Televizyondan bir sahne: Afganistan da  bir siperde dev ayılar gibi hapishane kaçkını Amerikalı Zenci Askerler ve Danimarkalı askerler  beklerken  gecenin karanlığında Taliban Askerleri koşarak işgalci düşmanlara doğru geliyorlar.  Amerikalılar, Siperde bu sahneyi video’ya alıyorlar.  Dünyanın en gelişmiş yüksek teknoloji silahlarına sahip bir Amerikalı Asker şöyle diyor:

-          “Aptal Taliban’ lar  ölmeye koşuyorlar! “   diyerek sözde Müslümanlarla alay ediyorlar.  Taliban şehid olmak için işgalcilerin üzerine gecenin zifiri karanlığında koşmaya devam ediyor.  Hristiyan ve Yahudi Askerlerin gece karanlıkta görebilen kameraları ve gözlükleri var.  Taliban’ın sıcağı gösteren gece gözlükleri bile yok.  Bir Amerikalı Taliban’ la  telsizle irtibat kuruyor ve 60 bin dolar verelimde geri dönün diye rüşvet teklif ediyor. Taliban:

-          Defolun, gidin ülkemizden diye cevap vererek A47 tüfekler  ellerinde koşmaya devam ediyorlar.  Amerikalı Kumandan rüşveti  yükseltiyor:

-          100 bin dolar teklif et, 100 bin dolar teklif et, diye arkadaşına heyecanla bağırarak tekrarlıyor.

Daha gerisini göstermiyorlar.  Dünya Siyonist Yahudi  ve Terörist Haçlı Medyası zulümlerinden binde birini şayet gösterirse bizlerin haberi oluyor. Filim gibi seyrediyoruz.  Buğuz ederek yani kalbimizle üzülerek imanın en zayıfına nail olmaya çalışıyoruz. Sevgili Peygamberimizin buğz hakkındaki hadisini hatırlıyoruz. Başka birşey yapamıyoruz.

Picture of muzafferalev   MÜSLÜMANLAR KURBAN PARALARINI; AFGANİSTANDA İŞGALCİ GÂVURLARA YANİ İSLÂM DÜŞMANLARINA KARŞI ŞAVAŞAN FAKİR KARDEŞLERİMİZE GÖNDERMELİLER!

Geçen gün Alman Televizyonun da, bir Talibanla harabe toprak bir evin içinde röportaj yaptılar.  İçinde hiçbirşey olmıyan küçük bir oda, yer toprak. Odanın köşesine, duvarın dibine bir yorgan uzunlamasına ikiye katlayarak serilmiş.  Belliki kışın ayazında, sobasız odada, akşamları yorganın içine elbiseyle yatıp uyuyor.  Bir adet A47  makinalı tüfek duvara yaslandırılmış, başka hiçbir eşya yok odada. Taliban zayıf ve uzun boylu, orta yaşlı, garib, zavallı, sarıklı, cübbeli bir Müslüman. Almanca bilmiyorum.  Son derece iptidai bir metotla, çok eski cep telefonuyla Amerikanın tanka benziyen, üstünde büyük makinalı tüfeği bulunan, büyük bir cipini bombalamayı deniyorlar.  Bomba patlıyor, alevler göğe yükseliyor, ancak cip kurtuluyor  ve hızla kaçıyor.  İsabet alamıyorlar.  Zavallı Taliban’ın bir A47 tüfeği, birde çok eski model cep telefonu var, başka birşeyi yok!  Amerikanın o meşhur Humbi dedikleri büyük cip’i  korkup kaçıyor.  Amerikalılar kaçarken, Taliban’a cipin üstündeki içerden idare edilen büyük namlulu makinalıyla ateş etmeye bile korkuyorlar. Cipin içinde ne kadar işgalci asker var bilemiyoruz.

Bu zavallı fakir, aç, açık Mücahidleri, harebelerde yaşıyan zavallı Afgan Halkını görüp ruh hastası olan pek çok işgalci gâvur askeri intihar ediyor.

Bir Danimarkalı Asker  Danimarka Televizyonunda :

- Afganistanda, Aç, elbisesiz, hiç birşeysiz  fakir insanların öldürülmesi beni ruh hastası yaptı, şimdi Danimarka da tedavi görüyorum, dedi!

Hristiyan ve Yahudi Askerler dinlerinin bozukluğu yüzünden ahirete kat’î (tam) inanmadıkları için ölümden çok korkuyorlar.  Taliban Mücahidleri, İşgalci Kefereleri kurşun yağmuruna tutunca, dev gibi insan azmanı paralı gâvur askerleri ölüm korkusuyla çocuklar gibi çığlıklar atarak ağlıyorlar!  Yaralanınca akıl almaz bir süratle helikopterle hastahaneye kaldırılıp lüks bir şekilde tedavi ediliyorlar. Zavallı Müslüman Taliban’ın bir tek dostu var. Yüce Allah. Geçen seneye kadar Vakit Gazetesinde yazan Mustafa Kaplan’ın resmini basan Hürriyet Gazetesi, Mustafa Kaplan ve arkadaşlarının, Taliban’a,  2009 Kurban Bayramında, Kurban kesmeleri için Kurban parası gönderdiklerini yazdı. Keşke bütün Müslümanlar gönderebilse ama maalesef mümkün değil. İnsanda mangal gibi cesur yürek olmalı. “Vakit yazarı  Mustafa Kaplan” kardeşimizi tebrik ediyorum. Türkiye de Taliban gibi erkekler varmış demek ki!

İmanlı genç kardeşlerim, Avrupa dörder sene imamlık yapan değerli Diyanet mensubu imam efendilerden bahsediyordum mevzuu nerelere geldi. www.islamidavet.wordpress.com  isimli aciz sitemde Avrupada ki imamlarımızdan, gençlerimizden, çocuklarımızdan ve meselelerimizden bir hayli bahsettim.

 Picture of muzafferalev        AVRUPA DA TÜRKİYELİ YENİ NESLİMİZ HIZLA GÂVURLAŞIYOR, HALKIMIZ DAHA ZENGİN VE LÜKS HAYAT YAŞAMAK İÇİN KOŞTURUYOR!  ÇOCUKLARININ İMÂNINI VE ÖLÜMÜ HİÇ DÜŞÜNMÜYORLAR!

5 milyon insanımız Avrupa da çok büyük tehlikeler içindedir.  Bizim sohbet etmemize, islami kütüphane açıp evlere islâmi çocuk kitapları, romanları, islami kitaplar, romanlar, ve Cd.ler ödünç vermemize  hilelerle mani olunmaktadır. Avrupada salak, manyak, gerizekalı, başarısız, dinsiz, imânsız, kaba, sigara, alkol, esrar bağımlısı hasta ruhlu, zır cahil Türk ve Kürd nesli yetişmektedir!

Avrupada ki Türkiyeli Kardeşlerimiz, Lütfen bir an önce Yüce İslamiyet şemsiyesi altında, Avrupalılara güzel örnek olacak, imânlı melek gibi bir nesil yetiştirebilmek için, samimi olarak bir araya geliniz.  25 senedir acımasızca süren, Diyanet İmamları üzerindeki, Türkiye mahreçli şeytanî yasakların kalkabilmesi için, halkımızın biran önce içinde bulunduğu neme lâzımcılık hastalığını bırakarak, imamları kurtarmalı ve böylece  imamlarla beraber, evlatlarını hepberaber kurtarmaya çalışmaları gerekmektedir.  Müslümanlar, gâvurlarla yani İslam düşmanlarıyla değil, dindar Müslümanlarla diyaloğ yapmalılar!

Picture of muzafferalev   EVLERE ÖDÜNÇ KİTAP VE CD VERMEK TÜRKİYE DE  VE AVRUPA DA  ŞEYTANî  HİLELERLE YASAKTIR!  BİZ ZAVALLI MÜSLÜMANLAR TÜRKİYENİN VE  AVRUPANIN ZENCİLERİYİZ!

Türkiyemizde de bir odaya İslâmi çocuk kitapları, İslâmi kitaplar, İslâmi romanlar, Cd ler koyup, evlere ödünç vermek hileli olarak yasakmış. Avrupada da yasaktır. Halkımız o kadar zır cahildir ki, Cami ve Minaresi için dünyanın parasını toplar da; küçük bir odaya, evlere ödünç İslâmi çocuk kitapları veren bir kütüphane açmanın savaşını vermeyi düşünemez veya düşünmez.  Türkiye de 100 senedir cahil bırakılmış olan insanımız, Avrupa da yasaklara karşı isyan etmekten korkarlar ama, dindar samimî  zavallı Müslümanlara, Avrupa da,  şeytanca, gâvur gibi saldırırlar!  Aslında derin güçler saldırtırlar! Türkiyede de durum aynıdır!

Türkiyemiz de, başörtüsü zulmüyle Müslümanları ağlatanlar, Avrupada da,  Diyanet İmamlarına  gizlice verdikleri emirlerle, Türkiyeli çocukları ve gençleri manyaklaştırmaktadırlar.  Halkımız şeytanca cahil  bırakıldığı için, hiçbir şey anlayamayıp, kandırılıp;  imanlı, dindar Müslümanlara düşman edilerek, çocuklarının ve gençlerinin durumu daha büyük çıkmaza sokulmaktadır!

AVRUPALILAR, AVRUPADA YASIYAN 6 MiLYON TÜRKİYELİLERE ; 

-  KİLİSEYE HER PAZAR ÇOCUKLARINIZLA BERABER GELİN, ÇOCUKLARINIZ AVRUPAYA UYUM SAĞLASIN DERLERSE NE OLUR? 

- AVRUPADA Ki TÜRKiYELiLER KABUL EDERLER VE  BİZ GÂVURLARI KANDIRIYORUZ, BİZ HİÇ GÂVUR OLURMUYUZ, DERLER.   BÜYÜK COGUNLUK AVRUPADAN

ATILMAMAK iCiN COCUKLARIYLA  BERABER KiLiSELERi HER HAFTA DOLDURURLAR!  

Halkımız hemen kabul eder, kabul etmeyenler çıkacak olursa, onlara, ülkenize geri göndereceğiz derler, onlarda kabul ederler.  Danimarka Gazetesinde okumustum; zannederim Belçika da, bir Müslüman aileye, ailece Hristiyan olursanız, kiliseye çocuklarınızla beraber geldiğiniz müddetçe oturma izni verebiliriz dediler. Sonunda ne oldu bilmiyorum.

Aslında Müslüman çocukları haftada iki saat Hristiyanlık dersi alıyorlar. Çok ahlâksız seks dersleride alıyorlar. Hemde, Hristiyanlık dersleri için mecburiyet olmadığı halde, evlere gönderilen, Çocuğumun Hristiyanlık dersi almasını kabul ediyorum, diye yazan kağıdı bütün Türkiyeliler imzalıyorlar!

İşin acı tarafı, İslamiyet Hakkında hiçbirşey bilmiyen Türkiyeli çocuklar, Haftada iki saat Hristiyanlığı öğreniyorlar! Ebeveynler yani Türkiyeli babalar ve anneler de İslâmiyet hakkında hiçbirşey bilmiyorlar!  Büyük Osmanlı torunları komik bir halde, sanki dinsizliğe tanassur etmişde haberleri yok zavallıların. Zavallılar dindar, faziletli, münevver , şuurlu Müslümanlara son derece şiddetli düşman edilmişler, kendileri gibi sahtekârları dost ediniyorlar! Okullarda, kız erkek karışık sınıflarda, güle oynıya, ahlâksız seks dersi alan erkek ve kızları acayip kıyafetleri, cahillikleri ve halleriyle perişan durumdalar.

Aslında Danimarkalı idareciler, Müslüman  Türkiyeli cahil ebeveynlerin, ne Müslüman nede Hristiyan olmıyacaklarını çok iyi biliyorlar. Onlar yani Müslüman ebeveynler,  ölüp gidecekler, çocukları ve torunları ahlâksız ve Hristiyan veya dinsiz olacaklar. Zaten başladılar bile.  Acizane “İslâmi sokak hizmeti” diye bir hizmet yaptığım için sokaklarda tanıştığım Müslümanlarla ben nelerle karşılaşıyorum!

Picture of muzafferalev    Muzaffer Alev  Kopenhag  www.esir.webbyen.dk   www.islamidavet.wordpress.com           Kopenhag 14.02.2010

   Mehmet Şevket Eygi:   Müslüman Nelerden Râzıdır? ;   http://www.habervakti.com/?page=articles&id=9308           (11.11.2012)

Maalesef ülkemizin her tarafı aynı oldu…  Bir musibet, bin nasihatten evladır, derler.  Her halde bir musibet bekleniyor! Avrupa da yüzlerce imam efendi; Türkiyede ki Askerler gibi, bizimkiler tarafindan, Türkiye ye kovuluyor. imam efendiler korkudan islam dini hakkinda bir kelime bile ögretemiyorlar! Bu sebeple yurd disindaki 5 milyona yakin neslimiz manyak yapildi ama kimse ilgilenmiyor!  Kovulan imamlarin listesi cikarilmali. Meclise getirilmeli.      Muzaffer Alev  Kopenhag  www.esir.webbyen.dk

Not:  Danimarkadan enson kovulan imamın ismi  “Kamil  Şatır” dır.   İmam efendiler samimi İslami hizmet yaparlarsa hemen kovuluyorlar. Müslüman çocuklarına İslamiyeti anlatmamaları, öğretmemeleri gerekiyor.  85 yıllık Chp zulmü, sinsi bir şekilde 1984 senesinden beri Avrupada ki müslüman çocuklarına uygulanmaktadır.  Maalesef İslami grublar dahi susmaktadırlar!                         (11.11.2012)

Muzaffer Alev  Kopenhag   www.esir.webbyen.dk

   Danimarkadan enson kovulan Degerli Hoca Efendilerden   KAMİL  ŞATIR : (Tıklayınız)    http://www.google.dk/search?um=1&hl=tr&q=%22kamil%20satir%22&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.r_qf.&bpcl=38093640&biw=1192&bih=587&wrapid=tlif135266533656311&ie=UTF-8&sa=N&tab=iw&ei=-AigUPvzLsrs0gXos4DAAQ

  Danimarkadan en son  kovulan, Kopenhag  Diyanet Kocatepe Camii Degerli  imamı Talip Akbaş :  http://www.google.dk/#sclient=psy-ab&q=Kovulan+Kopenhag+Kocatepe+Camii+imam%C4%B1+Talip+Akba%C5%9F&oq=Kovulan+Kopenhag+Kocatepe+Camii+imam%C4%B1+Talip+Akba%C5%9F&gs_l=serp.3…52838.53828.1.55093.2.2.0.0.0.0.63.124.2.2.0….0…1c.1.19.psy-ab.xHT2ZVkBdik&pbx=1&bav=on.2,or.r_qf.&fp=a2f3ef41b97f82e2&biw=1920&bih=985

     Arkada sagda ki resim; 5216 islam alimini ve islam alimi “iskilipli Atif Hoca”yi, Cellatlara teslim etmeyip, Baslarina, giy pis domuz bu sapka diyerek foter sapka geciren,  yüzlerine tükürüp, kin ve hirsla sandalyelerini tekmeleyip asarak öldüren  T.C. devleti Bakanimiz  katil,  “Cellat Kel Ali”.

      Rıza Nur’un Hatıratı – Kadir Mısıroğlu : http://www.youtube.com/watch?v=BSNDpT9lzAM&feature=related

Picture of muzafferalev  Merzifon da  Arkadasim Sedat Genckan’a Diyanet Camileri Hakkinda bir kisa mektub :     Muzaffer Alev  30-04-2012   

 TC Sedat Gençkan'ın fotoğrafı.      (Sedat Genckan- Merzifon)   

  AVRUPADA OSMANLI ESiRLER:   http://www.google.dk/search?hl=da&pq=avrupada+t%C3%BCrk+esirler&cp=16&gs_id=31&xhr=t&q=avrupada%20osmanli%20esirler&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.r_qf.,cf.osb&biw=1680&bih=955&wrapid=tljp1336398211935052&um=1&ie=UTF-8&sa=N&tab=iw&ei=B9KnT5fIOsnrsgaFw5TqBA   

http://www.google.dk/search?hl=da&pq=avrupada+t%C3%BCrk+esirler&cp=16&gs_id=31&xhr=t&q=avrupada+osmanli+esirler&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.r_qf.,cf.osb&biw=1680&bih=955&wrapid=tljp1336398211935052&um=1&ie=UTF-8&tbm=isch&source=og&sa=N&tab=wi&ei=2NGnT7muD87ntQaetIz_BA

http://gercektarihvekultur.blogspot.com/2011/01/osmanlinin-buyuklugunun-sirri.html

Picture of muzafferalev    Danimarkanin kücük bir hristiyan grubu hayat tv ile Türkiye yi hristiyan yapiyormus. Danimarka Gazetelerinde cok dehsetli yazilar cikiyor. Kopenhagda bu günlerde 17 büyük kilise kapanacak. Disko ve Cami yapilmasina müsaade yok. Supermarket veya yikilip ev yapilacak.  Günlük hristiyanlik gazetesinin traji 50 binden, 115 bine cikmis. Türkiye de ilk önce köylerin ve genclerin hristiyan olacagini yaziyorlar. Türkiyeliler, Hristiyanlik hakkinda devamli telefonla sorular soruluyormus ve Hristiyan oluyorlarmis. Türkiye halki hristiyanligi cok merak ediyormus. Ankara ve istanbul stüdyolarinda 24 saat programlar hristiyan olan Türkler tarafindan yapiliyormus. Bu sebeple Türkiye televizyona mani olamiyormus.  “türkiyede Hristiyan televizyonu veya Kristen tv i Tyrkiet” diye internette arastirma yapabilirsiniz.  Peygamber Ocagi diye inandigimiz ordumuzun samimi olarak bu meseleye müdahele etmesi gerekmez mi? Sucu hileli olarak baskalarina atmamak lazim Chp gibi.     Muzaffer Alev  Kopenhag

       

Osmanlica ve ingilizce meraklilari icin:  http://www.ihyaforum.com/osmanlica/

       Lozan zafer değil hezimettir! (Kadir Mısıroğlu) :  http://hakikitarih.blog.com/2011/04/15/lozan-zafer-degil-hezimettir-kadir-misiroglu/

      

    Son kez uyarıyorum, eşin başını açsın!  :  http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=143755

  Belgelerle M.Kemalin Mal Varlığı(Şok Olacaksınız)-Ü.Kadir MISIROĞLU Açıklıyor :   http://www.youtube.com/watch?v=j9HevbXrsT8&feature=related

   VEHABİLİK VE SELEFİLİK : ALİ HOCA (VİDEO):  http://www.alikarahoca.net/sohbet-yayinlari/reddiyeler/1709-selefiyyun.html

    ALİ KARA HOCA EFENDİ SOHBETLERİ;  http://www.google.dk/search?hl=tr&q=ali%20kara%20hoca%20sohbetleri&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.r_qf.&bpcl=35277026&biw=1058&bih=521&wrapid=tlif135035072096910&um=1&ie=UTF-8&sa=N&tab=iw&ei=wbd8UNCkC42WswaPi4GIDg

ŞEHİD BAYRAM ALİ HOCA ; (VİDEOLAR) ;  http://imanehli.wordpress.com/

           http://www.google.dk/#hl=tr&output=search&sclient=psy-ab&q=%C5%9Fehid+bayram+ali+hoca&oq=%C5%9EEH%C4%B0D+BAYRAM+AL%C4%B0+HOCA+&gs_l=hp.1.0.0i30.4217.4217.0.9489.1.1.0.0.0.0.172.172.0j1.1.0…0.0…1c.ROivz-4YwRQ&pbx=1&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.r_qf.&fp=b2a68a4d7f766fec&bpcl=35277026&biw=1058&bih=521

Picture of muzafferalev   SEN NE İSTİYORSUN?  :   Bana yaptığım bu İslami Sitelerden dolayı sen ne istiyorsun, gayen nedir diye soranlara derim ki; Ben ihtiyar, aciz ve garib bir Müslümanım.  Müslüman evlatlarının dindar, imanlı, terbiyeli, ahlaklı ve batılılara örnek bir Müslüman olmalarını isterim, arzu ederim.  Dindar bir Müslüman melek gibi olur.  Kimseyi üzmez ve incitmez. Müslüman çevresindekilere zarar vermez, yardımcı olur, şefkatli, müşfik ve samimidir.

EL Baki Hüvel Baki  (Sonsuz olan sadece Allahtır)

Muzaffer Alev    Kopenhag   muzafferalev@hotmail.com      www.esir.webbyen.dk   27.10.2013

 KADiR MISIROGLU : http://www.kadirmisiroglu.com/vdeolar/cumartesi-sohbetleri/277-26-10-2013.html     http://www.kadirmisiroglu.com/

    (C040)   Cumartesi Sohbetleri, Üstad Kadir Mısıroğlu, 13.10.2012 : http://www.youtube.com/watch?v=Hr4FmTRfEN0

Gönderen: islamidavet | Ekim 28, 2010

Muzaffer Alev’in YAZILARI

Değerli genç kardeşlerim, hergün tuğlaları dize dize inşa edeceğim aciz siteme hoş geldiniz.

Muzaffer Alev      GENÇLERİMİZ İÇİN YAZMAYA DEVAM EDECEĞİM:

Değerli gençlerimiz;

Sizler için islamî siteler yaptım. Allah Rızası için hazırladığım bu siteleri çevrenizdeki tanıdıklarınıza tavsiye etmenizi rica ediyorum.

Dünya müslümanları son 90 senedir çok zor günler yaşıyor.

Bütün müslümanlar son 90 senedir yani 1920 lerden beri İngiltere ye ve Siyonist Yahudilere, gizli ve görünmez hilelerle esirdir. İngilizler 1920 yıllarında, müslümanlar Rusların tarafına geçmesin diye müslümanlara 40 tane kadar ülke hediye etmiş, müslümanların generallerini satın almış ve müslüman ülkelerinin başlarına kendi saddamlarını geçirmiştir! Bu şeytani, sinsi ve gizli tiyatro savaşlarıyla müslümanların bütün yüksek değerlerini yok ederek müslümanları adeta bir palyaço yapmışlardır. Müslümanları bir kukla gibi oynamaktadırlar. Gayeleri Yüce İslamiyeti yok etmektir. Müslümanların ve gayri müslimlerin islamiyetten kaçmaları için güzel İslamiyete devamlı saldırmaktadırlar

1950 yıllarında Amerika ve Batı Avrupa da ingiliz sömürgecilerle birleşmişlerdir. Yani dünya müslümanları 1950 yıllarında Amerika, Batı Avrupa ve İsrail’in esiri olmuştur. Bu gizli esirlik halen devam etmektedir. Fakat müslümanlar aptallaştırıdıkları için maalesef esir yani gâvurlara köle olduklarını bilmiyorlar. Biz esir değiliz, hürüz diyorlar!

Ben Muzaffer Ağabeyiniz sizlere Allah Rızası için bazı tecrübelerimi yazacağım. Araştırıcı bir ruha sahipseniz lütfen bu samimi ve ciddi yazılarımı, acizane tavsiyelerimi okuyunuz, dinleyiniz ve seyrediniz. 64 yaşındayım, 1963 yılında 18 yaşındayken ”Risale i Nur” kitaplarını tanıdım. 47 senedir acizane İslami araştırma içindeyim.

İslam Dünyasın da ve Türkiyemiz de başörtüsü yasağı gibi 90 senedir İslami Kütüphane yasağı vardır. 1000 senedir kullandığımız İslami Harfli Türkçemiz 85 senedir okuyan kalmadığı halde halen yasaktır. Güzel Türkçemizde uydurukça yapılmıştır ve halen daha uydurukça yapılmaktadır.

10 ciltlik güzel baskılı ”Açıklamalı Mehmet Akif Külliyatı” nı ”google.com” dan araştırarak satın alırsanız gerçek güzel türkçemizin nasıl olduğunu ve bizi nasıl aldattıklarını göreceksiniz!

Bu sebeple halkımız okumaz. Konuşma sakatı olmuştur. Büyük Selçuklu ve Büyük Osmanlı devletinin, 1000 senedir Yüce İslamiyetin bayraktarlığını yapan kahraman evlatları; pısırık, ahlâksız, manyak, gerizekalı, hırsız, imansız ve dinsiz yapılmıştır.

1000 senedir konuştuğumuz Güzel Türkçemiz Uydurukça yapılarak dede, baba, anne ve çocukların birbirlerini anlamalarına mani olunmuştur. İnternette ”Küçük Suğra” İstiklal Marşı şiirini okurken, 6000 Bakan, Millet Vekili ve Türkiyenin imanlı yüksek tahsilli halkı bu sepeple göz yaşlarına gark oluyorlar. Ben Küçük Suğra’nın İstiklal Marşı şiirini internette her seyrettiğimde gözlerimden yaşlar boşanıyor.

istiklal marşını okuyan küçük kız     http://ivideo.wordpress.com/2006/07/25/minik-sugranin-yorumundan-istiklal-marsi-ve-sakarya-siiri/

Bir kısım müslüman esirler; esir olduğunu idrak eder, anlar ve ağlar, bir kısım aptallar da zalim sinsi gâvurları sever, zavallı, çaresiz müslümanlara düşman edildiğinin farkına varmaz, düştüğü duruma ağlarlar. Hatta müslümanlardan şikayetçidirler. Bilmezler ki, 90 senedir müslümanları bu ahlaksızlık ve sahtekarlığa; sömürgeci, sinsi, şeytan, zalim, terörist gâvurlar alıştırmıştır. Sevgili Peygamberimiz:

– Harp yani savaş hiledir, buyurmuştur. Bizim İslam düşmanlarına karşı uyanmamız gerekmektedir.

Müslümanlar gayri müslimlere düşman degildirler. Hiçbir zamanda düşman olmamışlardır. 1400 senelik İslam tarihin de ve 1000 senelik Büyük Selçuklu ve Büyük Osmanlı tarihinde İslam Ülkeleri, Rüyalar Ülkesi olmuştur. Müslümanlar gayri müslimlere adaletli davranmışlardır. Avrupalılar ise esir aldıkları yüzbinlerce müslümanı hristiyan olmazsa hemen öldürmüşlerdir. Bu sebeple Avrupa da tarihten kalan bir tane müslüman yoktur. Çin bile bu kadar zulüm yapmamıştır. Bugün zulüm içinde olsalar bile Çin de milyonlarca (20 milyon) Uygur Türkü ve 7. yüzyıldan kalma Çin’li Hui Müslümanları vardır.  Simdi Cin devleti sinirlari icinde kalan Dogu Türkistanli; Uygur Türkü kardeslerimiz de, Türkiye de 1928 de yasak edilen ve halen yasak olan islam harfleriyle Türkce yazip okumaktadirlar! Türkceleri de uydurukca ve Afrika  Mau Mau dili yapilmamistir!

Genç Kardeşlerim, dünyanın sömürgeci devletleri uyumuyor. Son derece uyanıklar, zalimler ve teröristlerdir. Utanmadan zavallı mazlum esir müslümanlara terörist derler. Aslında kendileri teröristtirler. Müslümanlar melektir ve maalesef terörist gâvurlara yani İslam düşmanlarına esirdirler. Sizlerinde yüce dininiz güzel İslamiyeti öğrenmek ve yaşayabilmek için çok gayret etmeniz gerekiyor. Gâvurlar sizlerin dindar iyi müslümanlardan kaçmanız için çok yalanlar söylerler. Bu yalanlara inanmamanız için gerçekten yüce dinimizi çok iyi öğrenmeniz gerekmektedir. Danimarkalı, Türk, Kürd, Arap, Afrikalı dindar arkadaşlarınız olmalı. İnternette doğru ile yanlış, iyi ile kötü çok karışık olduğu için ben acizane 47 senelik araştırmalarıma dayanarak sizlere yüzlerce site tavsiye ettim. Yazılarımın altına eklediğim bu siteleri tekrar tekrar okuyarak ve seyrederek yüce dinimizi ve tarihimizi öğrenmenizi rica ediyorum.

Aciz ve kusurlu ağabeyiniz Muzaffer Alev Kopenhag      www.esir.webbyen.dk        www.islamidavet.wordpress.com        Kopenhag  15.10.2010

Muzaffer Alev  MUZAFFER ALEV’iN MAKALELERi (YAZILARI):  http://islamidavet.wordpress.com/category/muzaffer-alevin-makaleleri/

   :  http://www.ahireteiman.com/       http://www.google.dk/search?um=1&hl=da&q=Ahirete%20iman%20ve%20aile%20hayati&gs_sm=e&gs_upl=179052l184484l0l185211l15l15l0l14l0l0l86l86l1l1l0&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.,cf.osb&biw=1680&bih=955&wrapid=tlif132871087662411&ie=UTF-8&sa=N&tab=iw&ei=3IQyT9SlO4LgtQbW8fiHBA

   Timurtaş Uçar hepimizin hocasıydı:   http://www.milligazete.com.tr/makale/timurtas-ucar-hepimizin-hocasiydi-228554.htm

  Ekrem Agabey;
Danimarka gibi gayri ahlaki derslerin cocuklara ilk okullarda ders olarak okutuldugu ülkede dahi devlet televizyonu karma egitimin ögrencilerin basarisini düsürdügünü söylüyor. Kültürleri oldugu icin Alkolizmden kurtulmalarinin mümkün olmadigini söyliyen Danimarkali idarecilerin, karma egitimden de kurtulmalari mümkün degil.

Ancak bizim Selcuklu ve Osmanli kültürümüz 1000 senedir melekler gibi basarili nesiller yetistirmistir. Bati kültürünü körü körüne taklid etmeyi terketmemiz gerekiyor. Bati kültürü batiyor.

Kedi, köpek ve fare yiyen Cinlilerin  (China) kültürleri Batililari gecmeye basladi. 711 senesinde ispanyadan Avrupaya medeniyeti getiren müslümanlar, sömürgecilerden kurtulup aslina dönmeli. Diyanetin bir profesörünün yazdigi “ispanyadan Endülüse” isimli bir kitab da; 711 senesinde ispanya da sadece birkac papaz okuma -yazma biliyormus!…  15-09-2012  Kopenhag
Eski bir agabeyi görmek, hatirlamak beni sevindirdi.
Muzaffer Alev Kopenhag         Kur’an ve siyer dersi ara sınıflara da olmalı:    http://www.risalehaber.com/kuran-ve-siyer-dersi-ara-siniflara-da-olmali-156094h.htm

                   Mehmet Akif Ersoy Sürgün ve Hain İlan Edildi ? : http://www.google.dk/#hl=da&gs_nf=1&cp=47&gs_id=4&xhr=t&q=Mehmet+Akif+Ersoy+S%C3%BCrg%C3%BCn+ve+Hain+%C4%B0lan+Edildi&pf=p&output=search&sclient=psy-ab&oq=Mehmet+Akif+Ersoy+S%C3%BCrg%C3%BCn+ve+Hain+%C4%B0lan+Edildi+%3F+&gs_l=&pbx=1&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.r_qf.&fp=277a6cb74d5065c9&biw=1680&bih=955

   Şeyh Nazım Hz.leri Muhtemel Amik Ovası Savaşı’nı Anlatı… : http://www.facebook.com/video/video.php?v=294743543875038

   Şeyh Nazım: Mehdi, Amerikayla Rusya birbirleriyle savaşmadan çıkmaz:   http://www.youtube.com/watch?v=ast1cLOxWok&feature=related

        HADiSLERE GÖRE;  MEYDANA GELECEK BÜYÜK OLAYLAR VE SAVAŞLAR:   http://www.enfal.de/ebudavud/melahim.htm

    M. Fethullah Gülen – Kürt Açılımı (Alevi – Türk – Kürt ) :  http://www.youtube.com/watch?v=HowQ83CwdGU

   FATMA TATLI: NAMAZI VE HACCI ANLATIYOR :  http://www.google.dk/#q=fatma+tatli&hl=da&prmd=imvns&ei=hbPTTouQCen64QSA3sF9&start=0&sa=N&fp=1&biw=1680&bih=837&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.,cf.osb&cad=b

ingiliz devleti Hempher isimli casusuyla Vehhabiligi baslatarak %50 arab kardeslerimizi Osmanli düsmani yapti ve Osmanlilari maglup ederek bütun dünya müslümanlarini 1920 yillarinda  ingiliz sömürgecilerine esir, kukla ve palyaco yapti. Diger %50 Arab Kardeslerimiz Osmanlilarin yaninda ingilizlere karsi savasti ama ingilizlerin askerlerine, tanklarina, tayyarelerine ve denizaltilarina karsi Osmanli ecdadimiz Mukaddes topraklari terketmek zorunda kaldi. Osmanli Ecdadimiz 50 000 sehid verdi. Vehhabiler kafirlerle yaptiklari bu hainlikle dünya müslümanlarini 1920- 1950 arasinda rezil ve perisan etmis oldu. Simdi ise bu hainliklerine Selefilik adi altinda devam ediyorlar!  Amerika avrupa ve israil; daha güclenmeleri icin Selefileri ve Siileri destekliyorlar. Orta doguda yakinda cikaracaklari müslümanlar arasi savaslarda sünni müslümanlara karsi kullanacaklar!  Gavurlar Kabenin etrafini gavur gökdelenleriyle doldurdular ki; Kabe kücücük kalsin arada diye! Ayni zamanda 10 milyonlarca müslüman tavaf yapamasin diye! Kabenin etrafinda tarihi Osmanli binalarini yakinda yikip, yerine kafir binalari yapacaklar. Bu Suudlularin müslümanlara son hainligi olmiyacak tabii!     Muzaffer Alev  Kopenhag

     http://www.haykiris.net/sohbetler-goster-487-m_fethullah_gulen_cocuk_terbiyesi_sohbeti.html

  Türkiye de  Ders kitaplarında İslam düşmanlığı : http://www.milligorus-forum.com.tr/turkiye-gundemi/64353-ders-kitaplarinda-islam-dusmanligi.html

 Müziksiz İlahiler: http://www.google.dk/#hl=da&source=hp&q=m%C3%BCziksiz+ilahiler&oq=m%C3%BCziksiz+ilahiler&aq=f&aqi=g1&aql=&gs_sm=e&gs_upl=2055l9760l0l10849l17l17l0l12l12l0l338l1454l2-4.1l5l0&fp=1&biw=1024&bih=629&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.,cf.osb&cad=b

   iNKiLAPLAR UGRUNA  500 000 SEHiD VERDiK :  http://video-hned.com/%C5%9Eapka+inklab%C4%B1/

      KADiR MISIROGLU:  iNKiLAPLAR UGRUNA  500 000 SEHiD VERDiK : http://www.google.dk/#q=inkilaplar+ugruna+500+000+sehit+verdik&hl=da&prmd=imvns&ei=MnxoT4-JDoXcsgau-oDdBw&start=0&sa=N&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.r_qf.,cf.osb&fp=4ea3dd90f262adb0&biw=1366&bih=673

     

   Atatürk, bütün muhaliflerini böyle susturdu :  http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=126588
   Önce astılar sonra şapka giydirdiler!  : http://www.anadoluhaberim.com/haber_detay.asp?haberID=199

   YÜKSEK iMANLI KIZIMIZ SEDA: http://islamidavet.wordpress.com/2009/03/05/yuksek-imanli-kizimiz-seda-3/

      Yüzlerce camiyi yok edercesine satmışlar: http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=109356

 Site Adı1972 yılında İzmir’de doğdu. Lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda iki yıl eğitim aldıktan sonra özel bir tiyatroda iki sene çeşitli oyunlarda rol aldı.DEVAMICamiden kışla olmaz Üstelik camileri kışla değil ahır yaptılar

Tek parti döneminde camiler ahır yapıldı :  http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=112802

13 Temmuz 2011 / 11:35

     Ahmed Hüsrev Ağabey’i Necmi Ağabey anlatıyor :  http://www.youtube.com/watch?v=Vr-p3FQza6o

   MEHMED AKİF NASIL ÖLDÜ? :   http://www.habervakti.com/?page=articles&id=5795      http://www.anayurthaber.com/detaymysqlnew/21165/mehmet-akif-nasil-gavur-akif-oldu

 

      Mehmet Akif Ersoy kütüphanesi:  http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=99973

   http://ivideo.wordpress.com/2006/07/25/minik-sugranin-yorumundan-istiklal-marsi-ve-sakarya-siiri/[...]

  1.  Kücük Sugra’yi dinleyince aglayabilmek? « Islam & Iman  (SOLDAKi KIRMIZI YAZIYI TIKLAYINIZ)

  2. 1920 lerde müslüman ülkeler, ingiliz hileleriyle, gizli ve modern ingiliz esiri olmasaydi; dünya da iste böyle milyonlarca Dilaralar ve Mehemmedler yetisirdi. Yüksek imanli yetisen bu güzel müslümanlar, dünyaya güzel örnek olarak, dünyanin müslüman olmasini saglarlardi.

  3. Bırakın alemi islamdaki müslümanlara yapılan zulümleri; ülkemizi kurtardığını söyliyen “Kel Ali” isimli milletvekilimiz bile 1925 yilinda tam 5216 Hoca Efendiyi hakaret ederek dar ağacına asmış sokaklarda.
  4. Millet Vekili Cellatlık yapar mi hiç. Yapmış. Oğlu geçen sene televizyonda keşke babam bütün Hocaları assaydı, dedi. Memleketimizde hızını alamıyan ne kahramanlar varmışta bizim haberimiz yokmuş! Öyle babanın böyle oğlu.
  5. Korkutulan nesiller PISIRIK olurlar. Amerika, Avrupa ve İsrail Birliği, Çin devleti ile rekabet edebilmek için Müslüman Ülkelerinde ki Saddamlarını ve gizli hakim güçlerini değiştirip, Çin Halkından daha kötü şartlarda, Müslüman Ülkelerinde imal edeceği ucuz mallarla Çin in ilerlemesinin önüne geçmek istiyor. Müslümanlar kuklalaştırılmış olduğu için Haçlılar başaracağa benziyorlar. Sevgili Peygamberimizin bu mevzuu da hadisleri var.
    Kücük Suğrayi tekrar tekrar dinliyorum. Gözyaşlarıma mani olamıyorum. Allah Babasından, annesinden, ablalarından, dindar dostlarından ve bizi haberdar edenlerden razi olsun.
  6. “Küçük Suğrayı dinleyince ağlıyabilmek çok güzel”  Mehmet Akif Ailesinin başına gelenler için Küçük Suğra’yı dinleyince ağlayabilmek çok mühim?
  7. Muzaffer Alev Kopenhag
  8.  «Islam & Imanhttp://www.mehmedakifersoy.com/page/4   (TIKLAYINIZ)

  9. http://islamveiman.wordpress.com/2010/10/15/tttt/     (TIKLAYINIZ)

  10. “Küçük Suğra” gibi imanlı ve kabiliyetli nesiller yetiştirmemiz gerekiyor.    Muzaffer Alev

  11.  “bir inci Dilara” ve “Kücük Ayse Elif”de kabiliyetli ve yüksek imanlilar maasallah.         http://www.esir.webbyen.dk    Muzaffer Alev  Kopenhag

  Bir İnci Dilara : http://www.google.dk/search?um=1&hl=da&biw=1680&bih=837&q=bir+inci+Dilara+risale+i+nur&gs_sm=e&gs_upl=46738l52853l0l53383l13l13l0l12l0l0l78l78l1l1&ie=UTF-8&sa=N&tab=iw

    Atatürk için ağlayan küçük Elif’e, küçük Ayşe’den Cevap:   http://www.facebook.com/video/video.php?v=221111167941369

 Ehli Sünnet İnancımız :   http://www.mezhepsizler.com/  

 

    (Lütfen Mehmet Sevket Eygi’nin yazilarini okuyunuz):  http://www.mehmetsevketeygi.com/    

   Ayağa kalk sakarya, Şehid muhsin yazıcıoğlu : http://www.youtube.com/watch?v=vtryURgHuLA&feature=player_embedded#at=59

    Amin Alayları:    http://www.turkcebilgi.com/amin_alayı/ansiklopedi     http://osmanli-devleti1299.tr.gg/osmanli-amin-alayi.htm

  Amin Alayları: Bildigim bir mevzuydu. Okuyunca gözlerim yaşla doldu. Bir de Avrupada ki Türkiyeli çocukların ilk okullarda manyak yapilislarini görseniz. Avrupaya 1984 senelerinde imamlar gelmeye basladi. Yüksek imanli ve degerli imamlar 4 senede bir degisiyor. imamlara gizli mihraklar islamiyetin ögretilmesini yasak ediyor. Bir cocuk veya genc bile islamiyeti ögrenemiyor. Ebeveynler ise zaten Türkiye de, islam düsmanlarinin gizli hileleriyle cahil birakilmislar. Müslüman cocuklari islami ogrenirse Avrupanin musluman olmasindan korkuluyor!
Muzaffer Alev Kopenhag www.esir.webbyen.dk        http://www.habervaktim.com/yazar/39258/biz_bu_yemini_etmeyiz.html

Site Adı1972 yılında İzmir’de doğdu. Lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda iki yıl eğitim aldıktan sonra özel bir tiyatroda iki sene çeşitli oyunlarda rol aldı.DEVAMIhttp://makamiibrahim.blogcu.com/etiket/Eygi     http://www.haber7.com/haber/20041219/AB-zillet-esaret-can-sesleri.php

Türkan Şoray’a abdest aldıran yazar: Sule Yüksel Senler:

Türkan Şoray'a abdest aldıran yazar      http://www.haber7.com/haber/20110807/Turkan-Soraya-abdest-aldiran-yazar.phpTürkan Şoray’ın başrolünü üstlendiği ve bir döneme damga vuran bir filmin ayrıntıları yıllar sonra ortaya çıktı. Kur’an’ın okunacağısahnedeyaşananlar ve ilginç diyaloglar şöyle

  Gözleri görmeyen ÂMÂ Kardeslerimize tavsiye etmenizi rica ediyorum:   (Muzaffer Alev)     

Ribat fm den bir ilk daha SESLİ DERGİ
Ribat fm bir yeniliğe daha imza attı yıllardır her sayısını beğenerek  okuduğunuz  Ribat dergisi ve altınoluk dergileri ni seslendirdi her  zaman ve her yerde http://www.ribatfm.com.tr/arsiv.php?kad_id=124  adresinden dinleyebileceğiniz  yazılar her ay güncellenecektir.
Ribat fm ailesi olarak ümit ederizki  iş yoğunlundan veya görme özürlü  olup da dergideki yazıları takip etmede zorlanan kardeşlerimize yönelik  bu çalışma hayırlara vesile olur.
Selam ve dua ile…         
www.ribatfm.com.tr   ribat@ribatfm.com.tr


 BELGESEL » Abdulhamid’in Hayatı: 1 : http://www.habervakti.com/video/index.php?p=video&id=24
       Muhteşem Yüzyıl, Mısır olayları ve Kemalist Devlet 1/2 (Kadir Mısıroğlu) ;      http://www.youtube.com/watch?v=XXP8YmtkTjU&NR=1

    Said Nursî ve Mustafa Kemal – Mustafa Kemal’e 10 Nasihat :   http://www.youtube.com/watch?v=tmy4fyQMhAQ&feature=related

  Hür Adam Filmi: http://www.youtube.com/results?search_query=h%C3%BCr+adam+film&aq=f        http://www.google.dk/#hl=da&biw=1659&bih=951&q=h%C3%BCr+adam+filmi&oq=h%C3%BCr+adam+filmi&aq=f&aqi=&aql=&gs_sm=e&gs_upl=34371l35652l0l7l7l0l0l0l0l0l0l&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.&fp=be3a4e0f4fd86203

Site Adı

1972 yılında İzmir’de doğdu. Lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda iki yıl eğitim aldıktan sonra özel bir tiyatroda iki sene çeşitli oyunlarda rol aldı.DEVAMI

   Seninle bir kişiye hidayet verilmesi… :  http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=101176      http://www.google.dk/#hl=da&source=hp&biw=1659&bih=836&q=Seninle+bir+ki%C5%9Fiye+hidayet+verilmesi&btnG=Google-s%C3%B8gning&aq=f&aqi=&aql=&oq=&fp=81a72503309aa8ff

  Blair”in baldızı nasil Müslüman oldu?: http://www2.yazete.com/video.asp?vid=7204
(English Video) http://izle.ilahisevenler.com/ingilterenin-eski-basbakani-tony-blairin-baldizi-islamiyeti-secti.html  (English Video)
Lauren Booth Converts To Islam: http://www2.yazete.com/video.asp?vid=7204      http://izle.ilahisevenler.com/ingilterenin-eski-basbakani-tony-blairin-baldizi-islamiyeti-secti.html  (English Video)

 Mel Gibson Müslüman Oldu: http://www.diyanethaber24.net/haber/mel-gibson-musluman-oldu-1893.html

  Çocuk sapıklarının tepkisi… : http://sadoglu.wordpress.com/#wrapper

 Bediuzzaman’in Hayati Belgeseli: http://www.youtube.com/watch?v=SxSVuh5wCgA

  İmam Fatih Alev Kopenhag

Moskeforeningen Kbh

  Fatih Alev Kopenhagda Hutbe okuyor: (alttaki Khutba`yi tiklayin)
Af Fatih Alev. Friday sermon delivered by Fatih Alev. www.moskeforeningen.dk
  imam Fatih Alev`in Konferaslari Hakkinda: http://tr.fgulen.com

   HARBiYE ASKERi  MÜZESiNDE BASÖRTÜSÜ YASAĞI:  SULE  YÜKSEL SENLER’iN YiGENi AYSENUR ALEV KOPENHAG ÜNiVERSiTESiNDEN MEZUN OLMADAN ÖNCE ÖGRENCiYKEN, iSTANBUL DA, HARBiYE DE ASKERi MEHTERi SEYRETMESiNE MÜSAADE EDiLMEDi:  http://forum.turksestudent.nl/index.php/topic/7053-harbiye-askeri-muzesinde-ayrimcilik-yapildi/

    SULE YÜKSEL SENLER DANiMARKA DA: http://vimeo.com/18518531

Şule Yüksel Şenler ile Ropörtaj: http://www.belgehaber.com/haber.php?haber_id=3753

 MERVE KAVAKCI WEB SiTESi :  http://www.mervekavakci.net/

  İlk Cemre: Şule Yüksel Şenler;  http://www.habervaktim.com/yazar/35373/ilk_cemre_sule_yuksel_senler.html

 Yusuf Kavakci: http://www.google.dk/search?um=1&hl=da&biw=1596&bih=662&q=yusuf%20kavakci&ie=UTF-8&sa=N&tab=iw

     Yavuz Sultan Selim kardeşlerine dokunmayacağı sözünü vererek babası II.Bayezit’ten padişahlığı devralmıştı:
http://www.nurcenneti.com/forum/tarih/sehzade-korkut-un-olumle-imtihani-t2001.html

Dünyanın her yerinden müslüman olanlar-1 :

http://www.hiziracil.tr.gg/D-Ue-NYADA-%26%23304%3BSLAMA–KO%26%23350%3BANLAR.htm

  Müslüman Olan Avustralyalı Sarah’ın ilk orucu ve hissettikleri:    http://www.mecazen.com/musluman-olan-avustralyali-sarahin-ilk-orucu-ve-hissettikleri-t128425.html?s=6d6e693cae9aae6c042373760911923f&

Müslüman olanlar:    http://www.google.dk/search?um=1&hl=da&biw=1579&bih=662&q=m%C3%BCsl%C3%BCman%20olanlar&ie=UTF-8&sa=N&tab=iw

 http://ilahi.wordpress.com/category/kadir-misiroglu-tarihci/       http://www.google.dk/#hl=da&source=hp&biw=1659&bih=836&q=D%C3%BCnya+2012+de+stat%C3%BC+degistirecek+kadir+misiroglu&btnG=Google-s%C3%B8gning&aq=f&aqi=&aql=&oq=D%C3%BCnya+2012+de+stat%C3%BC+degistirecek+kadir+misiroglu&fp=26e01493abd3590b

http://www.google.dk/#hl=da&biw=1659&bih=836&q=kadir+misiroglu+yahudi+meselesi&aq=3&aqi=g4&aql=&oq=kadir+misiroglu&fp=26e01493abd3590b

  Muhteşem Yüzyıl Adlı Rezalet Diziye Tokat Gibi Cevap – Prof. Ahmet Akgündüz: http://ilahi.wordpress.com/category/prof-dr-ahmet-akgunduz/

Yılbaşı, toplumsal bir isyandır   mehmet talu : http://www.habervaktim.com/yazar/32045/yilbasi_toplumsal_bir_isyandir_1.html

 Çanakkale Zaferi M. Kemal’in mi? : http://www.haksozhaber.net/news_detail.php?id=20386

    ‘İTTİHÂD-I İSLÂM’ : http://ahmedelussaki64.wordpress.com/category/ittihad-i-islam/

TÜRKİYE’NiN YAKIN TARİHİ : Sayet bu sahifede ki bilgiler T.C kanunlarin da yasaksa hemen silebilirim. internetten kopyaladim.  M. Alev http://users6.nofeehost.com/hakca/ 

Site Adı

1972 yılında İzmir’de doğdu. Lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda iki yıl eğitim aldıktan sonra özel bir tiyatroda iki sene çeşitli oyunlarda rol aldı.DEVAMI

  DANiMARKALI GELiN, TIKLAYINIZ Lütfen  :   http://www.serapakincioglu.com/

http://video.google.com/videoplay?docid=3527537810295279104#

     Cok güzel islamî siteler: http://www.milligorusportal.com/showthread.php?t=22655&page=1

http://www.bing.com/search?q=www-akaid.net&src=IE-SearchBox&FORM=IE8SRC

   İngiltere başbakanlarından Tony Blair’in baldızı Lauren Booth Müslüman Oldu.  

http://www.bing.com/search?q=Lauren+Booth+m%c3%bcsl%c3%bcman+oldu&FORM=BWFD

 11 eylül gercekleri vidoalari: http://www.gizlimabet.com/showthread.php?t=13652     http://www.google.dk/search?hl=da&q=11+eyl%C3%BCl+gercekleri+videolari:&wrapid=tlif129736256844831&um=1&biw=1659&bih=836&ie=UTF-8&sa=N&tab=iw

Yahudi asıllı Profesör’den tarihi cevap!   http://video.ihlassondakika.com/videodetay.php?ad=hbr&id=265333&hbr=335246 

 http://www.youtube.com/watch?v=bDe65-nF3FQ

http://www.youtube.com/results?search_query=Norman+Finkelstein&aq=f

Yahudi asıllı Dr. Norman Finkelstein Kanada’nın Waterloo Üniversitesi’ndeki konuşması sosyal paylaşım ve video sitelerinde tıklanma rekorları kırıyor…

  www.wakf.com Bayramlarda, Pazar ve Cuma günleri hanimlar ve cocuklar da camiye geliyor.

     

   http://www.inegolhaber.com.tr/m.kemal-pasanin-en-buyuk-muhalifi-14567h.htm

Türkler, Müslümanlar, Sünnîler Ve Sistem: Mehmet Sevket Eygi

http://anadoluhaber.blogspot.com/2009/05/turkler-muslumanlar-sunniler-ve-sistem.html

     Bütün Alemi islam 90 senedir seytani, gizli, görünmeyen,modern ingiliz kolonializmine esirdir. Bu sartlar altinda hersey yanlis gider. Ben acizane Risale i Nur dersi almis bir kardesinizim. Büyük Selcuklu ve Büyük Osmanli 1000 sene tarikatlar ve tekkeler sayesinde islamin bayraktarligini ve koruyuculugunu yapmistir. Ingiliz Hempherin kandirdigi Abdul Wahab ise Osmanliyla savasarak;  bütün müslümanlari ingilizlerin palyacosu yapmistir. Komünizmin yok edilisiyle dünyanin dengesi bozulmustur. Müslümanlarin kiyameti yaplasmaktadir. ic savaslar baslamaktadir. Kötü günler kapimizi caliyor!
Muzaffer Alev Kopenhag   www.esir.webbyen.dk    31.05.2011

krogerup-islam-011www.islam.dk  Hanimlar ve cocuklar da geliyor

    20 000 Müslümanla Kurban Bayrami namazi kilmak ister misiniz?  Erkekler, hanimlar ve binlerce cocuklar geliyorlar. Cocuklar icin büyük tivoli kuruluyor.  Eski Ellebjerg istasyonunun arkasindaki “Club Danmark”da.   http://www.wakf.com/wakfweb/news.nsf/0/289A0F74FB8012FCC125779C00725C86?Opendocument

 Hvad ved du om Eid? :   (Bayram NAMAZI)http://www.wakf.com/wakfweb/news.nsf/0/FE5C60B07F235A7BC1257799004B2F20?Opendocument

Eid al-Fitr (Ramazan Bayramı Namazı) 2010: Endnu en succes :  20 000 Müslüman Kardeşimizle, Hanımlar ve Çocuklarımızla Bayram Namazları: http://www.wakf.com/wakfweb/news.nsf/0/289A0F74FB8012FCC125779C00725C86?Opendocument

 imam Abdul Wahid Pedersen – imam Fatih Alev- www.islam.dk

 Club Danmark, eski Ellebjerg istasyonu yaninda: http://www.wakf.com/wakfweb/wMedia.nsf/ByUID/BB26C71A161D9CE6C125779B004C9396?OpenDocument     www.wakf.com

Haritada Namaz Kılınan adresi görmek için tıklayınız lütfen: http://www.google.dk/imgres?imgurl=http://www.wakf.com/wakfweb/attach.nsf/0/0681FD3614F7B4B5C1256F8A0032F7CE/%24File/SP32-20050115-101423.png&imgrefurl=http://www.wakf.com/wakfweb/wabout.nsf/ByUID/06BD02188F6F5DD0C1256F8A003349C4%3FOpenDocument&usg=__872YbGzJ8UAaCiGTy9QiQqsNx1E=&h=361&w=528&sz=20&hl=da&start=1&zoom=1&tbnid=gUvEoCtuzlqh3M:&tbnh=90&tbnw=132&prev=/images%3Fq%3Dclub%2Bdanmark%2Bhallen%2Bvalby%26hl%3Dda%26gbv%3D2%26tbs%3Disch:1&itbs=1 

Haritayi da tiklayip büyültebilirsiniz. Ny Ellebjerg istasyonu’na yakindir. Biraz erkenden gelip arabaniza park yeri bulunuz.  Arab arkadaslariniz varsa onlardan da bilgi alabilirsiniz.

   

Kopenhag da eski Ellebjerg istasyonunun arkasinda, Club Danmark da,  20 000 Müslümanla Kurban Bayrami namazi kilmak ister misiniz?  Erkekler, hanimlar ve binlerce cocuklar geliyorlar.  Arab ve Pakistanli arkadaslariniza da sorabilirsiniz :  http://islamveiman.wordpress.com/

 

Kopenhag’da 2009 Kurban Bayrami Namazi: 

20 bin kisi ile Kurban Bayrami namazi ve cocuklara eglence :

www.wakf.com  sitesini tiklayip bilgi alabilirsiniz.

     “Kopenhag’da 20 bin kisiyle Bayram Namazi” yazimi okuyunuz lütfen:    www.esir.webbyen.dk    sitesini tiklayip,    Menü‘den  “islami mevzular” veya “tavsiye siteler’i”  tiklayiniz, biraz asagiya ininiz.

  Önceki seneler 15 000 Müslüman tarafindan kilinan bir bayram namazi icin yazdigim bir yazi, bilgi edinmek icin lütfen okuyunuz.  Bayram Namazlari saat 9.00 da kilinmaktadir.  Yaniniza Seccade veya üzerinde namaz kilacak bir örtü bulundurunuz. Bayram Namazina yarim saat veya bir saat önce gelmeye gayret ediniz. Abdest alip gelebilirseniz iyi olur.

                         19 / 12 – 2007 Carsamba Günü Kurban Bayrami namazi saat 9.30 da kilinacak.    

   Gencler ve genc kizlarimiz,  Kopenhag’da 15 bin Müslüman kardesinizle Bayram Namazi kilmak ister misiniz?
Kopenhagda Cocuklar icin Tivoli (Panayir) Eglenceli Bayram Namazi:
Kopenhag ve civarinda yasiyan genc erkek ve kizlarimiz, hattta Anneler, babalar dahil bütün aileler, caninizin bir parcasi sevgili  cocuklarinizla “Eski Ellebjerg istasyonundaki Valby Hallen” de kilinan Ramazan ve Kurban Bayrami namazlarina gitmeyi arzu edermisiniz?
12 bin kisinin senelerdir kildigi Bayram namazlarinda güzel islami konusmalar yapiliyor. Namaz sonrasi, cok güzel ve büyük bir Tivoli (panayir) kuruluyor. Binlerce Müslüman Cocuklari ikindi namazina kadar cilginca egleniyorlar. Kebab, felafil, gazozlar ve tatlilar satiliyor.
Maalesef Danimarka televizyonlari gelip cekim yapiyorlar ama kasitli olarak dogru dürüst göstermiyorlar. Hile yapiyorlar. Türkiyeli Müslüman kardeslerimizin haberi olmuyor!  Türkiyeli Müslümanlar; zaten arab kardeslerimize düsman yapilmislar. Türkiyeliler, siz en iyi Müslümansiniz! diye kandirilmislar.
 
Her sene bir ay ilkokullarda ve televizyonlarda Müslüman Cocuklarina uydurma Noel (jul) sevdirilmektedir.
Müslüman cocuklarinin hemen hemen hepsi 9-10 senelik ilk okullarda Hiristiyanlik dersine girmektedir!
Santa Lucia cocuklar icin Hiristiyan ayinine katilmaktadirlar!
Lütfen sizlerde senede iki defa sevgili cocuklarinizi bu eglenceli Bayram Namazlarina götürerek Yüce Dinimiz islamiyet hakkinda hayatlari boyunca zihinlerinde güzel resimlerin kalmasini saglayiniz. www.wakf.com  sitesinde “Kontakt os” ve “aktiviteter”i tikliyarak telefonla bilgi edinebilirsiniz.
Tekrar yaziyorum, Danimarkada yasiyan Türkiyeli  Müslüman Cocuklarin cogu kendi arzulariyla ve ebeveynlerinin müsadeleriyle ilkokullarda Hiristiyanlik dersine girmektedirler. islamiyet hakkinda hicbir bilgileri yoktur. Kur’ani Kerimi okumayi ögrenmeleri kafi degildir.
imam efendilerin islam dinini ögretme yetkileri yoktur. Sadece namaz kildirabilirler ve cocuklara haftada 2 saat Kurani Kerimi okumayi ögretme müsaadeleri vardir. Bu müsaade Cocuk basina haftada bir-iki dakikadir!
Türkiyeli cocuklar, gencler, babalar ve annelerle yaptigim arastirmaya göre: Hadis nedir?  Kurani Kerim hakkinda iki cümle söyler misiniz sorularima cevap verememektedirler!
Müslüman Kardeslerimi uyanmaya, birlige, kendi aralarinda beraber calismaya, sevgili yavrularina yüce dinleri güzel islamiyeti ögretebilmek icin cok gayret etmeye davet ediyorum.
Avrupada ve Türkiyede, dolayisiyle Danimarkada islami Kütüphane kurup evlere ödünc islami-ahlaki cocuk kitablari, kasetler, cd ve dvd ler, filmler vermek yasaktir. Veya seytanca mani olunur.  
Kardeslerim, ya hep beraber dinimizi ögrenip yasayacagiz, dünya ve ahirette huzur bulacagiz veya hep beraber perisan olacagiz.
Ishøj Camisinde 12 yasinda bir Türk Cocuguna Süleyman Hoca (görevi bitti) Kurani Kerim harflerini okumayi ögretirken;   
-Rabbin kim?  diye sormus. 
Hristiyanlik dersi alip Hiristiyan ilahilerini dahi bilen cocuk cevap vermis.
-isa! 
Ne diyelim? insanlar cehenneme bu dünyadan odunlarini götürürlermis!
Gencler, Büyük Ecdadin (dedelerin) Büyük Selcuklu ve Büyük Osmanli zamaninda bizler, 1000 sene dünyayi sevgi, sefkat, irfan, hikmet ve adaletle idare edip dünyaya huzur verirken, imamlara cok deger verilirdi. Basta Büyük Padisahlarimiz ve mübarek halkimiz imamlari herkesten fazla severlerdi.
Türkiyemizde ve yurddisinda 85 senedir imamlar maalesef gerici, yobaz, öcü, tehlikeli insan olarak gösterilmektedir bizlere. Bu sebeple imamlarin hicbir yetkileri yoktur.
Mesela Türkiyemizde 15 yasindan kücük cocuklarin yaz tatilinde bir ay manasini anlamadigi Kur’ani Kerimi okumayi ögrenmesi yasaktir. Yaz tatili haricinde tamamen yasaktir. Yani okuldan cikan cocuk eve gelirken mahallesinin camisinde abdest alip ikindi namazi kilsa, namaz sonrasi imam efendi biraz nasihat ve islami ders verse güzel olmaz mi? Türkiyemizde Dans, Müzik, Bale egitimi 5 yasinda baslamaktadir! Tesvik edilmektedir! Okul sonrasi cocuklar ve gencler Camiye gelip imam efendilerden islami ders alamazlar. Cünki bütün imam Efendiler öcü ve tehlikeli insanlar olarak gösterilmektedirler. Bütün Dünyada, Avrupada, Danimarkada da imamlar öcü ve tehlikeli insanlar olarak kabul edildigi icin sadece haftada 2 saat, 50 kadar cocuga 1 veya 2 dakika manasini anlamadigi Kur’ani Kerimi okumayi ögretme izni vardir. Sadece Kurani yüzünden manasini anlamadan okumakla insan islamiyeti ögrenmis olmaz.
Anne ve babalar yasaklar yüzünden cocukluklarinda, onuda ögrenemedigi icin evlatlarinin islamiyeti ögrendigini sanmaktadirlar. Kandirilmaktadirlar! iyi ve bilgili Müslümanlara düsman edilmektedirler.
Bu sebeple Türkiyeli cocuklar geri zekali, basarisiz, salak, manyak, ahlaksiz, dinsiz, sigaraci, esrarci olmaktadirlar. Türkiye insani Avrupada da, islam düsmanlarina dost, zavalli birazcik dindar Müslümanlara düsman yapilmistir. Diyanet Camilerine, kahvehanelere, müzik ve spora  giden, yönlendirilen insanlarimiz okumiyan, cahil insanlar yapilmislardir!
Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed bir hadisinde (sözünde) : 
– Gercegi bildigi halde söylemiyen dilsiz seytandir, demistir. insanimiz susan dilsiz seytanlar yapilmak mi istenmektedir?  Para kazanmak, zengin olmak, gösteris yapmak, dedikodu yapmak, yüce dinimizden farkina vardirilmadan yavas yavas uzaklasmak seytani oyunlarla hizla tesvik edilmektedir.
Bir misal: 30 yaslarindaki Kopenhag – ishoej da yasiyan Bilal Demir isimli genc anlatti. Kopenhagda yasayan bir akrabasi  (Teyzesi) Konyali  Hanim, Yahovacilardan Allah Razi olsun! oglumu adam ettiler. Eve gelmezdi, bize kötü davranirdi, kötü aliskanliklari vardi. Simdi güzel bir iste calisiyor. Bize cok hürmet ediyor, diyor! 
Yine tekrar belirtiyorum, Danimarkada Hemen hemen bütün Türkiyeli cocuklar 9-10 senelik ilk Okulda Hiristiyanlik dersleri aliyorlar. Hicbir islami ders almiyorlar. Aldiklarini zannediyorlar. Kandiriliyorlar. Hadis nedir? Kur’an hakkinda iki cümle söyler misin? sorusuna sadece cocuklar degil, Türkiyeli gencler, anneleri ve babalarida cevap veremiyorlar. Sadece dedikodu yapmayi, gencler ve cocuklar, ahlaksizligi biliyorlar okadar! Yüce dinimizden, yüce ahlakimizdan, irfanimizdan, hikmetimizden, kerametimizden, islam, Büyük Selcuklu, Büyük Osmanli tarihimizden hic haberleri yok.
Canimiz genclerimize ve zeki cocuklarimiza Diyanet isleri Baskanligimizin nesrettigi 32 cilt Diyanet Ansiklopedisinden, islamî ve tarihî ders vermek yasaktir. Müslüman cocuklarina Yüce Dini ve Serefli islamî Tarihi ögretilmez. Kandirilirlar. Batili Vampir, Vahsi sömürgegecilerin 90 senedir seytani hile ve oyunlarla geri zekali yaptigi Müslüman Kardeslerimiz bu yazdiklarimi anlamaya calismalilar. Cocuklarini ahlaksizliktan, geri zekali Nevyork (Newyork) Harlem zencisi olmaktan, Cehennem atesinden korumak icin para harciyarak careler aramalarini rica ediyorum. Mesela halkimiz pekala cocuklarinin dinini, okul derslerini  ögretmek icin parayla ögretmen tutup Cenneti kazanabilirler. Melek gibi güzel Müslüman cocuklar yetistirebilirler. Halkimiz, dindar ve bilgili Müslümanlara düsman edildikleri icin yapamazlar! Hepimiz icin dualar ediyorum. 
Aciz Kardesiniz Muzaffer Alev 11.12. 2007 ishoej – Kopenhag   Danimarka…
 
Not: Diger bir Danimarkaca Namaz Abdul Wahid Pedersen  ile  http://www.islam.dk/   Nørrebroda,  KORSGADEHALLEN DE  Saat  9.00 da Bayram Namazi kilinacaktir.
Yaniniza Seccade veya üzerinde namaz kilacak bir örtü bulundurunuz.
 
Bayramsa bayraminiz mübarek olsun (Müzikli) :            http://www.youtube.com/watch?v=0IbEYMhn0Yk&NR=1                 
   

    

   Kadir Mısıroğlunun Büyük Osmanlı Hakkında 40 Kitabı neşredildi.

1-Kadir Mısırlıoğlu: Atatürk Zihniyeti:  http://www.tevhidhaber.com/news_detail.php?id=72212

2-  http://kadirmisiroglu.com/component/content/article/80-aktuel-meseleler-5-kasim-2010-tv-net.html

3-   http://www.kadirmisiroglu.com/       

4-   http://www.youtube.com/results?search_query=kadir+m%C4%B1s%C4%B1ro%C4%9Flu&aq=0 

5- http://www.youtube.com/results?search_query=kadir+misiroglu+_+osmanli-%C3%A7anakkale-k%C3%BCrt-yahudi&aq=1

6-   http://www.youtube.com/results?search_query=kadir+misiroglu+haziran+2010&aq=2

7-   http://www.youtube.com/results?search_query=kadir+misiroglu+haziran+2010&aq=2

8-  http://www.youtube.com/results?search_query=kadir+misiroglu+ermeni&aq=3

9-  http://www.youtube.com/results?search_query=kadir+m%C4%B1s%C4%B1ro%C4%9Flu+tarih+sohbetleri&aq=4

10-   http://www.youtube.com/results?search_query=kadir+m%C4%B1s%C4%B1ro%C4%9Flu+atat%C3%BCrk&aq=0

11-  http://www.youtube.com/results?search_query=kadir+m%C4%B1s%C4%B1ro%C4%9Flu+atat%C3%BCrk+mason&aq=1

12-   http://www.youtube.com/results?search_query=kadir+m%C4%B1s%C4%B1ro%C4%9Flu+tvnet&aq=2

13-  http://www.youtube.com/results?search_query=kadir+m%C4%B1s%C4%B1ro%C4%9Flu+yahudi+meselesi&aq=6

  ABD’ye taahhüt verenler programı iptal ettirdi (VİDEO) : http://www.ajans5.com/detay/2010/10/23/abd-ye-taahhut-verenler-programi-iptal-ettirdi-video.html

                HERŞEYİ BİLİYORDU!! – Şehit Bayram Ali Öztürk Hoca : http://video.google.com/videoplay?docid=-9178535146109990143#docid=1165642693250757221

  BAYRAM ALİ ÖZTÜRK HAYATI (BELGESEL) MUTLAKA DİNLEYİN ! ÇOK ETKİLEYİCİ: http://video.google.com/videoplay?docid=-9178535146109990143#docid=1165642693250757221

   Acep Allah Bizi Kabul eder mi Şehit Bayram Hoca : http://video.google.com/videoplay?docid=-9178535146109990143#docid=-8808730961918083003 

   Yeni Asya Gazetesinin Haberi :  http://www.yeniasya.com.tr/2006/09/04/haber/h2.htm

  Diriliş muştuları -bacım:     http://www.youtube.com/watch?v=CZTSUK17TnE&feature=related 

     

                 

 Bas Örtüsü Zulmü :  http://www.google.dk/search?hl=da&q=bas%C3%B6rt%C3%BCs%C3%BC%20zulm%C3%BC&gs_sm=e&gs_upl=1702l10320l0l15l15l0l11l11l0l218l685l1.1.2l4&bav=on.2,or.r_gc.r_pw.&biw=1680&bih=840&wrapid=tlif131005912799111&um=1&ie=UTF-8&tbm=isch&source=og&sa=N&tab=wi

    

   Osmanlı’da Son Ziyaretler, Son Ziyafetler  ve Muzaffer Alev’in blog yazisi:

http://www.tpe.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=539:osmanlyda-son-ziyaretler-son-ziyafetler&catid=127:sedat-palut-konuk-

   “İslami sokak hizmeti” yapmalıyız.           Muzaffer Alev
Muhterem Kardeşim, 1963 yılından beri İstanbulda ve Ankara da ağabeylerin yakınında, bazılarınında yanında bulundum. Kaderin bir tecellisi 40 senedirde Kopenhagdayım. İskandinavya halkını birazcık tanımaktayım. Müslüman kardeşlerimizin samimi diyaloğları olamadığı için maalesef değil İskandinavyalılara, çevremizde ki Müslümanların çocuklarına bile gereken hizmeti veremiyoruz. Dünyanın her tarafında Müslüman çocuklarının müslüman olmaması için çok büyük gizli hileler ve tahribatlar var. Ben acizane 47 senedir Risale i Nurlarla ilgileniyorum. Çok Risale i Nur derslerinde bulundum. Farkında olmadan uzun senelerde acizane Nur Medreselerinde ki derslerde öğrendiğim İslami gerçeklerin faydasını gördüğümü hissediyorum. Çevremde ki Müslüman kardeşlerimi temaşa edince gizli güçlerin Müslümanları görünmez hilelerle gizlice idare ettiklerini, bu iğrenç Holly Wood tiyatrosu şeytani savaş ve saldırılarının İslam düşmanlarının gerçek yüzlerini göstereceğini zannediyorum. Muzaffer Alev Kopenhag
15 Temmuz 2011 Cuma 16:51  (Risale Haber’e blog yazısı)        TIKLAYINIZ LÜTFEN :    http://islamveiman.wordpress.com/genclerimizi-islami-sokak-hizmetine-davet-ediyorum/

Ayasofya’ya aylık 300 binden fazla ziyaretçi:  http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=113985

   Cennetmekan Sultan Fatihin vasiyetinde ki bedduasını yaşıyoruz halen. Müslümanlar esir olduğu için ellerinden hiçbirşey gelmiyor. Yeni nesillerimiz hileli senaryolarla İslamiyetten uzaklaştırılıyor. Misyonerler zafere koşuyorlar. Camilerimizin kapısında İslami, Tarihi hakikatları anlatan değerli broşürler ve kitaplar dağıtılmıyor, satılmıyor. Gizli esirlik çok tehlikeli bir derttir. Bu derde düşenler maalesef iflah olmuyorlar. Biz Müslümanları bu gizli dertlerle hasta eden İslam düşmanları bayram ediyorlar. Samimi Müslümanlar sadece ağlayıp, göz yaşı dökebiliyor.
Avrupa da aynı İslam Alemi gibi İslam dini hileli olarak yasaktır. Camilerin bir odasında İslami Kütüphane açılıp evlere İslami çocuk kitabları, kasetler, Cd. ler ödünç verilmesi gizlice yasaktır. Geri zekalı, inançsız, zır cahil, stresli bir Müslüman nesli yetişmektedir. Avrupalıların Müslüman olmaması için yeni neslimizin böyle kötü örnek olması gerekmektedir. Türkiyemiz nasıldır?
Muzaffer Alev Kopenhag  www.esir.webbyen.dk

Dünyayı Kandırmışlar -    Uçaklar İkiz Kuleler’e çarpmadan önce patlamalar olmuş: http://www.milligazete.com.tr/haber/dunyayi-kandirmislar-221936.htm

 

   40 senedir; Su anda avrupadaki yeni neslimizin islamiyetle ilgilerini kestiler. Manyaklik herkese bulasti Avrupa da.  Daha dogrusu Avrupa da  yeni neslimiz  “Fransada ki Fuat Pasa”larla,  hem icerden, hem disardan yapilan seytani hilelerle gizlice islamiyetten cikarildilar!  Türkiyemizde ki genclerimiz de yakinda  Avrupada ki genclerimiz gibi kendini müslüman sanan manyaklar yapilacaklar!  Özel tv kanallarinin genclerimizi ahlaksizlastirmalarinin ve manyaklastirmalarinin nicin önüne gecilemez?  Bas örtüsü halen nicin serbest olamaz?  Kafir ülkelerinde bas örtüsü nicin serbesttir?
Adnan Oktar Kardesimiz ne yapabilir ki? Manyak yapilan yeni neslimize birkac kelime islami degerlerimizi hatirlatmak istiyor. Müsaade bu kadar gayri.  Yoksa tv vermezler.  40 milyon müslümana ulasiyormus her gün.  40 milyon kisi kitablarini download yapmis.

Türkiyemizde ki 90 senelik dehsetli tahribati ve islami yikimi anlatmak yasaktir. Seytani güclere karsi ancak bu kadar calisma yapilabilir!      “B..(Pislik) icinde badem ici” sözü meshurdur. Ancak bu kadar olur islami  hizmet bu durumlar da. Gencler hakiki yani gercek düsmaninizi ve dostunuzu arayiniz ve bulunuz lütfen!  Bu aciz Muzaffer Agabeyiniz 48 senedir yüce dinimizi yasamaya gayret ediyor. Müslümanlara 90 senedir yapilan gavur zulmünü cok iyi bilir ama anlatamaz. Cünki yasaktir. Bütün Müslümanlar 90 senedir gizli esirdir, köledir.  ingilizlerin seytani hürriyet ve demokrasi hilesine ve tiyatro oyununa gelmislerdir!  Kim bir kisinin imanini kurtarabilirse allah ondan razi olsun.  “Sahralar dolusu kirmizi koyundan daha degerlidir ahirette” diye müjde vermis Sevgili Peygamberimiz.
Muzaffer Alev  Kopenhag  www.esir.webbyen.dk
       

Miniature<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />
” src=”<a href=http://i1.ytimg.com/vi/0U_KJUSjE18/default.jpg&#8221; />  Konya Tv:    http://www.youtube.com/watch?v=0U_KJUSjE18&NR=1&feature=endscreen   

Miniature<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />
” src=”<a href=http://i2.ytimg.com/vi/UGGKO7CkrGY/default.jpg&#8221; />  SELDA iNAL:    http://www.youtube.com/results?search_query=selda+inal&oq=selda+inal&aq=f&aqi=&aql=&gs_sm=e&gs_upl=7322l10444l0l11924l10l10l0l5l5l0l190l710l1.4l5l0

Miniature<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />
” src=”<a href=http://i1.ytimg.com/vi/hE8gOpfD7eQ/default.jpg&#8221; />  ADNAN OKTAR- HÜLYA AVSAR:   http://www.youtube.com/watch?v=8pdZ0Ibpqwk&feature=related

Miniature<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />
” src=”<a href=http://i1.ytimg.com/vi/8G73jE2B0AE/default.jpg&#8221; />         Serap Akincioglu: (Danimarkali Gelin)    www.serapakincioglu.com      http://www.youtube.com/watch?v=t8L7rtSOSsU&feature=relmfu 

Serap Akincioglu: (Danimarkali Gelin)    www.serapakincioglu.com 

DANiMARKALI GELiN, TIKLAYINIZ Lütfen  :   http://www.serapakincioglu.com/     Site Adı

1972 yılında İzmir’de doğdu. Lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda iki yıl eğitim aldıktan sonra özel bir tiyatroda iki sene çeşitli oyunlarda rol aldı.DEVAMI

http://video.google.com/videoplay?docid=3527537810295279104#

Gönderen: islamidavet | Ekim 15, 2010

Kücük Sugra’yi dinleyince aglayabilmek?

Degerli Kardeslerim, seneler önce 50 kardesimize arada mektub gönderirdim. Sonra bu durumu terkettim. Bugün size bu mektubu göndermeyi arzu ettim.
Muzaffer Alev  Kopenhag  www.esir.webbyen.dk    www.islamidavet.wordpress.com
  Kücük Sugra’yi dinleyince aglayabilmek? :  http://islamidavet.wordpress.com/2009/12/12/cellat-kel-ali/
        Kücük Sugra;  Necip Fazil’in Sakarya Siirini okuyor! :
http://ivideo.wordpress.com/2006/07/25/minik-sugranin-yorumundan-istiklal-marsi-ve-sakarya-siiri/

Değerli Kardeslerim, bu sene yazın Türkiyede Merzifon’da 2 aylik iznimde okuduğum kitaplardan ikisini sizlerede tavsiye ediyorum. Okumak icin çevrenizden temin edemezseniz satın almanızı rica ediyorum.

1. kitap :   “Endülüsten ispanyaya”  Diyanet isleri teskilati nesretmis. ince bir kitap. Arap-berberi meselesi ayni bu günki Türkcülük – Kürdcülük meselesi gibi. Malumunuz Büyük Osmanli ecdadimiz Türkcü veya Kürtcü degildi. Sadece samimi müslümandi. Büyük Selcuklu’yu ve Büyük Osmanliyi yikmak icin haclilar hep calistilar. Sonunda basardilar. Araplar ispanya’ya geldiginde ispanya da sadece birkac tane papaz okuma yazma biliyormus. ispanyollar ve avrupalilar cok cahilmis. 800 senelik Arab hakimiyeti sirasinda  ispanyollarin %50 si müslüman olmus. Yazar diyor ki:
- 800 senelik Endülüs islam medeniyeti yikilmadan 20 sene evveli deselerdi ki Endülüste 20 sene sonra hic müslüman kalmayacak, kimse inanmazdi.
Dünya müslümanlarinin simdi ayni durumda olduklarina inaniyorum!
Endülüsten ispanyaya kitabı:  http://www.idefix.com/kitap/endulusten-ispanyaya-sempozyum/tanim.asp?sid=XLH5DYED814U8VI5K1PF
 
  2. kitab :    “Açıklamalı Mehmet Akif Külliyatı”   10 ciltlik çok güzel bir kitap serisi, bilhassa son cildini ilk olarak okumanızı tavsiye ederim.  :  Büyük Osmanlı Ecdadımızı tanımamıza yardım edecektir.
http://urun.gittigidiyor.com/MEHMED-AKIF-KULLIYATI-Aciklamali-10-CILT-TAKIM_W0QQidZZ23970750
http://www.nadirkitap.com/aciklamali-mehmed-akif-kulliyati-10-cilt-takim-kitap699374.html
http://www.google.dk/#hl=da&q=aciklamali+mehmet+akif+k%C3%BClliyati&aq=&aqi=&aql=&oq=aciklamali+mehmet+akif+k%C3%BClliyati&gs_rfai=&fp=868d2f6dea423984
http://www.google.dk/#hl=da&q=%22aciklamali+mehmet+akif+k%C3%BClliyati%22&aq=f&aqi=&aql=&oq=%22aciklamali+mehmet+akif+k%C3%BClliyati%22&gs_rfai=&fp=868d2f6dea423984
       
Mehmet Akif Video’su: http://www.girift.com/mehmet-akif-ersoy-ve-istiklal-marsi-belgeseli/
Mehmet Akif Ailesinin Başına Gelenler: http://www.mehmedakifersoy.com/mehmet-akif-ailesinin-basina-gelenler
KIZIMIN BASÖRTÜSÜ BATMAKTA REZiLiN GÖZÜNE:  http://sl-si.facebook.com/note.php?note_id=128505178511
 4511or2 Mehmet Akif Ailesinin Başına Gelenler
Risale Haber’in bir haberine yazdigim ziyaretci mektubu;
 Türkiye deyince akıllara Said Nursi geliyor :
 Allah islami korusun:

http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=88010

Tubanur Kardesim, acizane bende 1963 ten beri nur davasinin icindeyim. istanbul ve ankara da üstadimizin bazi son talebelerinin yaninda bulundum. 40 senedirde Kopenhagdayim.
Sizin icinde bulundugunuz durum Abdurresid ibrahim’i hatirlatti bana:  

http://www.davetci.com/d_biyografi/biyografi_abdurresidibrahim.htm )

Yeni Asya Yayinlarinin nesrettigi “islam Alemi” (alem i islam) kitabini 25 sene önce okudugumda, Büyük Osmanli alimi Abdurresid ibrahim’e hayran olmustum.

Japon ilim adamlari Abdurresid Ibrahim’in konferenslarina cok ilgi gösteriyorlardi. Büyük salonlari dolduran Japon Profesörler Abdurresid ibrahim’i dikkatle dinliyorlar ve cok alkisliyorlardi.  Sonralari hissettim ve anladim ki Japonlar bunu Japon-Cin savasinda, Osmaliyi Cin’e karsi kullanmak icin yapmislar!

Sevgili Peygamberimizden beri Arab Kardeslerimiz, Büyük Selcuklu ve Osmanli ecdadimiz (1000 sene) islamin bayraktarligini yapmis. Hilal hacli kavgasi hic bitmemis.

Bu günki durumda ayni. Bütün dünyada ki müslümanlar 90 senedir esir ve Esir müslümanlar, esirlikten kurtulmak icin cirpiniyorlar. Haclilar ve siyonistler gizli tiyatro senaryolariyla islami yok etmek icin gizli ve acikca savasiyorlar!
Muzaffer Alev Kopenhag   www.esir.webbyen.dk

 

* ABDÜRREŞİD İBRAHİM ( 1857-1944m. )

     Salih Okur


Abdurreşid İbrahimTAKDİM“Bir Abdürreşit gibi, evine veda edip, çıkıp gitmeli. Ve bir daha da gelmemeli. Eğer bugün Asya’da irşad adına üç bin tane, dört bin tane insan gidip; ölür, geriye gelmezse, Asya’da kırk milyon insan dirilir.” (***)20. yüzyılda İslamın derdini bütün ağırlığınca sırtında hisseden bir çok kamet vardır. İkbal, Mehmed Akif, Bediüzzaman, Hasan el Benna vs…Bunların arasında başdöndürücü aksiyonuyla büyük dava adamı Abdürreşid İbrahim’i en başlarda saymak gerekecektir.Trablusgarb’tan Tuva’ya, Cava adasından Mançurya ve Japonya’ya kadar koskocaman bir coğrafyayı canla başla, demir asa elde, demir çarık ayakta adım adım gezerek İslam kardeşliğini soluklayan, İttihad-ı İslamı (islam birliğini) haykıran, İstanbul’daki bir müminin Singapur’daki kardeşinin acısını hissetmesine vesile olan, insanları insanlığın evrensel değerlerine; yani fıtrata, yani Hak dine, yani kendilerine davet eden bu büyük mollayı anlatmak gerçekten çok zor… Çünkü hızına yetişemiyorsunuz…Şu anda bütün dünyada hoşgörünün buketlerini taşıyan mutluluk sakalarının da (su taşıyıcıları) bir bakıma piri kabul edebileceğimiz Kadı Abdüreşid’i rahmet ve minnetle anıyor ve büyük muhacir Nebi’nin(ASM) şu inci mercan sözünü hatırlatıyoruz: “İnsanın ölmesiyle her ameli kesilir; ancak Allah yolunda mücahede edenin ameli, bundan müstesnadır: Onun ameli, kıyamet gününe kadar nemalanır ve kabir fitnesinden de emin kılınır.” (Tirmizi, Ebu Davud)RUS ÇİZMESİ ALTINDA
Abdürreşid İbrahim Rus yayılmacılığının Türk-İslam topraklarını tehdit ettiği 19. yy’ın ikinci yarısında dünyaya geldi. Kendisi Papa’ya yazdığı bir şikayet mektubunda o günleri şöyle tasvir eder: “Yüzyılar boyu Rusya bizi yok etmeye çalışıyor, ülkelerimizi birbiri ardından işgal ediyor, ahalisini yeryüzünden silmek için her türlü yollara baş vuruyor. Kırım Tatar halkının neredeyse yarısı yok edildi, bir kısmı baba ocağından yabancı ülkelere sürüldü. Böylece, kalan zavallı bir azınlığı karşı koyulamayacak duruma düşürüp, onlara daha iyi eziyet etme imkanına kavuştular. Kazan-Astrahan Tatarları ve İdil Ural halklarının yarısı yok edildikten sonra, kalanlar Ruslara kul olarak yaşıyorlar. Bu insanlara karşı misli görülmemiş eziyetler yapılıyor……İdil Ural bölgesinde Rusya çeşitli askeri ve tenkil (cezalandırma) seferleri ile kahraman Başkurtların direncini kırdı. Toprakları Rus maceraperestleri ve hükümetin himayesindeki zümreye dağıtıldı. Toprakları elllerinden alınan halk ise açlık ve sefalete terk edildi. Kafkasya’da yaşayan dağ halkları da bu zulümden kurtulamadılar, toprakları Ruslara verildi. Halk vahşice zulümlere duçar kaldı. Hakimiyet altına düşen bu uzun silsilenin son zincirini Türkistan teşkil etti. Bu eski Türk kültür ve ortaçağ dünya medeniyetinin merkezi şimdi Rus askerlerinin çizmeleri altında her türlü zulmün kol gezdiği bir yer haline geldi. Binlerce Türkistanlı katl edildi.”DOĞUMU
Abdürreşid İbrahim işte bu koşullar altında, 23 Nisan 1857’de Rusya’nın Batı Sibirya bölgesinde, Tobolsk ilinin Tara kasabında doğdu. Aslen Özbek asıllıdır. Ataları 15. yüzyılda Buhara’dan gelerek bu kasabaya yerleşmişlerdi. Babası Ömer bey, annesi Başkurt Türklerinden Afife hanımdır. İkisi de dindar insanlardı. Annesi Tara’da bulunan kız medresesinde uzun yıllar muallimlik yapmıştı.TAHSİL HAYATI
İlk dini eğitimini babasından alan Abdürreşid, yedi yaşındayken, Tara’ya 80 km uzaklıktaki Avyuş köyünde yatılı olarak medreseye başladı. Tara’daki medreseler köydeki eğitime nazaran daha iyi olmasına rağmen buraya gönderilmesinin sebebi hayatın zorluklarına daha iyi alışması için olabilir ki, görüleceği gibi hayatı hep zorluk ve çile yörüngelidir. Belki de merhum babası kısa bir süre sonra vefat edeceğini hissederek böyle bir karara varmıştır.8 ay bu köyde kaldıktan sonra, annesinin gayretleri ile Orenburg ilinde bir Başkurt köyü olan Elmen köyüne gönderildi. Bu köy eğitim olarak diğer yerlere göre daha iyi olduğu gibi köy halkı da ilme büyük önem veriyordu.Örnek alınması gereken bu muhteşem durumu Abdürreşid İbrahim şöyle anlatıyor: “Gayet fakir bir Başkurt köyü olup, oldukça fakir idiler. Buna rağmen beşyüz kadar talebe okuturlardı. Evlerini talebelere vererek kendileri kümes tabir olunacak barakalarda, bütün bir aile üst üste yaşarlardı. Bu köyden birisi öldüğü zaman akrabaları onun okuttuğu talebe sayısıyla övünürlerdi. Talebelerine hiçbir karşılık beklemeden ekmeğini verir, çamaşırlarını yıkarlardı.”Bu köyde 4 sene tahsil gördü. 1871’de kısa aralıklarla önce annesini, sonra babasını kaybeden ve fakru hale düşen küçük İbrahim, bir yandan çalışarak harçlığını kazandı, diğer yandan tahsiline devam etti. Ama o zamana kadarki medrese eğitimi kendisine çok bir şey kazandırmamıştı. O sıralar Rusya’daki medreselerin genel halini “Tercüme-i Halim” adlı eserinde şöyle anlatır: “Medreselerde nizam, intizam hiç yok. Ders okuma oldukça kötü, ayda, haftada bir ders okutuluyor. Talebe kendi kendine çalışır, mütalaa ederse bir derece tahsil etmiş olur. Elbette böyle talebeler çok olmaz, bu halde bir talebenin medresede yirmi sene kalması adeta mecbur olmuştu. Hocalar bu durumun ıslahı için hiç çalışma yapmıyorlar. Talebelerde ahlak gayet kötü, tütün, enfiye ve iskambil gibi bütün kötü alışkanlıklar çok yaygın.”

Aslında o sıralar bütün İslam topraklarında durum pek farklı sayılmazdı. Bir alimimiz bu durumu şöyle ifade ediyor: “Bizler bir boş dönemin çocuklarıyız. Mektep yıkılmış, medrese harab olmuş, tekye ortadan kalkmış, harab eller, yıkılmış hanümanlar (ocaklar) , kimsesiz çöller. Biz bu dönemde yetişmişiz. Evet petekler sönmüş, ballar kalmamış, böyle bir dönemde yetişmişiz.” Yine aynı büyüğümüz medreselerin köhneleşmesi hususunda “Başta fünun-u müsbeteyi (müsbet ilimler) medreseden kovan Osmanlı dönemindeki kadıhanlar gibi insanları bizim de, tarihin de, Allah’ın da affetmesi düşünülemez. Çünkü bir milletin felaketini hazırlamışlardır” demektedir.

Tabii bu konuda daha fazla yazmak saded harici olur, ama şunu da belirtelim: “Medrese sistemimiz Nizamülmülkle oturmuştur. O zaviyeden bakarsanız 900 yaşında. Eğer medresemiz 3-4 asır evvel acuzeyi şemta (saçı ağarmış kadın) haline gelmiş, ihtiyarlamışsa şayet bu demek ki 4-5 asır iyi yaşamış. Ama bir de mektebe bakın. Mektep 70 yaşında acuzeyi şemta. Eli titriyor, ayağı titriyor. Çok erken ihtiyarlamış…”

Teman medresesinde de kısa bir süre eğitim gören Abdürreşid, namını sıkça duyduğu, Kazan’daki Kışkar medresesine gitti. Buradaki eğitim onda hayranlık uyandırmıştı. Fakat Pasaport süresinin dolması üzerine istemeyerek oradan ayrıldı. Bir süre gizlice Kırgız köylerinde dolaştıysa da sonunda yakalandı ve hapse atıldı. Bir sene süren hapishane hayatı onun ufkunu genişletmesine vesile oldu. Zira hapishane Rusya’nın değişik yerlerinden gelen, pek çoğu siyasi ve dini olaylara karışmaktan suçlu bulunmuş soydaşlarıyla doluydu. Burada bulunduğu sırada Rus esaretindeki Türk ve Müslüman halkların durumu hakkında epeyce malumat sahibi oldu.

İLK HACCI
1879’da Orenburg’a gelen molla Abdürreşid burada bir Tatar zengininin hizmetkarlığını üstlenerek ve onun refakatında önce İstanbul’a daha sonra da Hacca gitti.(1880)

Hac dönüşü geri dönmeyerek Medine’ye yerleşmiş ve tahsiline bıraktığı yerden devam etmiştir. Beş sene süren bu tahsilinde fıkıh, tefsir , hadis, kıraat gibi dini derslerinin yanında Arapça ve Farsça da okumuştur. Mesela, devrinin allamesi Mevlana Seyyid Ali Zahir kendisinin üstadlarındadır. Bu tahsilinin sonunda icazetnamesini de alan Abdürreşid İbrahim, bazı yazarlarca daha ziyade kendi kendini yetiştirmiş(otodidakt) bir şahsiyet olarak kabul edilmektedir.

Eğitimi sırasında tasavvufa da ilgi duymuş ve Medine’de Mevlana eş Şeyh Mazhar efendinin derslerini takip etmiştir. Fakat o sıralardaki asliyetinden çok şey kaybetmiş tasavvufi cereyanlar seyyahımızı sofilerden soğutmuş gibidir. Mesela Çin seyahatında bir müftüden bahsederken bu durum gözümüze çarpmaktadır. “Biçare Van Guvan(Abdurrahman) mutaasıb bir adamdır. Fakat bizim sofilerimiz gibi milletin menfaatını düşünmez derecede cahil mutaassıp değildir.”

Bununla beraber onun tasavvuf karşıtı olarak lanse edilmesi de yanlış olur. O sadece gördüğü uygulamaları eleştirir. Bir yerde gerçek tasavvuf büyükleri için şu ifadeleri kullanır: “Bu gün batı filozoflarının büyükleri bizim en ufak, en bayağı mutasavvıflarımızın hayranıdırlar. Bu biçareler büyük mutasavvıflarımızın felsefesinden katiyyen habersizdirler. Ah, ya Rabbi! Hadis-i şeriflerden olan felsefeleri hakkıyla şerh ve izah edecek olursak bizim önümüze kim çıkabilir?”

Mesela İmam Rabbbani (R.A) hakkında şöyle der: “Bilhassa Kutbu’l Arifin Ahmed el Faruki gibi Müceddid-i Elf-i Sâni es Serhendi(ks) belki de bütün dünyanın en büyük adamlarındandır.”

Muhyiddin Arabi hakkında da saygıyla dopdoludur: “Hazret-i Muhyiddin el Arabi Fütuhat’ının ikinci cildinde, 180. babda diyor ki: “Kadının değerini, ruhi yapısını ve iç dünyasını bilen kimse onu sevmemezlik edemez. Belki onu sevmesi, irfan sahibi olmanın olgunluğudur. Ve onu sevmek peygamber mirası olduğu gibi, Allah sevgisini de netice verir.”

GERİ DÖNÜŞ VE İZDİVAÇ
1884 senesinin sonlarına doğru Medine’den ayrılıp deniz yoluyla İstanbul’a, oradan da Odessa üzerinden memleketi olan Tara’ya geldi.(1885) Bir müddet sonra burada müderrisliğe başladı ve aynı yıl evlendi. Bu evliliğinden Münir, Kadriye, Fevziye adlı üç evladı dünyaya geldi.

EĞİTİM HAMLELERİ
Ama o bir yerde durabilecek bir adam değildi. “Fıtratı müteheyyiç (yaratılışı heyecanlı) olan kimselerin rahatı cidaldedir (mücadelededir)” sözü ile ifade edilen yaratılışta, engin bir hamiyyet sahibi idi. Altı ay Tara’da kaldıktan sonra Medine’ye talebe götürmek üzere İstanbul üzerinden ikinci defa hacca gitti. Öğrencilerini Medine’ye yerleştirdikten sonra memleketine döndü ve hemen Medreselerin ıslahı çalışmalarını başlattı. Halkın ona olan büyük teveccühü (yönelişi) karşısında bunda zorlanmadı ve bir “usul-i cedid – yeni yöntem” okulu açtı.

Dikkat edersek Muhammed Abduh’tan günümüze mühim İslam mütefekkirleri(Akif, İkbal, Bediüzzaman vb.) yeni bir anlama usulu üzerinde önemle durmakta, Müslüman aklının ve kalbinin yeniden inşası üzerine fikirler serdetmekteler (ortaya koymaktalar) . Mesela günümüzün önemli bir kanaat önderi “Dağarcık” aslı eserinde bu noktaya şöyle parmak basıyor. “Tefakkuh fıkıh üretmektir. Tefakkuh etmeden fıkıh okuyanların ise fıkhı tüketmekten başka çareleri yoktur. İşte bunun için yıllardır “yeni bir fıkıh usulünden önce yeni bir tefakkuh usulu gerekir” diye diye dilimde tüy bitti.

Abdürreşid İbrahim de aynı fikirdedir: “Bugün İslam aleminin ıslahı için, birinci derecede ulema kısvesinde (ALİM GİYSİSİNDE) olanların ıslahının gerektiğine artık kanaat etmek gerekir.”

Bediüzzaman’a Muhakemat’ında “Maatteessüf benim ile şu zamanın kıtasında iştirak eden cümlesi; eğer çendan, (Her ne kadar) onüçüncü asrın(hicri) evladıdırlar, fakat, fikir ve terakki cihetiyle (gelişme yönüyle) kurun-u vusta’nın (orta çağın) yadigarıdırlar” dedirten, aynı hal değil midir?

Abdüreşid İbrahim 1890’da Tara’dan yanına aldığı on talebeyle tekrar İstanbul’a geldi. Öğrencilerini Darüşşafaka ve Dar-üt tedris okullarına yerleştirdi. Bu talebelerin bütün masrafları Osmanlı devletince karşılanıyordu. Bir müddet Payitahtta (başkentte) kaldıktan sonra memleketine döndü. Onun İstanbul’a talebe yollaması Müslümanlar arasında büyük bir sevinçle karşılandı ve kendisine Rusya’nın her bölgesinden akın akın müracaatlar başladı. Fakat Rus hükümeti bu durumu kendi aleyhine addederek çok rahatsız olmuş ve talebe akınına sıkı denetim getirmiştir.

KADILIK DÖNEMİ
1891’de Ufa şehrine geldi. Buradaki Orenburg şeri mahkemesince mahkeme azalığına ve kadılık görevine tayin olundu. Rusya’daki Müslümanların en büyük mahkemesi olan bu mevkide Müslümanların yararına çalışmalar yaptı. Ayrıca gönüllü olarak, fakir ve yetimler için dernekler kurdu. Başkent Petersburg’a giderek içişleri ve maarif (eğitim) bakanlarıyla görüşmeler yaptı, yine Müslümanların dertlerine çözüm bulmaya çalıştı.

Mahkeme Reisinin Hacca gitmesi üzerine, 8 ay kadar mahkeme reisliği görevini de üstlendiyse de, Rus emellerine alet olamayacağı gerekçesiyle, kukla mahkeme reisi ile ihtilafa düşerek görevinden istifa etti. Bu istifası üzerindeki Rus baskısının daha da kesafet (yoğunluk) kazanmasına sebeb oldu. Bunun üzerine mücadelesini sürdürmek üzere İstanbul’a geldi.(1895)

MATBUATLA MÜCAHEDE
Ufa’da bulunduğu yıllarda kaleme aldığı “Liva-ül Hamd” adlı risalesini İstanbul’da bastırtarak gizlice Rusya’ya soktu. Bu broşürde, Rus baskısı altındaki Türk boylarına seslenerek onları Türkiye’ye göç etmeye teşvik ediyordu. Bu broşür derhal bir tesir uyandırarak 70 bin insanın Anadoluya hicretine vesile oldu.

Ardından meşhur eseri “Çolpan Yıldızı” nı kaleme aldı. Bu eserinde de Rusya’nın esaret altında tuttuğu Müslümanlara yaptığı zulümler anlatılmaktaydı. Bu risale de gizli yolardan Rusyaya sokuldu ve büyük ilgi gördü.

İstanbul’da bulunduğu iki sene zarfında bir yandan kımızcılık(Kısrak sütünden yapılan içecek) ve ziraatçılık yaparak geçimini temin ederken öte yandan esaret altındaki soydaşları için yapacaklarını planlıyordu. 1896’da Avrupa’ya gitti. İsviçre’de tanıştığı Rus sosyalistlerine Rusya’daki Müslümanların sorunlarını anlattı ve yardımlarını talep etti. Bilindiği gibi, sosyalistler 1925’lerde dizginleri iyice ellerine alıncaya kadar barış ve özgürlük havarisi görünüp daha sonra da Çarlık Rusyasını mumla aratmışlardır.

SEYYAH-I ALEM
Abdürreşid İbrahim, 1897 Nisanında üç sene sürecek ilk büyük seyahatına başladı. Bu seyahatına başlamasına istibdad döneminin vehham (çok vehimli) idaresinin onun faaliyetlerinden tedirgin olmasının da payı vardır. Safahat şairi bunu şöyle dillendirir:***

“Bir zamanlar yine İstanbul’a gelmiştim ben.
Hale baktıkça fakat ümmetin âtisinden
Pek derin ye’se düşüp Rusya’ya geçtim tekrar.
Geçmeseydim edeceklerdi ya zaten icbar!
Sığmıyor en büyük endazeye (ölçüye) işler artık;
Saltanat namına, din namına bin maskaralık.
Ne felaket, ne rezaletti o devrin hali!
Başta bir kukla, bütün milletin istikbali,
İki üç kuklacının keyfine mahkum olmuş;
Bir siyaset ki, didiklerdi eminim Karakuş!”

İstibdat döneminin uygulamaları onda da Abdülhamid Han’a karşı olumsuz düşüncelerin gelişmesine sebeb olmuştur. Hatıralarında yer yer bunu görüyoruz.

Mesela bir yerde şöyle diyor: “Abdülhamid Han hazretlerinin korktukları bir şey varsa, tahttan indirilme meselesiydi. Hatta “hal” manasını andırdığı için Kunut duasında okunan “ve nahleu” kelimesini okudukça tüyleri ürperirmiş. Hatta bir zamanlar o kelimenin Kunut duasından silinmesi hakkında düşündüğü de meşhurdur. Sonunda başına geldi.”

Yine “ Abdülhamid Müslümanların hürmetini kırdı. Ne çare, Müslümanların kötü bir ameliyesidir. Lakin inşaallah bundan sonra öyle olmaz ümidindeyim” gibi ifadelerine katılamayacağız. Ama onu ve diğerlerini haklı çıkartacak ve kraldan çok kralcı takımının yaptıkları da ortadadır. Bu konuda değerli bir mütefekkirimiz şöyle diyor: “Abdülhamid cennet mekan döneminde o mabeyndeki (padişahın yakınlarındaki) gammazlamadan nasibini almayan insan yoktur. Ve Abdülhamid’i seven hiçbir aydın yoktur.”

…Seyyah-ı şehirimiz İstanbul’dan ayrılarak Mısır, Hicaz, Filistin, İtalya, Avusturya, Fransa, Bulgaristan, Yugoslavya, Batı Rusya, Kafkasya, Batı ve Doğu Türkistan, Yedisu vilayeti ve Sibirya bölgelerinde dolaşıp çeşitli temaslarda bulunarak Tara’ya geldi. Böylece ümmet-i merhumenin (acınacak ümmet) durumunu yakından inceleme imkanı buldu…

Mehmed Akif, “Süleymaniye Kürsünde” adlı enfes şiirinde onu şöyle konuşturur:

“Şarkı baştanbaşa yıllarca dolaştım, gezdim;
Hem de oldukça görürdüm, kafa gezdirmezdim!
Bu Arapmış, bu Acemmiş, bu Tatarmış demedim;
Müslüman unsurunun hepsini gördüm kendim.”

Tara’da bir müddet kaldıktan sonra Japonya’ya geldi. Kısa bir müddet kaldıktan sonra 1900 yılının sonlarında Petersburg’a döndü. Burada Mirat adlı bir dergi çıkardı. Ona göre basın medeniyetteki insanlar için kürsülerin en yükseği idi. Artık fikirlerin çarpışacağı bir asra giriliyordu. Hatıratında bunu şöyle ifade eder. “Bundan sonra Avrupa’da kılıç fetihleri değil, siyaset fetihleri devri başlayacaktır.”

JAPONYA
1902-1903 yılları arasında onu tekrar Japonya’da görüyoruz. Abdürreşid İbrahim Uzak Doğu’nun bu parlayan yıldızına çok ehemmiyet veriyordu. Ona göre bu coğrafyanın Batı esaret ve zulmünden kurtulması Japonya’nın süpergüç olmasından geçiyordu. Ahlaken “Müslüman” olan bu millette İslamiyetin kısa zamanda inkişaf edeceğini ümid ediyordu:

“Sorunuz şimdi de Japonlar nasıl millettir?
Onu tasvire zafer-yâb (amacına ulaşan) olamam hayrettir.
Şu kadar söyleyeyim; din-i mübinin orada,
Ruh-u feyyazı yayılmış yalnız şekli: Buda.
Siz gidin saffet-i İslam’ı Japonlarda görün.
O küçük boylu, büyük milletin efradı bugün.
Müslümanlıktaki erkan-ı sıyanette ferid.
Müslüman denmek için eksiği ancak tevhid.”

“Müslümanlık sanırım parlayacaktır orada
Sâde, Osmanlıların gayreti lazım arada.”

Mesela “Japonya’da aylarca dolaştığım halde bir sarhoşa rastlayamamıştım” demektedir. Yine verdiği bilgilere göre 1905- Rus–Japon harbinde Japonların savaşı kazanma sebebleri şunlardır:

1-Ruslarda rüşvet pek çok, Japonlarda hiç yok.
2-Ruslar hep kuvvetle savaşır, Japonlar ise akıl ile, tedbirle savaşıyorlar.
3-Ruslarda ahlak çok bozulmuş. Ahlak düşkünü bir millet savaşamaz.
4-Japonlar çok çalışkan ve idealist bir kavim.

Hatıratında şöyle demekten kendini alamaz: “Dünyada hiç nam ve şanı olmayan ufacık bir kavmin bütün yeryüzünde mevcut insanları titretircesine meydana çıkması hiçbir zaman hatırdan çıkmayacak harikadır.”

Japonya ile adı adeta özdeşleşen ve bu ülkede ilk İslam tohumlarını atan Abdüreşid İbrahim, 1884 senesinde ziyaret ettiği devrin padişahı Sultan Abdülhamid’e bir mektup yazarak Japonya’da İslamın yayılması için devlet-i âliyenin desteğini istiyordu. Fethi Okyar’ın naklettiğine göre Sultan bu konuda şöyle demektedir: “Japonların Ruslara karşı kazandıkları zaferin arifesinde idi. Japon imparatorluk ailesine mensup bir prens beni ziyaret geldi. İmparatorundan hususi bir mektup getiriyordu. Benden İslam dininin muhtevasını, iman esaslarını, gayesini, felsefesini, ibadet kaidelerini izah edecek kudrette bir dini-ilmi heyet istiyordu. Bunun sebebi vardı, orada İslamiyeti yaymayı mukaddes vazife sayan Abdürreşid İbrahim isimli, aslı Kazan’lı olan bir Müslüman aliminden mektup almış, Japonya’da İslam’ı tâmim (yayma) hareketine yardımcı olmam istenmişti. İslam aleminin halifesi idim, bir tarafta daima iftihar ettiğim ve hizmetkarı olmaya çalıştığım bu âli vazife, diğer taraftan ruhumda bu mahiyette şerefli hizmete duyduğum hasretle, mümkün olan herşeyi yaptım. Fakat bu yardım daha çok maddi sahada kaldı. Çünkü Abdürreşid İbrahim bizim din adamlarımızdan başka hüviyet içinde idi. Türkçe, Arapça, Farsça’dan başka Rusça ve Japonca biliyordu. Kırk yaşından sonra Fransızca ve Latinceyi öğrendiğini yazmıştı.”

Japonya’da Rus karşıtı faaliyetlere girişmesi üzerine Rus hükümetinin ricası sonucu Japonya’dan ayrılması istendi. İstanbul’a geldiyse de(1904) Rus hükümetinin Osmanlı nezdindeki girişimleri neticesi tutuklanarak, Moskof yetkililere teslim edildi ve Odessa’ya götürülüp, hapsedildi. İki hafta kadar hapis kaldıysa da, Rusya Türklerinin büyük baskısı sonucu serbest bırakıldı.
—————-
NEŞRİYAT HİZMETLERİ
Hapisten tahliye olduktan sonra Petersburg’a yerleşti. Rus hakimiyetindeki Türkler arasında siyasi ve dini bir birlik kurmak amacıyla Ülfet adlı bir dergi çıkardı. Ülfet bütün Rusya’da büyük bir ilgiye mazhar oldu, hatta Türkistan’da gördüğü aşırı alaka yüzünden polis kayıtlarına “zararlı neşriyat” olarak geçti. Ülfet Türkçe yayın yapıyordu ve Osmanlı Türkleri ile Rusya Müslüman Türk boyları arasında bir dil bağı işlevi de görüyordu.

85. sayısında Rus hükümeti tarafından kapatılan dergi, dini meselelere ağırlık verdiği için medrese talebeleri tarafından da büyük bir ilgiyle takip ediliyordu.

Ülfet’e olan teveccüh Tilmiz’i doğurdu. Tilmiz mecmuası Arapça yayın yapıyordu. 1906’da başladığı yayın hayatına Rus idaresi 1907’de son verdi. Bu mecmuanın çıkmasından amaç da; Türkçe bilmeyen Kafkas Müslümanları gibi kardeşlerimizle ortak bir lisanda birleşmek ve onları da dünya Müslümanlarının durumundan haberdar etmekti.

Ülfet ve Tilmiz’in ardı ardına kapatılması da Abdürreşid Efendi’yi yıldırmadı ve Kazak şivesiyle yayın tapan Serke’yi çıkardı.

Safahat’ta bu hizmetleri kendi dilinden şöyle anlatılır:

“Evvela gizlice bir matbaa tesis ettim.
Beş on öksüz bularak basmacılık öğrettim.
Kalemim çok pürüzlüydü, fakat çaresi ne?
Sonra, bilmem kimin üslubu avamın nesine!
Dilimin döndüğü şiveyle bütün gün yazdım;
Okuyanlar o kadar çoktu ki, hiç ummazdım.
Usta, asarını (eserlerini) verdikçe çocuklar bastı;
Altı ay geçti, bizim matbaanın çıktı adı.
Göğsü imanlı beş on tane fedai gelerek,
Dediler; “Sen ne basarsan, onu tevzi edecek (dağıtacak)
Vasıtan işte biziz, korkulacak şey yoktur…
Para lazımsa da bildir ki, verenler bulunur.”
Bir cerideyle (dergiyle) hemen başlayıverdim vaaza.
Zaten en başlıca yol halkı budur ikaza.”

Diğer yandan halkın desteği ile büyük bir eğitim seferberliği de başlamıştır:

“Parasızlıktı bidayette (başlangıçta) işin korkulusu
Ağniya(zenginler) altını bezletti (çoğalttı) , etekler dolusu.
Açtık oldukça güzel medreseler, mektepler.
Okuyup yazmayı tamime (yaymaya) çalıştık yer yer.
Tatarın yüzde bugün altmışı hakkıyla okur.
Rusların halbuki nispetleri gayet dûndur (aşağıdadır) .”

ŞURA
1905 yılına gelinirken artık Rus çarlığı çatırdama sinyallerini vermeye başlamıştı. Japon yenilgisi, ardından başarısız ihtilal girişimi Petersburg’un demir pençesini gevşetmesi gerektiğini göstermişti. Bu suni hürriyet teneffüsünden her kavim gibi Rusya Müslümanları da yararlanmak istediler ve haklarını aramaya başladılar. Bu girişimlerin de başını yine Kadı Abdürreşid çekiyordu.

İlk önce bir araya gelinmeliydi. Müslümanların münevver (aydın) kesimi ve zengin tabakanın katılımıyla Mekerce’de(Nijni Novgorod) büyük bir toplantı yapılması kararlaştırıldıysa da, Rus yetkililer buna izin vermedi. Ama Abdürreşid Efendi yılacak, vazgeçecek gibi değildi. Yine onun teklifiyle bu toplantı gizlice Oka nehrinde, kiralanmış bir gemide yapıldı. Burada, Rusya’daki Müslümanların bir çatı altında meselelerinin müzakere edilmesi ve savunulması fikri kabul edildi. Abdürreşid İbrahim Petersburg’a döndüğünde derhal “Bin Üç Yüz Senelik Nazra” adlı eserini neşretti. Bu eserinde Müslümanların birlik olmalarının ehemmiyeti dile getirilmişti.

13 Ocak 1906’da ikinci toplantı gerçekleştirildi ve Abdürreşid Efendinin hazırladığı “ittifak nizamnamesi” oy birliğince kabul edildi. Öte yandan yine onun öncülüğünde Rusya Müslümanlarının Muhtariyet(Özerklik) meselesi gündeme getirildi. Bu fikir Rus meclisi Duma’daki Müslüman milletvekilleri vesilesi ile her yer ve her vasatta dile getirilmeye başladı. Abdürreşid İbrahim bu konudaki görüşlerini kaleme aldığı “Aftonomiya” risalesinde açıkça dile getirdi.

Ancak, dediğimiz gibi hürriyet ortamı kısa sürdü. İstibdat geri dönmüştü.Yeniden baskı idaresine dönülünce bir çok Müslüman aydın soluğu hapiste ve sürgünde aldı. Abdürreşid İbrahim’in dergileri kapatıldı ve Rusya’da kalmak can güvenliği için tehdit oluşturmaya başladı. Bunun üzerine Rusya’dan ayrılmaya karar verdi:

“İşte biz böyle didinmekte, çalışmakta iken.
Bir sabah üç tanıdık, seslenerek pencereden,
Dediler: “Şimdi hükümet basacak matbaanı…
Durmanın vakti değildir. Hadi kaldır tabanı.”
Bir işaretle çocuklar çekilip ta geriye,
Daldılar hepsi birer sesleri çıkmaz deliğe.
Onların nevbeti geçmiş, sıra gelmişti bana.
Yolu tuttum, yalnızca doğruca Türkistan’a.”

İKİNCİ BÜYÜK SEYAHAT(1907-1910)

TÜRKİSTAN
Böylece Abdürreşid İbrahim Efendi üç sene sürecek büyük yolculuğuna başlıyordu. Ama bu bir alelade seyahat değildi. Bu, İslam aleminin sorunlarını, ümmetin durumunu vicdanı devamlı o ümmet için atan bir müminin yerinde gözlemlemesi, tarihe şahitliği idi. Bu bereketli seyahat çok şükür kendisi tarafından kaleme alınarak bize ulaşmış bulunuyor. Okumayanların ilk elde hemen okumalarını salık vereceğimiz bu nefis hatırat “Alem-i İslam” adıyla neşredilmiş ve Kadı Abdürreşid’in en baş eseri olarak tanınmıştır.

Mehmed Akif, Sırat-ı Müstakim’de yayınlanan “Gayet Mühim Bir Eser” başlıklı bir yazısında bu kıymetli eser hakkında şunları yazıyor: “Ben çoktan beri bu kadar samimî, bu kadar müfîd (faydalı) lâkin bu kadar müessir (tesirli) kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Araplar “Söz ruhtan çıkarsa ruha girer; ağızdan çıkarsa kulağın hududunu aşmaz.” derler ki ne kadar doğrudur! Bakılsa Abdürreşid’in yazısında hiç bir sanat yok, hiç bir incelik yok. Lâkin hiç bir sanatın, hiç bir inceliğin ruhta husule getiremeyeceği teessüratı bu tabiî, samîmi sözler ani bir surette hâsıl ediyorlar (oluşturuyorlar) .” (Not: Bulabilenlerin İslam harfleri ile olan baskısını okumalarını, yoksa İşaret Yayınları tarafından sayın Ertuğrul Özalp beyin editörlüğünde gerçekleşen enfes baskısını tavsiye ederim. Mehmed Paksu’nun sadeleştirerek 1987’de Yeni Asya yayınevince yapılan baskısını tavsiye etmiyoruz. Çünkü yanlış sadeleştirmeler ve atlamalar var.)

1907 sonlarında Batı Türkistan şehirlerini dolaştı ve ahalinin durumuna yakınen şahid oldu. Durum içler acısıydı:

“Sormayın gördüğüm alemleri hiç söylemeyeyim;
Yâdı temkinimi sarsar da kan ağlar yüreğim.
O Buhara! O mübarek, muazzam toprak.
Zilletin koynuna girmiş uyuyor müstağrak.
İbn-i Sinaları yüzlerce doğurmuş o iklim,
Tek çocuk vermiyor ağuşuna ilmin ne akim.
O rasadhane-i dünya, o Semerkand’ı bile.
Öyle dalmış ki hurufata mazisiyle;
Ay tutulmuş, “Kovalım şeytanı kalkın!” diyerek,
Dümbelek çalmada binlerce kadın, kız, erkek!
Bu havalide cehalet ne kadar çoksa, nifak,
Daha salgın, daha dehşetli…Umumen ahlak.
Çok bozuk az gelecek namütenahi düşkün.
Öyle murdarını görmekteki insan fuhşun.
Bırakın, söyleyemez, mevkiimiz camidir.
Başka yer olsa da, tafsile hâyâ manidir.
Ya taassupları? Hiç sorma nasıl maskaraca.
O, uzun hırkasının yenleri yerlerde hoca,
Hem bakarsın eşi yok dine teaddisinde(tecavüzünde)
Hem ne söylersen olur dini hemen rencide.
Milletin hayrı için ne düşünsen; bidat.
Şer’i tağyir ile, terzil ise-haşa- sünnet.
Ne Huda’dan sıkılırlar, ne de Peygamberden.
Bu ilimsiz hocalardan, bu beyinsizlerden.
Çekecek memleketin hali ne olmaz? Düşünün!
Sayısız medrese var gerçi Buhara’da bugün.
Okunandan ne haber? On para etmez fenler,
Ne bu dünyada soran var, ne de ukbada geçer.”

Ama seyyahımız bütün bütün ümitsiz değildi, gençlerde bir uyanma başlamıştı. Ne yazık ki bu bir fecr-i kazibti. (yalancı şafak)  Ve sanki merhum bunu takip eden ve 70-80 sene sonra O mübarek Maveraünnehir (Ceyhun ırmağının doğusunda kalan ülkeler) topraklarında, anayurdumuzda doğacak fecr-i sadıkı (doğru şafak) müjdeliyor, oralara el verecek yiğitleri tebrik ediyordu;

“Şu kadar var ki şebâbında(gençlerinde) ufak bir gayret
Başlamış…Bir gün olup parlayacaktır elbet.
O zaman işte şu toprak yeniden işlenerek,
Bu filizler gibi binler fidan besleyecek!”

Abdürreşid Efendi Batı ve Doğu Türkistan’ı kapsayan bu bir senelik seyahatinde bir taraftan ileri gelen kimselerle görüşerek Rus hükümetine karşı ortak hareket edilmesi için uğraşıyor, öte taraftan da medreselerin ıslahı ve usul-i cedit (yeni usul) mekteplerinin kurulması için çalışıyordu. Memleketi Tara’ya döndükten kısa bir süre sonra ailesini alarak Kazan şehrine yerleştirdi. Kazan’da hemen siyasi faaliyetlere başlayarak Dördüncü Müslüman kongresinin toplanması için hazırlıklara girişti. Yine gizlice bir gemide gerçekleşen toplantıda eğitimle alakalı bir komite oluşturularak öğretmenlik yaşına gelmiş Kazan bölgesindeki gençlerin İstanbul’a gönderilerek eğitim almaları kararlaştırıldı. Bu sayede bir çok genç Türkiye’ye gelmiştir.

1908 Eylülünde seyahatinin kalan kısmını tamamlamak üzere Kazan’dan yola çıktı. Seyahate çıkışını şöyle anlatmaktadır; “Önümde bir giden, arkamda bir çeken yok idi, yalnız himmet kemerini bele bağlayarak, tevekkül asâsını ele aldım. Yalnız ilâ-yı kelimetullah (Allah adını yüceltme) halis niyetiyle, Allah ipine sarılma fikrini tervic ve takviye mukaddes emeli uğruna çoluk çocuğumu ve mini mini ciğerparelerim olan masumlarımı Allah’a emanet ederek yola çıktım.”

M. Fethullah Gülen Hocaefendi bir sohbetinde onun fedakarlık ve feragatini (tok gözlülük) şöyle anlatıyor: “Abdürreşid İbrahim Filipinlere Müslümanlığı götürürken, bilmem nereye Müslümanlığı götürürken, -Bediüzzaman’ın arkadaşıdır-şöyle diyor: “Araba ile oraya doğru ayrılırken 5 – 6 yaşında kızım faytonda benimle beraberdi. Kazan’dan herhalde ayrıldık. Kız yüzüme baktı. Dolu dolu gözleri ile ” baba, ne zaman döneceksin? diyordu. Ben “belki yakında” diyordum ama, fakat içimde de doğru olmayan bu sözü söylerken bir burukluk yaşıyordum. Çünkü katiyen bir daha geriye dönmeyi düşünmüyordum. Ben Hz. Muhammed’in dili olmayı düşünüyor, Kur’an’ın bir dili olmayı düşünüyordum. “

JAPONYA
Sibirya üzerinden Moğolistan- Mançurya’ya geçerek başladığı yolculuk Buradan gemi yolculuğu ile Japonya’ya uzandı. Eserinin büyük kısmın Japonya’ya ayrılmıştır. O Japon milletine hayran olmuştu:

“Doğruluk, ahde vefa, va’de sadakat, şefkat;
Acizin hakkını İ’lâya (yükseltmeye)samimi gayret;
En ufak şeyle kanaat, çoğa kudret varken;
Yine ifrat ile vermek, veren eller darken;
Kimsenin ırzına, namusuna yan bakmayarak,
Yedi kat ellerin evladını kardeş tanımak;
Öleceksin! denilen noktada merdane sebat;
Yeri gelsin, gülerek, oynayarak terk-i hayat,
İhtirasat-ı hususiyyeyi söyletmeyerek,
Nef-i şahsiyi (özel çıkarını) umumunkine kurban etmek…
Daha bunlar gibi çok nadire gördüm orada.
Ademin en temiz ahfadına (torunlarına) malik bir ada.
Medeniyyet girebilmiş yalınız fenniyle…
O da sahiplerinin lahik olan (yetişen) izniyle.
Dikilip sahile binlerce basiret, iman;
Ne kadar maskaralık varsa kovulmuş kapıdan!
Garbın eşyası, eğer kıymeti haizse yürür;
Moda şeklinde gelen seyyie (kabahat) gümrükte çürür!
Gece gündüz açık evler, kapılar mandalsız;
Herkesin sandığı meydanda, bilinmez hırsız.
Ya o mahviyyeti insan göremez bir yerde…
Togo(*)’nun umduğunuz tavrı mı vardır? Nerde!
“Gidelim!” der, götürür! Sonra gelip ta yanıma;
Çay boşaltırdı ben içtikçe hemen fincanıma.
Müslümanlık sanırım parlayacaktır orda;
Sade Osmanlıların gayreti lazım arada.
Misyonerler, gece gündüz yeri devretmedeler,
Ulema (alimler) , vahy-i İlahiyi mi bilmem, bekler?

Bediüzzaman hazretleri de “Divan-ı Harbi Örfi – Sıkıyönetimli Savaş Meclisi” adlı şaheserinde aynı meseleye parmak basar; “Kesb-i medeniyette (medeniyet elde etmekte) Japonlara iktida (uymak) bize lâzımdır ki, onlar Avrupa’dan mehasin-i medeniyeti (medeniyetin güzelliklerini) almakla beraber, her kavmin mâye-i bekası (varlığının temeli) olan âdât-ı milliyelerini (milli adetlerini) muhafaza ettiler.”

Tabii burada şunu belirtmekte fayda var; Japonya’nın bu hali 1910 seneleridir. Maalesef İkinci Dünya Savaşının galipleri bu ülkeyi işgal ederken kökleri ile birlikte işgal etmişlerdir. Her türlü melanetleri ile bu temiz insanları delik deşik bırakmışlardır. Onun için bir büyüğümüz haklı olarak şöyle demektedir: “Amerikan düşmanlığı, milliyetçilik duygusu ve ezilmişlik hissinin esas alınarak gerçekleştirilen Japon hamlesi, katiyen uzun ömürlü olamaz. Çünkü, ister siyasî, ister ekonomik, isterse kültürel olsun, her türlü kalkınmanın uzun ömürlü olması, sağlam temeller üzerine kurulmasına bağlıdır. Halbûki, Japon kalkınmasında kalıcı esaslar değil, reaksiyoner çıkışlar hakimdir.

Nitekim, Batı bugün Japonya’ya fuhuştan tutun da, içki ve kumara kadar her türlü melanet ve sefahati sokmuş durumda. Daha başka ülkeler gibi, Batı’nın bu oyununa düşmüş ve mozaiği delik-deşik olmuş bulunan Japon saltanatının uzun ömürlü olması herhalde düşünülemez.”

Abdürreşid İbrahim kaldığı süre boyunca Japonya’da büyük alakaya mazhar oldu. Japon imparatorluk ailesi ile yakın dostluk kurdu. Japon eğitim sistemini yakından inceledi. Bir çok cemiyet ve şerefine verilen ziyafetlere katıldı. Düzenlenen toplantı ve konferanslara iştirak etti. Meramını anlatacak kadar Japonca öğrendi. İslam hakkında Misyonerler tarafından yayılan yanlış kanaatleri tashih etti. Japon gazeteleri bu konuşma ve konferansları ertesi gün okuyucularına aktardığından hayranları gittikçe arttı. İlk önce bir kısım üst düzey Japon diplomatlar İslam’la şereflendi. Onların da gayretleri ile Abdürreşid İbrahim “Asya Gi Kay” adlı derneği kurdu. Bu derneğin amacı Uzakdoğu halkları arasında dayanışma ve yardımlaşma ve İslami davet idi. Başkanlığına da eski bir Samuray olan ve İslam’a girerek Ebubekir adını alan Japon diplomat Ohara getirildi.

Dernek Daito isimli bir de broşür çıkarmaya başladı. Öte yandan Tokyo’da bir cami için arsa alınarak yapımına başlandı. Bunlar Japonya’daki ilk İslam kıvılcımlarıydı.

KORE
Seyyahımız içinden hiç gelmese de planı gereği Japonya’dan ayrılmak zorunda kaldı. Bindiği gemi 19.06.1909’da Kore’nin Pusan limanına vardı. Pusan kasabasında yaşadığı bir ilginç hatırayı burada derc etmek (eklemek) istiyorum. Yalnız burada şu hususa dikkat çekmek gerekiyor; Şark insanları umumiyet itibarıyla duygusal, mert, misafirperver, cesur, izzet-i nefs sahibi insanlardır. Bu topraklarda akıldan ziyade kalp hakimdir. Ve batı medeniyeti şenaat ve denaatleri (alçaklık ve fenalık) ile giremediği müddetçe de bu saf doku bozulmadan yüzlerce sene kalabilmiştir. Mesela Abdürreşid Efendinin izahatına göre “Eskiden Bir Koreli katiyen yalan söylemezmiş. Hatta bir adamın yalan söylediği ortaya çıkarsa babası evlatlıktan çıkarırlarmış. Fuhuş eskiden hiç yokken bu on sene içinde o da başlamış ve ilerlemiş.” İnsan bunun gibi şeyleri duyunca bir düşünürün şu sözünü hatırlamadan edemiyor: “İnsanlığın en büyük düşmanları Avrupa’dan çıkmıştır.” Elhak doğru bir sözdür…

Şöyle diyor merhum seyyahımız; “Kayıkçı bizi vapurdan karaya götürdü. Ufak para bulunmadığından tabii olarak yarım yen verdim. Kayıkçı bizim parayı aldı, bir tarafa gitti. Ben dikkate almadım. Hepsi altı kuruş bir para. Gümrükten eşyalarımızı topladığım gibi rikşe(İnsanın çektiği bir ulaşım aracı) ile tren istasyonuna gittik. Trenin hareketine vakit varmış. Biz de biraz yemek filan yeyelim diyerek orada bulunan Japon misafirhanesine girdik. Misafirhaneden çıktığım zaman fukara bir adam bize dört kuruş kadar para veriyor. Dedim; “Bu ne parası?” “Kayıkçıya elli sin vermişsiniz, onun fazlası” İşte fıtri terbiye. Avrupalıların vahşi ve barbar tabir ettikleri şarkta (doğuda) neler var? Bir kere ehemmiyetsiz bir para sonrada o gümrük sahilinden trene kadar yirmi dakikalık bir mesafe. Kim arayacak, kim bulacak? Fakat Şark terbiyesi kul hakkına başka gözle bakar.”

ÇİN
Kore’de bir hafta kalan Abdürreşid İbrahim oradan trenle Çin’e yöneldi. Oradaki bazı izlenimleri şöyle; “Bugün bütün Çin’de-Türkistan Çin’i, Kansu, Şansi vilayetleri müstesna olarak- İslam’ın yalnız adı kalmış.” Maalesef Asr-ı Saadetten hemen sonra İslamla tanışmasına karşın yüzyılların getirdiği ilgisizlik ve kopukluk bu toprakları İslam’dan hayli uzaklaştırmış, Çin dinleri ile karışık bir hale getirmiş. “İslam tarihlerinde Çin Müslümanları hakkında hiçbir şekilde malumat yoktur. Zaten biz Müslümanlar öyle bir hale gelmişiz, ne mazimiz (geçmişimiz) malum, ne halimiz, ne istikbalimiz (geleceğimiz) .”

Bir de aynı ifadeleri Safahat’tan takip edelim;

“Çin’de, Mançurya’da din bir gelenek başka değil.
Müslüman unsuru gayet geri, gayet cahil.

Acaba meyl-i teali (gelişme arzusu) ne demek onlarca
“Böyle gördük dedemizden” sesi milyonlarca

Kafadan aynı tehevvürle (düşüncesiz hareket) bakarsın çıkıyor.
Arş-ı âmali bu söz tâ temelinden yıkıyor.

Görenek hem yalnız Çin’de mi salgın nerde
Hep Musab (uğramış) alem-i İslam o amansız derde.

Getirin mağrib-i Asya’dan bir Müslümanı
Bir de Çin surunun altında uzanmış yatanı.

Dinleyin her birinin ruhunu, mutlak gelecek
Böyle gördük dedemizden sesi titrek titrek.

Böyle gördük dedemizden sözü dinen merdud (kabul edilmemiş) .
Acaba saha-i tatbiki neden nâ mahdud (sınırsız)

Çünkü biz bilmiyoruz dini. Evet bilseydik.
Çare yok göstermezdik bu kadar sersemlik.”

Çin’de namazlar bile bir acayip hale gelmiştir; “Ah o biçare namazda okunan hutbe! Ben önce zannettim ki hutbeyi Çin lisanıyla okuyor da anlamıyorum. Sonra dikkat ettim, meğer Arapça okuyormuş. Sonra namaza kalktık. Burada okunan Fatiha, neuzu billah. Çok acı haller. Fatiha’nın tamamından “Alemin” ile “nestein” anlaşılabiliyor.”

“Fatiha, öyle Fatiha ki insanın tüyleri ürperir. O mübarek Fatiha suresi ağlıyordu. Neyse o gece zaten yorulmuş bulunuyordum. Uzun bir düşünce ile yattım. Uydum, bütün rüyalarım mübarek Fatiha suresi üzerinde geçti. Ah! Biçare İslamiyet, neler gelmiş başına? Milyonlarca Müslüman ne halde bulunuyor? Bunları düşünen rahat uyur mu?”

İşin daha acıklı tarafı bir Çinli Mollaya dedikleridir; “Çin’de ulema içinde sizden daha muktedir, sizden daha çok laf anlar bir adam görmedim. Ama ne yazık ki sizin de okuyuşunuzla namaz caiz olacak kadar değildir. Siz İbrahim Halebi’nin Zellet’ül Kâri (okuyucu hataları) meselesini bir kere daha iyice mütalaa ediniz. Kendi namazınızın caiz olmadığına kendiniz fetva verirsiniz.”

“Bu havalidekiler pek yaya kalmış dince
Öyle Kur’an okurlar ki sanırsın Çince.

Bütün adetleri ayin-i Mecusiye (ateşperest ayini) karib (yakın) .
Bir şehadet getirirler o da oldukça garib.”

Tabii bu yozlaşmış telakki ile kadınlarda tesettür kalkmış, kıyafetler Budistlere benzemiş, uyuşturucu iptila şeklinde yayılmış, pislik almış başını gitmiş. O derece ki Pekin’in pisliği için Abdürreşid İbrahim’in şu tespiti manidar; “ Bizim İstanbul’un en pis caddesi Pekin’in en temiz caddelerinden daha temizdir.” Tabii bu yirminci asrın başlarındaki Çin’in bir fotoğrafı…

Bir de Zavallı Çin halkının İngiliz, Fransız Alman ortak güçlerince 1900 senesinde elim bir şeklinde katliamına da değinmek gerekiyor. Batılı “hümanist” dostlarımızın yaptıklarını devamlı hatırda tutmak gerekiyor zira: “1900 senesinde Plâgovişçiki’de suçsuz Çinlileri Amur nehrine döktüler. Kız ve erkek çocuklarını, hatta hamile ve emzikli kadınları karnında ve kucağında bulunan çocuklarıyla beraber sürü sürü Amur nehrine attılar. Amur nehri üzerinde 3 km kadar bir mesafe insan cesedinden köprü haline gelmişti.” Bravo doğrusu şu batılılara. Bir de “yavuz hırsız” misali üste çıkmaları ve bizdeki batıcı entel cücelere ve saf halk yığınlarına yutturmaları yok mu?…

OSMANLI SEVGİSİ
Seyyahımız gezdiği yerlerin hepsinde Osmanlıya ve hilafete büyük bir bağlılık görür: “O da gariptir ki Müslümanlar her nerede olurlarsa olsunlar, hep Osmanlıların meftunu (aşık) ve dostu olup, hep kendi aralarında Osmanlıdan birkaç tüccarı görmek arzusunda bulunuyorlardı.”

“Yalınız hepsi de hürmetle anar namınızı
Hiç unutmam, sarılıp hırkama bir Çinli kızı

Ne diyor anlamadım, söyledi bir çok şeyler
Sonra meyus (üzüntülü) olarak ağladı, biçare meğer

Bana sultanı sorarmış da “nasıldır?” dermiş.
Yol yakın olsa imiş, gelmeyi isterlermiş.”

Maalesef ne Osmanlı ne de Cumhuriyet devlet ricali (adamları) bu büyük desteği görebilmişlerdir. Zira çoğu batı şarabıyla sarhoş bu insanların önlerini görmeleri zordur. Nerde kaldı onu görmek…Bakın Osmanlı konsolosluklarının haline: “Osmanlı konsolosluklarında ne oruç tutan var, ne namaz kılan var.”

HİNT ALT KITASI
Abdürreşid İbrahim 7 Ağustos 1909 tarihinde Singapur’a vardı. Bura halkı da kendisini büyük bir coşku ile karşıladılar. Adada bulunduğu müddetçe Müslümanlara ittihad-ı İslam (islam birliği) ağırlıklı vaazlar ve sohbetler yaptı, onları uyudukları uykudan uyandırmak istedi. Şii ve Sünni Müslümanlara yönelik şu ikazı hepimiz için biraz durup düşünmeyi gerektirmiyor mu?: “ Bin üç yüz sene önce geçmiş adamlara lanet okuyacağımıza bu saat bizim hayatımıza taarruz etmekte olanlara hiç olmazsa “ne yapıyorsunuz? ” dersek daha münasip olmaz mı?”

“Bin üç yüz sene önce vefat etmişleri biz diriltemeyeceğiz. O geçti. Oradan bahsedersek birbirimizin kalbini rencide etmekten başka bir netice vermez. Bugünkü ihtiyaçlarımızı düşünelim. Ve büyük düşmanlarımıza karşı şimdiki halimizi ve geleceğimizi düşünelim.”

Singapur’da parası bittiği için yolculuğuna devam edemiyordu. Ama durumu fark eden Müslümanlar biletini alarak onu Hindistan’a trenle yolcu ettiler.

Hind alt kıtası o sıralar İslam’ın en büyük düşmanı İngilizler tarafından idare ediliyordu.Abdürreşid İbrahim bu durumu şöyle açıklıyor: “Hindistan’da İngiliz zulmü tahammül edilecek gibi değildir.”

Yine şu tespiti önemli; “İngiltere devletinin elinde bulundurduğu arazinin bütün mahsulü sizin bildiğiniz gibi, yirminci asırda bundan yüz sene önceki mahsulüne nispeten yarıya düşmüştür. Hiç şüphe etmeyiniz, İngiltere devleti Hindistan’ı harap etmek için yaratılmış çekirgedir dersem hata değildir.”

İngilizler bu toprakları sömürmekle kalmamış Kadiyanilik ve emsali bir çok haşerenin türemesine de zemin hazırlamışlardır. “Hindistan esasen mezhep yuvasıdır” ve “Hindistan’da İngilizlerin paralarını kuvveti ile meydana gelmiş yeni yeni mezhepler pek çok olup hepsinden birer numune de Bombay’da bulunur.”

Gerçi “Hintliler eskiden beri esarete alışkın bir millettir. İngiltere hükümeti ne kadar zulmederse eder,bir Hindli yine ses çıkarmaz.” “Hindliler bu zilleti tamamıyla kabul ediyorlar. Değil avamı, belki Londra’da tahsil görmüş subayları da aleni olarak tahkirleri olduğu gibi kabul ediyorlar. Ben bir iki subay ile görüşüp sordum: “Niçin size İngiliz subayları ellerini vermiyorlar? Ve niçin maaşlarınız müsavi (aynı) değil? Buna nasıl tahammül ediyorsunuz? Dediğimde ne cevap verirlerse beğenirsiniz?: “İngilizler sahiptir (efendi) ” cevabını veriyorlar.Biliyorsunuz ki, Hindistan’da ‘Sahip’ deme ‘efendi’ demektir. Bir İngiliz kim olursa olsun, amele olsun, Hindlilere efendidir.”

Hindistan’da İngilizlerin katliamları da insanı ürpertici cinsten. Sadece bir tanesine kısaca yer verelim. 1857’de Guvanpur şehrini topa tutarak otuz bin insanı öldürmüşler; bir kısmını diri diri Ganj nehrinde boğarak ve bir çok alimleri de yine diri diri gaz döküp ateşte yakarak yok etmişlerdir. Abdürreşid İbrahim anlatıyor: “ Silahsız biçareleri evlerinden alarak takım takım biner adamı birden topa tutmuşlar. Bu vahşetleri icra ettikleri zaman medeni generaller kahkahalarla gülerlermiş. Bilhassa büyük alimleri ateşe attıkları vakit generallerden birisi ellerini çırparak alkışlar, boğula boğula güler, sesi çıktığı kadar bağıra bağıra çırpınır, adeta sevincinden çıldırırmış. Ben ne zamanki o halleri gözleri ile gören ihtiyarlardan dinledimse, yarım asır sonra söylendiği halde o vahşetten kan ağlamamak mümkün değildi. Hele Mevlevi Can Muhammed Şah Merheti Sahip cenaplarından dinlediğim zaman ister istemez gözlerimden yarım saat yaş dökülmüştü. Kendileri yetmiş beş, belki daha yaşlı, hem bembeyaz sakalla kafasını sallayarak: “Otuz bin adamı zulmen öldürdüler, onlardan bin kişisi alimlerdi” dediği zaman sakallarından gözyaşları burçak burçak yuvarlanıyordu.”

Onun nihai görüşü şöyledir-ki İstikbal fiilin onu tasdik etmiştir-: “Hindistan’da hiç şüphe yoktur ki, İngilizlerin yerleri daha çok sarsılacaktır.”

İngilizler Abdürreşid İbrahim gibi bir ismin bu topraklarda bulunmasından son derece rahatsız oldular, onu taciz ettiler, nezarete attılar, peşine casuslarını saldılar. Mesela bu casuslardan birisinin kendisini takibini şöyle anlatır: “Gece yarısından sonra saat üç sıralarında tren Bombay durağına geldiği zaman bizim haşerat uyumakta idi. Ben de hemen vagondan indim. Yoluma devam ettim. Büyük cadde ile İslam mahallesine gitmekte iken kasaphane hizasında haşerat koşarak benim arkamdan yetişti. Sokak da gayet tenha. Beni tutacak olmuştu. Orada bir yumruk yuvarladım. Bir daha, bir daha, o düdük çalarak geriye doğru yollandı. Ben orada Ömer Efendinin bulunduğu Şahcihan oteline girdim. Artık bir daha ne o beni gördü, ne ben onu. İşte İngilizlerin misafirperverliği.”

“Hindi baştan başa gezmekti muradım, lakin.
Nerde olsam beni takibi yüzünden polisin.
Takatım bitti de vazgeçmede muztar kaldım.
Kaldım amma yine her mahfile (toplantı yeri) az çok daldım.”

Hindistan’da daha fazla kalmasının tehlike arz etmesi üzerine 7 Ekim 1909’da, yanında Japon mühtedisi (hidayete ermiş) Ömer Yamaoka olduğu halde Bombay’dan gemi ile Hicaz’a hareket etti…
——————–
İSTANBUL’A DÖNÜŞ
1910 yılında Haccını ifa eden Abdürreşid efendi Hicaz demiryolu ile Beyrut’a oradan da gemi ile İstanbul’a geldi. Hariciye nezaretine (Dış İşleri Bakanlığına) Osmanlı vatandaşlığına geçmek için bir dilekçe verdi. 1912’de Osmanlı vatandaşlığına kabul edildi.

İstanbul’a geldikten sonra Sırat-ı Müstakim dergisi idarehanesinin düzenlediği konferanslara katıldı. Bursa ve İstanbul’da tertip edilen samimi konferansların konusu Alem-i İslam’ın durumu idi. Çok yoğun bir ilgiye mazhar olan bu dertleşmelerle ilgili İslam Şairi Mehmed Akif bey şunları yazıyor: “Zaten hazretin meclisi de öyle değil mi? Binlerce huzzara (hazırda olanlar) karşı îrad ettiği hutbelerde memleketine mahsûs şive ile İstanbul şivesini mecz eyleyerek (birleştirerek) , hiç bir parlak cümleden, mutantan bir terkîbden imdat istemeyerek gayet açık bir lisan ile yürüttüğü mülâhazat (düşünceler) cemaati meshur ediyor (sihirliyor) ; namütenahi (durmadan) söylese insanın namütenahi dinleyeceği geliyor.”

İstanbul’da Sultanahmet, Ayasofya, Şehzadebaşı camilerinde vaaz tarzında yapılan bu konferanslara en az beş bin kişi iştirak etmiş, cemaat dışarılara taşmıştır. Bu konferanslarda Abdürreşid bey halka “Sibiryalı Meşhur Seyyah-ı Şehir” veya “Hatib-i Şehir” diye takdim ediliyordu. Akif bey bu konferanslardan birini şiirleştirmiş ve “Süleymaniye Kürsüsünde” adıyla neşretmiştir. Bu şiirinde Abdürreşid İbrahim’i şöyle tavsif eder (vasıflandırır) :

“Kimdi kürsüdeki bir bilmediğim pir amma
Hiç de bigane değil kalbe o cazip sima.
Bembeyaz lihye-i pakiyle (temiz sakalıyla) beyaz destarı n(sarığı)
O mehib (heybetli) alnı, o pek munis olan didarı (yüzü) ,
Her taraftan kuşatıp bedri (dolunay) saran hale gibi,
Ne şehamet (yiğitlik) , ne melahat (yüz güzelliği) veriyor ya Rabbi.
Hele gözler iki mihrak-ı semavidir (gökten gelen yakıcı nokta) .
Bir şuaıyla alevlendiriyor idraki.
Ah o gözlerden inen huzme-i nurânurun,
Bağlı her târ-ı füsunkarına (büyüleyici iplikğine) bin ruh-i zebun (aciz ruh) ”

İstanbul’da Sultanahmet civarında bir eve yerleşen bu büyük dava adamı yine boş durmadı. Tearüf-i Müslimin adıyla bir dergi çıkardı. Adından da anlaşılacağı gibi bu dergide Müslümanların birbirini tanımasını, dertlerini öğrenmesini ve bir uhuvvetin (kardeşliğin) teessüsünü hedef alıyordu. Diğer yandan merhum Eşref Edip beyin gayretleri ile ”Alem-i İslam” adlı hatıratı İstanbul’da basıldı ve adeta kapışıldı. Bunun bir sebebi de Mehmed Akif’in şu ifadelerinde gizliydi; “Vakıa Abdürreşid’in bu seyahatnamesi insana o kadar keyif vermiyor. Çünkü bir çok acı hakikatleri olanca acılığıyla, olanca üryanlığıyla (çıplaklığıyla) gösteriyor, şarkın emrâz-ı içtimaîsini (sosyal hastalıklarını)ortaya döküyor. Lâkin hastalık bütün a’râzıyle, edvârıyle (zamanlarıyla) meydana çıkmalıdır ki müdâvatı (tedavisi) kabil olsun, esbabı (sebepleri) bertaraf edilebilsin.”

Yeri gelmişken, Akif’le aralarında derin bir dostluk kurulduğunu da söyleyebiliriz. Bir gün dev şaire şöyle demiştir: “Ah Akif! Ne yapayım ki senin kalpleri tutuşturan şiirlerine can verecek yaşta değilim. Yirmi sene evvel bunları yazmış olsaydın kim bilir bunlar bana daha ne kadar kuvvet verecekti. Bütün Asya’yı, Afrika’yı gezdim, senin gibi bir şair görmedim. Sen bütün Asya’yı, Afrika’yı dolaşmalısın. Buzlu steplerde, kızgın çöllerde yaşayan Müslüman akvamın (halkların) ahvalini yakından görmelisin. Senin şiirlerin ilkbaharın feyzi gibi donmuş ruhlara yeniden hayat verir. Sen onları görmelisin, onlar seni görmeli dinlemeliler.”

Akif’in yakın dostu merhum Eşref Edip Fergan bey bu dostluk ve etkileşime şöyle parmak basıyor: “Üstadın Süleymaniye Kürsüsünde söylettiği zat. Onun Müslümanları irşad hususundaki himmet ve gayretlerine meftun..Üstad bu çok ateşli hatibi Süleymaniye kürsüsünden söyletti. Müslüman milletlerin musab oldukları hastalıkları onun lisanıyla teşrih etti (açıkladı) . Üstadın bazı şiirleri üzerinde Abdürreşid’in çok tesiri olduğunda şüphe yoktur. Bilhassa Safahat’ın ikinci kitabı(Süleymaniye Kürsüsünde) tahlil edilirken bu noktayı nazar-ı dikkate almak lazımdır.”

Abdürreşid İbrahim herhalde bu sıralar Bediüzzaman hazretleri ile de tanışır ve dost olur. Muhterem Mehmed Kırkıncı Hocaefendi hatıratında merhum tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı’nın şu hatırasını naklediyor: “Türkistanlı meşhur seyyah, büyük bir İslam alimi ve mücahidi olan Abdürreşid İbrahim Dar-ul hilafet olan İstanbul’a geldiğinde Bediüzzaman hazretlerine misafir olmuştur. Abdürreşid bey çok iri, babayiğit biri idi, yemesi, içmesi fevkalade idi. Üstad ise az yer, üç bardaktan fazla çay içmezdi. Abdürreşid İbrahim bey tahminime göre yirmi bardaktan fazla çay içti. Üstad da onu yalnız bırakmadı. O çay içmeyi bitirinceye kadar Üstad da onunla beraber çay içti.”

Bediüzzaman hazretleri Abdürreşid İbrahim’den aldığı bilgileri zaman zaman eserlerinde nakletmiştir. Mesela 1910’da Şam’da verdiği meşhur hutbede naklettiği şu malumat gibi; “Hattâ, Rus’u mağlûp eden Japon Başkumandanının İslâmiyet’in hakkaniyetine şehadeti de şudur ki: “Hakikat-i İslâmiyet’in kuvveti nispetinde, Müslümanlar o kuvvete göre hareket etmeleri derecesinde ehl-i İslâm temeddün edip (medenileşip) terakki ettiğini (geliştiğini) tarih gösteriyor. Ve ehl-i İslâm’ın hakikat-i İslâmiyede zaafiyeti derecesinde tevahhuş ettiklerini, vahşete ve tedennîye düştüklerini ve hercümerç (karışıklıklar) içinde belâlara, mağlûbiyetlere düştüklerini tarih gösteriyor. Sair dinler ise bilâkistir (aksinedir) . Yani, salâbet ve taassuplarının zaafiyeti nispetinde temeddün ve terakki ettikleri gibi, dinlerine salâbet (direnç) ve taassuplarının kuvveti derecesinde de tedennî ve ihtilâllere maruz kaldıklarını tarih gösteriyor. Şimdiye kadar zaman böyle geçmiş. ”

TRABLUSGARB’DA
1911 senesinde İtalyan’ların Libya’ya ansızın saldırması üzerine Abdürreşid İbrahim hemen Trablusgarb’a, cepheye gitmeye karar verdi. O sırada 54 yaşındaydı. Yerinde duramıyordu; “Şaşkınlıklar zail (yok) olur olmaz herkes dar-ül harbe gitmeye başladı. Ben de duramadım, bir ateştir kalbimi kapladı. Gitmeden rahat olmazdım. Vakıa ben yaşlıyım, benim elimden bir şey gelmez. Fakat, hiç olmazsa cihad edenlere su vermeye yararım.”

Evvela gemi vasıtasıyla Mısır’a gittiler. İngiliz işgali altındaki bu ülkeden bedevi kıyafetleri içinde deve kiralayarak hayati tehlikelerle dolu bir yolculuğun ardından Libya’nın Sollum şehrine ulaştılar. Buradan da şiddetli çatışmaların sürdüğü Derne’ye vardılar.

Seyyahımız çeşitli cephelerde bulundu. Bir avuç Osmanlı subayının ve Libyalı kardeşlerimizin tek vücut halinde dasitani (destansı) direnişi onu çok sevindirdi. Özellikle de Enver Paşa’nın çalışmaları; “Enver Paşa Hızır gibi herkesten önce yetişti, en büyük vazifeyi o gördü. Yoktan bir ordu teşkil ederek büyük ve şanlı milletimizin namus ve şerefini bütün cihana tanıttı. Milyonlarca Arabın kalbinde Paşalık unvanını aldı.”

Trablusgarb’ta beş ay kaldıktan sonra İstanbul’a döndü. Burada Trablus savaşı ile alakalı verdiği konferanslar büyük ilgi gördü.

BALKAN HARBİ
1912 yılında başlayan Balkan savaşı ve akabinde serhat şehri Edirne’nin düşman çizmesi altına girmesi üzerine Abdürreşid İbrahim o sıralar çıkardığı ve Alem-i İslam’a gönderdiği “İslam Dünyası” adlı dergide bu toprakların kaybedilmemesi için bütün dünya Müslümanlarını cihada çağırdı. Her tarafta maddi yardım ve gönüllü toplanmaya başladığı haberleri geliyordu. Japonya’da Edirne’nin düşüş haberini bazı gazeteler siyah çerçeveler halinde halka duyurmuşlardı. Bu hadise de bu büyük zatın Japonya’da ülkemiz adına oluşturduğu kamuoyunun büyüklüğü hakkında bir fikir vermektedir.

CİHAN HARBİ – DÜNYA SAVAŞI
Birinci Dünya Savaşında da yine onu hep değişik yerlerde görüyoruz. Mesela bir defa Enver Paşa ile birlikte Doğu’da askerlere moral veriyor, diğer yanda Rus saflarındaki Müslüman askerlere propaganda yapıyordu.

Bir ara Almanya’ya giderek Müslüman esirler arasında dolaştı. Esir kamplarında verdiği vaazlarla onları halifenin safında çarpışmaya ikna etti. Bu esirlerden “Asya Taburu” adı verilen bir tabur oluşturularak Irak cephesinde İngilizlerle savaşmaya gönderildi.

1912 yılında Osmanlı vatandaşlığına giren Abdürreşid İbrahim savaş sırasında ve sonrasında Teşkilat-ı Mahsusa (istihbarat teşkilatı) adına bazı vazifeleri de yerine getirdi.Bunlar genelde Rusya Türkleri ile ilgili görevlerdi. Bu arada Avrupa’da katıldığı konferans ve toplantılarda her fırsatta mazlum Rusya Müslümanlarının sesi soluğu oldu. Bu sıralar Stockholm’de kurulmuş olan Rusya’daki Yabancı Milletler cemiyetinde Rusya’daki Müslümanların temsilciliğini yaptı.

RUSYA’YA DÖNÜŞ
Savaşın bitiminden sonra 1918 yılında memleketini ziyaret niyetiyle İstanbul’dan ayrıldı. Bu seyahatinde de Rusya’daki Bolşevik devriminin oturma sancılarını ve devletsizliğin ve anarşiliğin ürperticiliğini bütün çıplaklığıyla gördü.

Bu hatıralardan bir kısmını da kısaca nakletmek istiyorum. Maalesef bizim gibi dolduruşa getirilen ülkelerde nice genç nesiller o Ekim devrimi hülyaları ve masallarıyla yıllarca kandırıldılar. Onu bir de bizzat yaşayanlardan dinlemek lazım ki ne ürperticidir. Bu konuda “Komünizmin Kara Kitabı” adlı eseri ve merhum Şevki Bektöre’nin “Volga Kızıl Akarken” adlı hatıratını bilhassa tavsiye ederim. Evet Hasan Cemal’in dediği gibi; “Yalnız Mina Urgan, Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali gibi Türk aydınları değil, pek çok Batılı aydın da bir düşün peşinden yuvarlandı gitti.”

İşte Abdürreşid İbrahim beyin bazı tespitleri: “Trenler görülecek bir şeydi. Ne saat hareketleri malum nede ayakta duracak bir mahal mevcuttu. İki gün iki gece İstasyon taşları üzerinde fırsat bekledim. Ve nihayet semt-i hareketi malum olmayan (hareket yeri belli olmayan) bir trene iltica ettim. Trene girdikten sonra anladım ki benden başka bileti hamil (alan) kimse yoktu. Meğer buna hiç lüzum yokmuş. Rusya inhilal etmiş.(dağılmış)

On saat kadar iğne atsan yere düşmez bir trende işkenceli bir yolculuktan sonra Baltof şehrine gelen merhum, daha sonra Ukrayna’nın merkezi Kiev’e vasıl olur. Burada şehre giren Bolşevik güçlerinin müthiş bir katliamına tanık olur; “ İki gün sonra da bir katliam başladı. Dört-beş bin kişi itlaf edildi. Hiç unutmam bir gece Ferid beyin evinde toplanmıştık. Gece yarısı ben camiye avdet ediyordum (dönüyordum). Gayet şiddetli bir infilak meydana geldi. Ertesi sabah da gördük ve öğrendik ki Çarlık taraftarlarından tevkif edilen üç yüzü mütecaviz (aşkın) şahsın şahsın hapsedildiği müze daire mevkuflarla beraber berhava edilmiş (havaya uçurulmuş).”

Bir ay Kiev’de kalan Reşid Kadı, daha sonra ailesini almak üzere Almanya’ya gider. Almanya’da devletsizlikten tam bir terör esmektedir; “Nisanın yedinci günü Berlin’in kuzey kısmındaki Aleksandr meydanında Spartaküslerin kanlı bir mücadelesine gözlerimle şahit oldum. Bunlar mevki polis merkezini basarak 63 polisi, kulak ve burunlarını kesmek ve gözlerini oymak suretiyle katlettiler.”

Anarşinin hüküm ferma olduğu bu yerlerden bin bir müşkülatla ailesi ile birlikte Rus topraklarına girebildi. Rusya’nın durumu içler acısıydı. Her türlü vahşet ve devlet terörü ortalıkta cirit atıyordu; “Bolşevikler ağlayanlara karşı bir Rus darb-ı meselini(atasözünü) der hatır ettiriyorlardı; “Moskova, gözyaşlarına itimat etmez.” Ve bu sözü müteakip kuvvetli bir kahkaha ile bedbaht muhataplarına ikinci bir yara açıyorlardı.

…Moskova’dan Petersburg’a gittim. Eskiden tanıdığım bu şehri bu defa tanıyamadım. O tertemiz şehir sanki bir yangın yeri veya muharebe meydanı olmuştu. Tek bir çöp bulunmayan sokakları hayvan leşleri ve insan enkazı ile dolu idi.”

Bir müddet sonra memleketi Tara’ya döndü; “Hemen biri erkek diğeri kızlara olmak üzere iki mektep açtık. Halktaki bilim arzusu hadd-ül gayede (son sınırda) idi. Yaş mevzu-i bahis olmaksızın bütün şehrin Müslüman erkek ve kadınını ailemle birlikte tedris ve talime başladık. Bolşevikler bizim medreselerimizi kaldırıyorlar, kapatıyorlardı. Biz sükunetle mücadele ettik. Bolşevikler bir aralık dini ve fenni münazaralar yaptılar. Leh ül hamd muvaffak olduk. İki sene Tara’da kaldım.”

ÇİN TÜRKİSTAN’INA SEYAHAT
Abdürreşid İbrahim yine yerinde duramadı ve yanında oğlu olduğu Uygur diyarına doğru yola çıktı. Burada da büyük iltifat ve ikramlarla karşılaştı; “Azami derecede yaptıkları ikramın başlıcası Türkiye’den gelmekliğimizden neşet ediyordu. Mevizeler irad ederek (vaazlar vererek) memleketi dolaşmaya başladık. Ahali-i İslamiye yalnız bir şeyden son derece muzdarip bulunuyordu. O da Sakarya’ya ve Ankara yakınlarına Yunanlıların gelmesi idi.”

Kurtuluş savaşının kazanılması her yerde olduğu gibi Türkistan’da da çok büyük bir sevinçle karşılanmıştı; “Hemen camiye koştum. Yüzlerce muvahhidin sevinç gözyaşı dökerek Rabbülalemine münacatta bulunuyor, secde-i şükrana kapılıyorlardı.” “Herkesin ağzında; “Halife ordusunun ve onun vekili Gazi Mustafa Kemal’in ismi dolaşıyordu.”

RUSYA’DAN TEKRAR AYRILIŞI
“Türkistan-ı Çini’ye” yaptığı seyahatten dönen Abdürreşid Efendi, Kremlin’deki idarecilerle(Lenin, Stalin vs) yakın ilişkiye girerek onların şerrinden Türk halkının zarar görmemesine çalıştı. Ama Bolşevik idarenin gittikçe Rus şovenizmine dönüşmesi ve iyice kanlanması üzerine Rusya’dan ayrılmak zorunda kaldı. Türkiye’ye iltica edip Konya’nın Cihanbeyli ilçesinin Böğrüdelik köyüne yerleşti.

Ama dediğimiz gibi onun gibi bir entelektüelin bir köy hayatına sıkışıp kalması mümkün değildi. Onu yine bu gönüllü sürgün döneminde(1925-1933) İslam dünyasının problemlerini dile getiren eserler kaleme alırken, Türkiye’nin değişik illerine ve Mısır, Hicaz gibi yerlere seyahat ederken görürüz.

Mesela 1925’in son günlerinde onu Anadolu’da görüyoruz. Merhum Tahir-ül Mevlevi, hatıratında Ankara İstiklal mahkemesinde yargılanmak üzere trenle İstanbul’dan giderken bir durakta onunla karşılaştıklarından bahsetmekte; “Tren İzmit’e bir müddet durdu. Yolculardan bazıları vagonlardan inip lokantaya gittiler. Bizim için imkan olmamakla beraber hacet de yoktu. Akşam üstüne doğru duraklardan birinde Tatar seyyahı, meşhur Abdürreşit efendi bizim vagonun önüne doğru gelmişti. Nazarlarımız karşılaştı. Göz ile aşinalık, elleri ile dua işaretinde bulundu. Adamcağızın halimizden müteessir olduğu belli idi Allah razı olsun. ”

JAPONYA HİCRETİ
Türkiye’de ailesi ve dostları arasında güzel günler geçirmesine rağmen onun aklı fikri İslami hizmetlerinin ilk tohumlarını attığı Japonya’daydı. Ona göre eğer Japonlar İslamı kabul ederlerse dünya Müslümanları Japon imparatoruna biat eder ve yeni hilafet merkezi Japonya olabilirdi.

1933 senesinin Ağustos ayında İstanbul’dan yola çıkan bu yaşlı arslan 12 Ekim’de Tokyo’ya vardı. Japonya halkı onu büyük coşku ile karşıladı. Japon basını da büyük ilgi göstererek, kendisi ile Müslüman dünyasını durumu ile ilgili çok sayıda röportaj yaptılar. (Not; Alem-i İslam’ın ilk cildinde anlattığı gibi Tatar halkının Japonlara çok özel bir sevgisi vardı. Japonlarda da bu sevgi Tatar milletine karşı bulunmaktaydı. Sayın İlhan Mansız’a Japonya’da duyulan ilgi de bunun da rolü olsa gerektir. O da Eskişehir’e yerleşen bir Tatar ailesinin evladıdır.)

Japonya’da hızla İslami hizmetin başına geçen Abdürreşid Efendi Tokyo’da bir büyük camii açılmasına vesile oldu ve buranın fahri imamlığını yaptı.(1937) İslam dininin Japon idaresi tarafından resmen tanınmasını sağladı. Bu ülkede yaşayan Tatar halkının sorunlarını çözmekle uğraştı. Sesi kesilinceye, elinden kalem düşünceye kadar İlâyı kelimetullah için çaba gösterdi ve arkadan gelen bizlere bir Müslüman’ın azminin neler yapabileceğine şanlı bir örnek oldu.

VEFATI
Ve nihayet 17 Ağustos 1944’de arkasında büyük bir iz bırakarak, güzel bir insan olarak beka diyarına göç etti. Bu onun son seyahatiydi.. Vefatı gerek İslam dünyasında, gerekse ikinci vatanı bu şirin ülkede büyük üzüntü ile karşılandı. Japon devlet radyosu ve diğer basın organları tarafından bu elim haber her yere duyuruldu. Cenazesine iştirak etmek isteyenlerin çokluğu üzerine üç gün bekletildikten sonra büyük bir törenle toprağa verildi.

Cenab-ı Hakk onun azminden, gayretinden, hamiyetinden bir nebze olsun bize de lütfetmesi dua ve recalarımızla kendilerine Mevla’dan sonsuz rahmetler dileriz. Bu gün o Tokyo’da “bir tapu senedi” mesabesindeki mezarında bizden gayret, fedakarlık, feragat, beklemektedir. Tıpkı emsali büyüklerimiz gibi…

FİKİRLERİNDEN BİR DEMET
***Kendisi gibi bir seyyah olan İbn-i Batuta için şunu diyor; “Rahmetli çok büyük hizmet etmiş. O zamanda bu kadar hizmet harikalardan sayılsa değeri vardır.”

*** “Bir adam hep hayır sahibi olamaz. Ve bir adam hep fena da olamaz.”

***Zamanının modernistleri hakkında şunları yazmakta; “Zamanımızın alimleri, bilmem dünyanın nesi zannolunan Cemaleddinler, Abduhlar, Nedimler hiç şüphesiz o esaretin kurbanı olarak inhirafa (bozulmaya) mecbur olmuşlardır. Daha biraz açık söylemek icap ederse , bugün mevcut olan sarıklılardan çoğunun batı felsefesi karşısında mağlup olarak , geri dönüşe mecbur olmaları yine o fikir esaretinin kötü neticesi olarak, İslam felsefesinden mahrum olmalarındandır.”

***”İslam garip olarak dönecek” hadis-i şerifini tekrar eder de, hadis-i şerifin son cümlesini hatırlamayız. Halbuki sonu “O gariblere ne mutlu! Onlar insanların bozduklarını ıslah ederler, düzeltirler” Her ne sebeptense, biz hep ümitsiz tarafını hatırlamakla müptela oluyoruz. Hadisin sonunu söyleyen bir Müslüman bulunamıyor. ”

Mehmed Akif merhum da bazı tembel hocaların bu hadisi delil göstermelerini şöyle tenkit ederek , onları şöyle konuşturur;

“Memleket mahvolacak, mahvolmayacak..Baştakiler
Düşünürler onu, mevcut ise bir çare eğer.
Gelelim dine, ne mümkün çalışıp kurtarmak?
Bede- ed- dinü gariben (din garib başladı) … sözü elbet doğru çıkacak. ”

*** “Cehaletin neticesi hacalettir.” (utanma)

*** “Fikir ihtilafı her zaman olmuş, olacak ve olmalıdır.”

*** “Yabancı memleketlerde gezen seyyahların bilgileri hiçbir vakit tam olmaz.”

*** “Japonlarda ve Çinlilerde otuz altı bin hiyeroglif şeklini muhafaza için cemiyetler kurarlar. Japonya’da Hiyeroglif Muhafazası Cemiyetinin bir buçuk milyon üyesi vardır. İşte milletler birbirinden bu şekilde ayrılırlar. Milli hamiyet nedir? O da bu bizim ufak sandığımız şeylerde ihtimam göstererek ortaya çıkar, şarlatanlıklarla değil.”

***Bizde nedendir, din ve şeriat hainleri her zaman din perdesi altına girmeyi daha uygun bulurlar.

*** Yazıklar olsun ne hale geldik. Değil yabancıları davet etmek, aksine gençlerimizi Müslümanlıktan nefret ettirmek ufacık bir bahane ile ceddinden Müslüman olan kardeşlerimizi kafir ilan etmek adeta ulemamızda sanat oldu.”

***Batılıların İslam dünyasında açtıkları kolejler hakkında görüşü; “ Bunlar ve benzerleri Osmanlı ülkesinden yabancılar tarafından açılmış mekteplerin hiçbirisi bizim hayrımıza açılmadığını anlamayan bir tek müslümanın bulunacağını zannetmem.”

“Er yiğit sözünün sahibi olur. Sözüne sahip olmayanlar isteklerinden devamlı mahrum olurlar.”

-KAYNAKLAR-

1-Abdürreşid İbrahim- İsmail Türkoğlu-Diyanet Vakfı Yayınları-Ankara-1997
2-İslam Ansiklopedisi- Cilt-1-İFAV Yayınları-İst-1988
3-İslam Dergisi- Sayı: 10-11(Hızaloğlu Mustafa Zihni)-1958
4- Mehmed Akif Külliyatı-İ. Hakkı Şengüler-Hikmet Neşriyat
5- Safahat-M. Akif Ersoy-Tertip: Ömer Rıza Doğrul-İnkılap ve Aka Kitapevleri-İst- 1966
6-Safahat-Neşre Hazırlayan: M. Ertuğrul Düzdağ- Çağrı Yayınları-İst-1999
7-Alem-i İslam(2 cilt)-Abdürreşid İbrahim-(Hazırlayan: Mehmed Paksu)-Yeni Asya Yayınları- İst: 1987
8-Matbuat Alemindeki Hayatım Ve İstiklal Mahkemeleri- Tahir-ül Mevlevi- Nehir Yayınları- İst: 1991
9-Hayatım, Hatıralarım- Mehmed Kırkıncı-s:203-Zafer Yayınları-İst-2004(1. Baskı)
10- Dağarcık-2-Mustafa İslamoğlu- Denge Yayınları-İst-1998
11- Muhâkemat- Said Nursi-Sözler Yayınevi- İst-2000

12-Mehmed Akif Hakkında Araştırmalar-M. Ertuğrul Düzdağ-İFAV Yayınları-İst:1987

13- Kimse Kızmasın, Kendimi Yazdım-Hasan Cemal-Doğan Kitapçılık-İst-1999

Salih Okur
——————

(*) 1905’te Rus –Japon savaşında deniz muharebelerinde Rus donanmasını tersyüz eden ünlü Japon amirali.
*** Süleymaniye Kürsüsünde adlı şaheserde Mehmed Akif’in konuşturduğu vaiz; Abdürreşid İbrahim’dir.

mico_tasarım

Degerli Kardeslerim, seneler önce 50 kardesimize arada mektub gönderirdim. Sonra bu durumu terkettim. Bugün size bu mektubu göndermeyi arzu ettim.

Muzaffer Alev  Kopenhag  www.esir.webbyen.dk    www.islamidavet.wordpress.com

Degerli Kardeslerim, bu sene yazin Türkiyede Merzifon’da 2 aylik iznimde okudugum kitaplardan ikisini sizlerede tavsiye ediyorum. Okumak icin cevrenizden temin edemezseniz satin almanizi rica ediyorum.

1. kitap :   “Endülüsten ispanyaya”  Diyanet isleri teskilati nesretmis. ince bir kitap. Arap-berberi meselesi ayni bu gun ki Türkcülük – Kürdcülük meselesi gibi. Malumunuz Büyük Osmanli ecdadimiz Türkcü veya Kürtcü degildi. Sadece samimi müslümandi. Büyük Selcuklu’yu ve Büyük Osmanliyi yikmak icin haclilar hep calistilar. Sonunda basardilar. Araplar ispanya’ya geldiginde ispanya da sadece birkac tane papaz okuma yazma biliyormus. ispanyollar ve avrupalilar cok cahilmis. 800 senelik Arab hakimiyeti sirasinda  ispanyollarin %50 si müslüman olmus. Yazar diyor ki:

- 800 senelik Endülüs islam medeniyeti yikilmadan 20 sene evveli deselerdi ki Endülüste 20 sene sonra hic müslüman kalmayacak, kimse inanmazdi.

Dünya müslümanlarinin simdi ayni durumda olduklarina inaniyorum!

Endülüsten ispanyaya kitabi:   http://www.idefix.com/kitap/endulusten-ispanyaya-sempozyum/tanim.asp?sid=XLH5DYED814U8VI5K1PF

2. kitap :    “Aciklamali Mehmet Akif Külliyati”   10 ciltlik cok güzel bir kitap serisi, bilhassa son cildini ilk olarak okumanizi tavsiye ederim.  :  Büyük Osmanli Ecdadimizi tanimamiza yardim edecektir.

http://urun.gittigidiyor.com/MEHMED-AKIF-KULLIYATI-Aciklamali-10-CILT-TAKIM_W0QQidZZ23970750

http://www.nadirkitap.com/aciklamali-mehmed-akif-kulliyati-10-cilt-takim-kitap699374.html

http://www.google.dk/#hl=da&q=aciklamali+mehmet+akif+k%C3%BClliyati&aq=&aqi=&aql=&oq=aciklamali+mehmet+akif+k%C3%BClliyati&gs_rfai=&fp=868d2f6dea423984

http://www.google.dk/#hl=da&q=%22aciklamali+mehmet+akif+k%C3%BClliyati%22&aq=f&aqi=&aql=&oq=%22aciklamali+mehmet+akif+k%C3%BClliyati%22&gs_rfai=&fp=868d2f6dea423984

 

Risale Haber’in bir haberine yazdigim ziyaretci mektubu;

Türkiye deyince akıllara Said Nursi geliyor :

Allah islam’i Korusun:   http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=88010

Tubanur Kardesim, acizane bende 1963 ten beri nur davasinin icindeyim. istanbul ve ankara da üstadimizin bazi son talebelerinin yaninda bulundum. 40 senedirde Kopenhagdayim.
Sizin icinde bulundugunuz durum Abdurresid ibrahim’i hatirlatti bana:  

 http://www.davetci.com/d_biyografi/biyografi_abdurresidibrahim.htm ) 

Yeni Asya Yayinlarinin nesrettigi “islam Alemi” (alem i islam) kitabini 25 sene önce okudugumda, Büyük Osmanli alimi Abdurresid ibrahim’e hayran olmustum.

Japon ilim adamlari Abdurresid Ibrahim’in konferenslarina cok ilgi gösteriyorlardi. Büyük salonlari dolduran Japon Profesörler Abdurresid ibrahim’i dikkatle dinliyorlar ve cok alkisliyorlardi.  Sonralari hissettim ve anladim ki Japonlar bunu Japon-Cin savasinda, Osmaliyi Cin’e karsi kullanmak icin yapmislar!

Sevgili Peygamberimizden beri Arab Kardeslerimiz, Büyük Selcuklu ve Osmanli ecdadimiz (1000 sene) islamin bayraktarligini yapmis. Hilal hacli kavgasi hic bitmemis.

Bu günki durumda ayni. Bütün dünyada ki müslümanlar 90 senedir esir ve Esir müslümanlar, esirlikten kurtulmak icin cirpiniyorlar. Haclilar ve siyonistler gizli tiyatro senaryolariyla islami yok etmek icin gizli ve acikca savasiyorlar!
Muzaffer Alev Kopenhag   www.esir.webbyen.dk

 

Muzaffer Alev
Tubanur Kardesim, acizane bende 1963 ten beri nur davasinin icindeyim. istanbul ve ankara da üstadimizin bazi son talebelerinin yaninda bulundum. 40 senedirde Kopenhagdayim. Sizin icinde bulundugunuz durum Abdurresid ibrahim’i hatirlatti bana:Yeni Asya Yayinlarinin nesrettigi “islam Alemi” kitabini 25 sene önce okudugumda Büyük Osmanli alimi Abdurresid ibrahim’e hayran olmustum. Japon ilim adamlari Abdurresid Ibrahim’in konferenslarina cok ilgi gösteriyorlardi. Cok alkisliyorlardi. Sonralari anladim ki Japonlar bunu Osmaliyi Cin’e karsi kullanmak icin yapmislar. Peygamberimizden beri Arab Kardeslerimiz, Büyük Selcuklu ve Osmanli ecdadimiz islamin bayraktarligini yapmis. Hilal hacli kavgasi hic bitmemis. Bu günki durumda ayni. Esir müslümanlar, esirlikten kurtulmak icin cirpiniyorlar. Haclilar ve siyonistler gizli tiyatro senaryolariyla islami yok etmek icin savasiyorlar
Muzaffer Alev Kopenhag
12 Ekim 2010 Salı 16:07
 

  Baba Ali : English-Türkçe: http://findallvideo.com/tag/ardekani

    good.gifclapping.gif

 19 / 12 – 2007 Carsamba Günü Kurban Bayrami namazi saat 9.30 da kilinacak.

Gencler ve genc kizlarimiz,  Kopenhag’da 15 bin Müslüman kardesinizle Bayram Namazi kilmak ister misiniz?
Kopenhagda Cocuklar icin Tivoli (Panayir) Eglenceli Bayram Namazi:
Kopenhag ve civarinda yasiyan genc erkek ve kizlarimiz, hattta Anneler, babalar dahil bütün aileler, caninizin bir parcasi sevgili  cocuklarinizla “Eski Ellebjerg istasyonundaki Valby Hallen” de kilinan Ramazan ve Kurban Bayrami namazlarina gitmeyi arzu edermisiniz? 12 bin kisinin senelerdir kildigi Bayram namazlarinda güzel islami konusmalar yapiliyor. Namaz sonrasi, cok güzel ve büyük bir Tivoli (panayir) kuruluyor. Binlerce Müslüman Cocuklari ikindi namazina kadar cilginca egleniyorlar. Kebab, felafil, gazozlar ve tatlilar satiliyor. Maalesef Danimarka televizyonlari gelip cekim yapiyorlar ama kasitli olarak dogru dürüst göstermiyorlar. Hile yapiyorlar. Türkiyeli Müslüman kardeslerimizin haberi olmuyor! Zaten arab kardeslerimize düsman yapilmislar. Türkiyeliler, siz en iyi Müslümansiniz! diye kandirilmislar. Her sene bir ay ilkokullarda ve televizyonlarda Müslüman Cocuklarina uydurma Noel (jul) sevdirilmektedir. Müslüman cocuklarinin hemen hemen hepsi 9-10 senelik ilk okullarda Hiristiyanlik dersine girmektedir! Santa Lucia cocuklar icin Hiristiyan ayinine katilmaktadir! Lütfen sizlerde senede iki defa sevgili cocuklarinizi bu eglenceli Bayram Namazlarina götürerek Yüce Dinimiz islamiyet hakkinda hayatlari boyunca zihinlerinde güzel resimlerin kalmasini saglayiniz. www.wakf.com  sitesinde “Kontakt os” ve “aktiviteter”i tikliyarak telefonla bilgi edinebilirsiniz.
Tekrar yaziyorum, Danimarkada yasiyan Türkiyeli  Müslüman Cocuklarin cogu kendi arzulariyla ve ebeveynlerinin müsadeleriyle ilkokullarda Hiristiyanlik dersine girmektedirler. islamiyet hakkinda hicbir bilgileri yoktur. Kur’ani Kerimi okumayi ögrenmeleri kafi degildir. imam efendilerin islam dinini ögretme yetkileri yoktur. Sadece namaz kildirabilirler ve cocuklara haftada 2 saat Kurani Kerimi okumayi ögretme müsaadeleri vardir. Bu müsaade Cocuk basina haftada bir-iki dakikadir! Türkiyeli cocuklar, gencler, babalar ve annelerle yaptigim arastirmaya göre: Hadis nedir?  Kurani Kerim hakkinda iki cümle söyler misiniz sorularima cevap verememektedirler! Müslüman Kardeslerimi uyanmaya, birlige, kendi aralarinda beraber calismaya, sevgili yavrularina yüce dinleri güzel islamiyeti ögretebilmek icin cok gayret etmeye davet ediyorum. Avrupada ve Türkiyede, dolayisiyle Danimarkada islami Kütüphane kurup evlere ödünc islami-ahlaki cocuk kitablari, kasetler, cd ve dvd ler, filmler vermek yasaktir. Veya seytanca mani olunur.  Kardeslerim, ya hep beraber dinimizi ögrenip yasayacagiz, dünya ve ahirette huzur bulacagiz veya hep beraber perisan olacagiz. Ishøj Camisinde 12 yasinda bir Türk Cocuguna Süleyman Hoca (görevi bitti) Kurani Kerim harflerini okumayi ögretirken  -Rabbin kim?  diye sormus. Hristiyanlik dersi alip Hiristiyan ilahilerini dahi bilen cocuk cevap vermis. -isa!  Ne diyelim? insanlar cehenneme bu dünyadan odunlarini götürürlermis! Gencler, Büyük Ecdadin (dedelerin) Büyük Selcuklu ve Büyük Osmanli zamaninda bizler, 1000 sene dünyayi sevgi, sefkat, irfan, hikmet ve adaletle idare edip dünyaya huzur verirken, imamlara cok deger verilirdi. Basta Büyük Padisahlarimiz ve mübarek halkimiz imamlari herkesten fazla severlerdi. Türkiyemizde ve yurddisinda 85 senedir imamlar maalesef gerici, yobaz, öcü, tehlikeli insan olarak gösterilmektedir bizlere. Bu sebeple imamlarin hicbir yetkileri yoktur. Mesela Türkiyemizde 15 yasindan kücük cocuklarin yaz tatilinde bir ay manasini anlamadigi Kur’ani Kerimi okumayi ögrenmesi yasaktir. Yaz tatili haricinde tamamen yasaktir. Yani okuldan cikan cocuk eve gelirken mahallesinin camisinde abdest alip ikindi namazi kilsa, namaz sonrasi imam efendi biraz nasihat ve islami ders verse güzel olmaz mi? Türkiyemizde Dans, Müzik, Bale egitimi 5 yasinda baslamaktadir! Tesvik edilmektedir! Okul sonrasi cocuklar ve gencler Camiye gelip imam efendilerden islami ders alamazlar. Cünki bütün imam Efendiler öcü ve tehlikeli insanlar olarak gösterilmektedirler. Bütün Dünyada, Avrupada, Danimarkada da imamlar öcü ve tehlikeli insanlar olarak kabul edildigi icin sadece haftada 2 saat, 50 kadar cocuga 1 veya 2 dakika manasini anlamadigi Kur’ani Kerimi okumayi ögretme izni vardir. Sadece Kurani yüzünden manasini anlamadan okumakla insan islamiyeti ögrenmis olmaz. Anne ve babalar yasaklar yüzünden cocukluklarinda, onuda ögrenemedigi icin evlatlarinin islamiyeti ögrendigini sanmaktadirlar. Kandirilmaktadirlar! iyi ve bilgili Müslümanlara düsman edilmektedirler. Bu sebeple Türkiyeli cocuklar geri zekali, basarisiz, salak, manyak, ahlaksiz, dinsiz, sigaraci, esrarci olmaktadirlar. Türkiye insani Avrupada da, islam düsmanlarina dost, zavalli birazcik dindar Müslümanlara düsman yapilmistir. Diyanet Camilerine, kahvehanelere, müzik ve spora  giden, yönlendirilen insanlarimiz okumiyan, cahil insanlar yapilmislardir! Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed bir hadisinde (sözünde) :  – Gercegi bildigi halde söylemiyen dilsiz seytandir, demistir. insanimiz susan dilsiz seytanlar yapilmak mi istenmektedir?  Para kazanmak, zengin olmak, gösteris yapmak, dedikodu yapmak, yüce dinimizden farkina vardirilmadan yavas yavas uzaklasmak seytani oyunlarla hizla tesvik edilmektedir. Bir misal: 30 yaslarindaki Kopenhag – ishoej de yasiyan Bilal Demir isimli genc anlatti. Kopenhagda yasayan bir akrabasi Konyali Hanim, Yahovacilardan Allah Razi olsun! oglumu adam ettiler. Eve gelmezdi, bize kötü davranirdi, kötü aliskanliklari vardi. Simdi güzel bir iste calisiyor. Bize cok hürmet ediyor, diyor!  Yine tekrar belirtiyorum, Danimarkada Hemen hemen bütün Türkiyeli cocuklar 9-10 senelik ilk Okulda Hiristiyanlik dersleri aliyorlar. Hicbir islami ders almiyorlar. Aldiklarini zannediyorlar. Kandiriliyorlar. Hadis nedir? Kur’an hakkinda iki cümle söyler misin? sorusuna sadece cocuklar degil, Türkiyeli gencler, anneleri ve babalarida cevap veremiyorlar. Sadece dedikodu yapmayi, gencler ve cocuklar, ahlaksizligi biliyorlar okadar! Yüce dinimizden, yüce ahlakimizdan, irfanimizdan, hikmetimizden, kerametimizden, islam, Büyük Selcuklu, Büyük Osmanli tarihimizden hic haberleri yok. Canimiz genclerimize ve zeki cocuklarimiza Diyanet isleri Baskanligimizin nesrettigi 32 cilt Diyanet Ansiklopedisinden, islamî ve tarihî ders vermek yasaktir. Müslüman cocuklarina Yüce Dini ve Serefli islamî Tarihi ögretilmez. Kandirilirlar. Batili Vampir, Vahsi sömürgegecilerin 90 senedir seytani hile ve oyunlarla geri zekali yaptigi Müslüman Kardeslerimiz bu yazdiklarimi anlamaya calismalilar. Cocuklarini ahlaksizliktan, geri zekali Nevyork Harlem zencisi olmaktan, Cehennem atesinden korumak icin para harciyarak careler aramalarini rica ediyorum. Mesela halkimiz pekala cocuklarinin dinini, okul derslerini  ögretmek icin parayla ögretmen tutup Cenneti kazanabilirler. Melek gibi güzel Müslüman cocuklar yetistirebilirler. Halkimiz, dindar ve bilgili Müslümanlara düsman edildikleri icin yapamazlar! Hepimiz icin dualar ediyorum.  Aciz Kardesiniz Muzaffer Alev 11.12. 2007 ishoej – Kopenhag   Danimarka…
Not: Diger bir Danimarkaca Namaz Abdul Wahid Pedersen  ile  http://www.islam.dk/   Nørrebroda,  KORSGADEHALLEN DE  Saat  9.00 da Bayram Namazi kilinacaktir. Yaniniza Seccade veya üzerinde namaz kilacak bir örtü bulundurunuz.
 
good.gif   Bayramsa bayraminiz mübarek olsun (Müzikli) :   http://www.youtube.com/watch?v=0IbEYMhn0Yk&feature=related
 good.gif  Diriliş Muştuları, Baş Örtüsü :  http://www.youtube.com/watch?v=CZTSUK17TnE&feature=related

Kategoriler

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.